Cuma günü Hamam önü
Günümüzde Ergenekon Caddesi ile Halaskargazi Caddesi’nin kesişiminde yer alan Ramada Otel’in olduğu yerde eskiden bir hamam vardı. Zaten bir dönem bu civara bundan mütevellit “Hamam” da denirdi. İşte Mehmet Selahattin’in tramvayın Kurtuluş Caddesi’ne sapacağı yer dediği, kondüktörün ise ‘Hamam!’ diye seslendiği yer burasıydı.

Geç tarihli bir fotoğraf: Solda, köşede hamam henüz yıkılmamış
Buradaki gazinonun önüne oturan yazarımız cuma günü kalabalığından bahsederek geleni geçeni izler, adeta çekiştirir. Kurtuluş’a gelmeden önce ise Fatih’in tenhalığından dem vurur. Gün aynı gün; bir tarafta in cin top oynarken diğer tarafta iğne atsan yere düşmüyor. Bu tezatın ortak noktası ise günlerden cuma oluşu.
Birçok kişiye cuma gününün tatil olması tuhaf gelebilir. Çünkü henüz 1935 yılındaki Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanun çıkmamıştı. Bu tarihe kadar hafta tatili günü dini açıdan ele alındığı için cuma günüydü. Dolayısıyla cuma günleri İstanbullular kendisini dışarıya atar, gezer tozardı. Zaten Mehmet Selahattin’in Milliyet gazetesindeki yazı dizisinin adı da -en azından ilk başlarda- bu yüzden “İstanbul cuma günleri nasıl eğleniyor?” ismini taşıyordu.
1935’e gelindiğinde ise “Cumhuriyet’in ilanıyla tamamen garp medeniyetine doğru yürümekte olduğumuz bir sırada artık Şark’a bağlı” kalamazdık. Hem bu yüzden hem de ekonomik nedenlerle bu “köhne kanunu” değiştirerek cumadan pazara doğru medenileştik!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Tatavla'dan Kurtuluş'a, İstanbul-Prag hattı, rüzgar gibi geçen otomobiller, kürkü için çalınan kediler
30 Kas 2021

İLGİLİ OKUMALAR


