Gender
, toplumsal cinsiyet durumlarını iş dünyasından günlük hayata, sanattan tarihe birçok noktadan irdeliyor.
Ekonomik Hayatın Şiddete Yansımaları
Mert Bekçi
Bildiğiniz gibi şiddetin binbir türlü hâli var. Bunlardan en çok görüneni, belki de en somut olduğu için fiziksel şiddet. Gelgelelim bunun hemen yanında biten psikolojik, sözlü, yazılı, siber şiddet tipleri de bulunuyor. Bunların tespiti ve toplumsal cinsiyet eşitliği noktasındaki çalışmalara dâhil edilmesi önemli bir kazanım. Bir diğeri ise karşımıza ekonomik şiddet olarak çıkıyor. Yalın bir şekilde söylemek gerekirse ekonomik şiddet: Bir kişinin kendi ekonomik kaynaklarını, varlıklarını karşı taraf üzerinde baskı kurmak amacıyla kullanması demek. Bir maddi güç ve üstünlüğe işaret eden bu şiddet türünü gerçekleştirenler, ekonomik ve finansal varlıklarını karşı tarafı kontrol etmek, kısıtlamak, yönlendirmek ve ona söz geçirmek amacıyla da kullanabiliyor. Kadınların çalışmasına, meslek edinmelerine ya da okul veya kurslarını bitirmelerine engel olmak ekonomik şiddet alanındaki yaygın örnekler. Böylece “ev hanımı” olan kadınlar, ücretsiz ev içi emekleri ile de aile “şirketleri” için ömür boyu çalışabiliyorlar. Kadınların birikim yapmasına, hesap açmasına engel olmak da yine bu şiddetin tipik durumlarından bazıları. Burada da daha çok kadınlar dezavantajlı konumdayken, ekonomik şiddete başvuranlar erkekler olarak belirleniyor. Diğer şiddet tiplerine benzer şekilde burada da amaç çoğunlukla kadınları bir şekilde kontrol etmeye, onları kısıtlamaya çalışmak. Bunun arkasında yatan bir dizi neden sıralayabiliriz fakat belki de en önemlilerinden biri kendi ayakları üzerinde durabilen, kendi parasını kazanan kadınlardan korkmaktır. Kapitalist ekonomi sistemi içerisinde hayatımızı belirli standartlar içerisinde sürdürebilmek için para kazanmaya, bunun için de çalışmaya itildiğimize göre, bunu erkeğin yaptığını, kadının ise yapamadığını düşünün. O hâlde mağdurun çok daha fazla savunmasız hâle gelmesine neden olabilen ekonomik şiddet, hatta ve hatta diğer şiddet biçimlerinin uygulanmasına bile sebep olabilir. Yaklaşık 1,5 milyar yoksulun, günde 1 dolarla ya da daha azıyla geçinen insanların olduğu dünyamızda bu oran daha çok kadınlardan oluşuyor. Günde 1 dolar kazanan 1,5 milyar insan olması başlı başına adaletsizliği körüklerken, bu yoksulluğu daha çok kadınların yaşaması da işleri kolaylaştırmıyor. Fawole (2008) ve Tolman ile Wang (2005) gibi araştırmacıların çalışmaları da ABD özelinde önemli noktalara ışık tutuyor. Buna göre Amerika Birleşik Devletleri’nde şiddet uygulayanlar, para kazanmasını engellemek için kadınların kıyafetlerine zarar verme, iş yerine giderek sorun çıkarma gibi yöntemlere başvuruyor. Dünya genelinde de kadınların maaşlarının erkeklerinkinden %20 oranında daha düşük olduğuna yönelik araştırmalar mevcut. 2009 tarihli bir kongrede sunulan, Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden Dr. Özlem Can Gürkan ve Msc. Fatma Coşar tarafından yapılan araştırma da kaynak ağını genişletmek isteyenler için önemli bir çalışma. Kadınlara yönelik sosyal politikaların, iş hayatına adapte etme çabalarının her türlü ideoloji ya da günün şartlarının üstünde bir yerde konumlandırılması bu açıdan oldukça önemli. Mesela kooperatiflerde kendi el emeği ürünlerini satan kadınların artışı ya da bu mesleği yapan kadınlara yönelik bilinç artışı bunlardan biri. Meslek edinme kursları ile farklı pek çok sektörden işletmenin organize olabildiği, birbiri ile iletişimde kaldığı bir sistem de geliştirilebilir. Özellikle düşük eğitim seviyesindeki görece ileri yaştaki kadınlar için meslek edinme kursları gerçekten önemli bir fırsat yaratmalıdır. Yine bu noktada kadınların girişimlerini destekleyecek finansal çözümler, hem özel sektör hem de kamu sektörü tarafından çok daha fazla şekilde desteklenebilir. Tabii ki başarı hikâyelerinin gerek konvansiyonel gerek sosyal medyada iyi bir şekilde tanıtılması da ekonomik özgürlüğünü eline almak isteyen kadınlara güç verecektir. Bu açıdan tüm bunlar birbiri ile koordineli bir şekilde çalışarak ekonomik şiddetin karşısındaki en önemli güç olabilir. Günün sonunda, arabasına atlayıp rastgele gidebilecek -burada ekonomik özgürlüğe vurgu yapılmaktadır- kadın sembolü, toplumsal cinsiyet eşitliği ve daha adil bir dünya için oldukça mühim.
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto!'da öne çıkan içerikler ve editörlerin favorileri burada!
04 Ara 2021

İLGİLİ OKUMALAR


