Muhitin tüm çocuklarının yaş ayrımı olmaksızın aynı sınıfta eğitim gördükleri köy okullarını bilirsiniz. Yeni araştırmalar, aslen imkanların kısıtlı oluşu yüzünden uygulandığı görüşüne sahip olduğumuz bu karma modele yeniden bakmamız gerektiğini söylüyor.Görsel

Muhitin tüm çocuklarının yaş ayrımı olmaksızın aynı sınıfta eğitim gördükleri köy okullarını bilirsiniz. Yeni araştırmalar, aslen imkanların kısıtlı oluşu yüzünden uygulandığı görüşüne sahip olduğumuz bu karma modele yeniden bakmamız gerektiğini söylüyor.

Görsel: Aydın Akademi

İnsan yavrusu, avcı toplayıcı toplumdan endüstriyel topluma kadar, yani evrimsel açıdan baktığımızda çok ama çok uzun bir süre, zamanını mensup olduğu topluluktaki her yaştan diğer çocuklar ile birlikte oynayarak ya da bazı görevler üzerinde çalışarak geçirdi. Çocukları toplayıp, yaşlara göre gruplayıp okullara kapatmamız ve zamanlarının çok büyük bir kısmını yetişkin gözetiminde ve yetişkinlerce planlanmış şekilde geçirmeye zorlamamız henüz birkaç yüzyıllık bir geçmişe sahip. Öncesinde çocuklar başlarında bir yetişkin olmadan, her yaştan başka çocuklarla serbestçe oynuyor ya da kendilerine verilen küçük görevleri yerine getiriyorlardı. Topluluk içinde diğer çocuklardan ve yetişkinlerden öğreniyorlardı, sosyal öğrenme en temel eğitim biçimiydi. İnsan denilen varlığın hayatta kalmak için işbirliğine muhtaç olduğunu düşündüğünüzde bu, çocukların beraber yaşamayı öğrenmeleri için ideal bir ortam. Çocuk hem kendi varlığını sürdürmek için ihtiyaç duyduğu imece, grup içinde var olma, başka insanlarla sağlıklı ilişkiler kurma gibi beceriler kazanıyor hem de tüm çocukların bu becerilerle donanması sayesinde sağlıklı bir şekilde işleyen toplumun devamı garanti ediliyor.

Görsel: Okul.com.tr

Peki şimdi? Çocukları kapalı sınıflarda bir yetişkin hakimiyetinde öğrenmeye zorlandıkları, birbirleriyle sadece teneffüs adını verdiğimiz 10’ar dakikalık dilimlerde oynayabilecekleri, okul dışı zamanlarını ödev, test ve kurslarla doldurduğumuz bir hayata mahkum ediyoruz. Üstelik gittikçe küçülen aileler sebebiyle çocuklar daha az kardeş, daha az kuzen; kopan komşuluk bağları yüzünden daha az çocuk, akran ve arkadaş ile, yalnızlaştırılmış bir yaşam sürüyorlar. Aile büyüklerini daha az görüyor, geniş insan topluluklarından mahrum yaşıyorlar. Bu da sosyal öğrenme bağlamını fakirleştirip, öğrenme çeşitliliğini azaltıyor. Çocuklar yaparak öğrenme, görerek öğrenme ve deneme şanslarından yoksunlar.

Bu sistemin gerçekten işe yaradığına emin miyiz? Çocuklar sınavdan sınava koşturuyor, bu tempoyu kaldıramadıkları için strese girip fiziki ve ruhsal rahatsızlıklar yaşıyorlar. Sınav sonuçlarına göre gidecekleri okullar, edinecekleri meslekler belirleniyor. Meslek edindikten sonra iş bulma, iş bulduktan sonra geçinme derdine düşüyorlar.

Bravo, endüstri devrimi sonrasında gerçekten de ideal bir sistem kurmuşuz, öyle değil mi?

Görsel: Heredia

Puma ve Maya topluluklarındaki çocukları inceleyen bir çalışma, karma gruplar halinde serbest zaman geçirerek yaşayan bu çocukların izleyerek ve yaparak öğrenme, gözlemleyerek sonuç çıkartma, birbirine öğretme ve küçük toplulukları içinde bir sosyal düzen kurma gibi tecrübelerle “hayat bilgisi” edindiklerini ortaya koyuyor. Bu çocuklar her işlerini kendileri yapabiliyorlar ve tek başlarına kalsalar dahi hayatta kalmalarını sağlayacak bilgi ve beceriye sahipler. Peki bizim çocuklarımız?

Tüm günü grup içinde yetişkin gözetimi altında olmadan geçiren Puma ve Maya çocukları büyük çocuklardan organize olmayı, sorumlulukları ve ödülleri paylaşmayı ve sağlıklı bir şekilde rekabet etmeyi öğreniyor ve tolerans, koordinasyon, inisiyatif alma ve empati becerileri geliştiriyorlar. Peki bizim çocuklarımız?

Sizi bu soru ile baş başa bırakıp bir sonraki konumuza geçiyoruz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

İLGİLİ OKUMALAR