Size Dr. Brewer’ın kaygı üzerine yaptığı yeni çalışmadan bahsetmek istiyoruz. Dr. Brewer Brown Üniversitesi’nde psikiyatri alanında çalışıyor ve kaygıyı bir çeşit “bağımlılık” olarak adlandırıyor. Her bağımlılıkta olduğu gibi kaygıda da alışkanlığın devamını sağlayan bir ödül olduğunu, ödülün ne olduğunu anladığımızda ise kaygı sorununu çözebileceğimizi düşünüyor. Dr. Brewer teorisini ilk insanlar ve “hayatta kalma odaklı beyin” bakış açısından yola çıkarak açıklıyor

Size Dr. Brewer’ın kaygı üzerine yaptığı yeni çalışmadan bahsetmek istiyoruz. Dr. Brewer Brown Üniversitesi’nde psikiyatri alanında çalışıyor ve kaygıyı bir çeşit “bağımlılık” olarak adlandırıyor. Her bağımlılıkta olduğu gibi kaygıda da alışkanlığın devamını sağlayan bir ödül olduğunu, ödülün ne olduğunu anladığımızda ise kaygı sorununu çözebileceğimizi düşünüyor. Dr. Brewer teorisini ilk insanlar ve “hayatta kalma odaklı beyin” bakış açısından yola çıkarak açıklıyor: atalarımızın hatırlamaları gereken iki temel şey vardı: nereden yiyecek bulurum ve tehlikelerden nasıl korunurum? Yiyecek gördüklerinde (tetikleyici) onu yiyorlardı (davranış) ve mideleri beyne dopamin sinyali gönderiyordu (ödül). Yiyeceği nerede bulduklarını ve ne yediklerini akıllarında tutuyorlardı. Aynı durum tehlike için de geçerliydi: tehlikenin nerede olduğunu gördüklerinde unutmuyorlardı.

Görsel: Houston Methodist

Peki, bu teori kaygılanmak ve endişe ile nasıl ilişkili? Dr. Brewer diyor ki, endişe bir duygu, kaygılanmak ise bir davranış. Bir tehlike olduğunu düşündüğümüzde endişe hissediyoruz, bu noktada beynimiz devreye giriyor ve kaygılanma davranışını başlatıyor. Böylelikle var olduğunu düşündüğümüz “tehlike” hakkında bir şey yapmış oluyoruz. Beynimiz kontrolü elinde tutması gerektiğini düşünüyor ve tehlikeye verdiği cevap kaygılanma davranışı. Kaygılandığımız zaman “kontrolün bizde olduğu” hissiyatında oluyoruz. Yani, tetikleyici-tehlike, davranış-kaygılanma ve ödül ise “kontrol bende” duygusu.

Ama hiçbirimiz kaygılanıyor olmaktan mutlu değiliz öyle değil mi? Peki bu nasıl bir ödül? Dr. Brewer şöyle cevap veriyor: Tehlikeyi tespit ettiğinde beynimiz problem çözme moduna giriyor. Düşünmeye ve plan yapmaya çalışıyor, mevcut bilgileri kullanıyor. Ancak çoğunlukla pek fazla bilgi yok ve pek çok belirsizlik-bilinmeyen var. Bu durumda çözüm de bulunamıyor. Böylece beynimiz bir döngüye giriyor: ya şöyle olursa, ya böyle olursa, peki ya bu olursa? Bu, elimizde bilgi olmadığında kullandığımız bir savunma mekanizması. Dr. Brewer bu durumu arabanın motorunu çalıştırıp, el freni çekikken durmaksızın gaza basmaya benzetiyor, bir süre sonra motor yanıyor. Beynimiz durmaksızın sorular sormaya devam ediyor ve maalesef ki bu sorularla fazlasıyla meşgul olduğu için düşünmek ve plan yapmakta zorluk yaşıyoruz.

Görsel: Shutterstock

Kaygılanmak ödül temelli öğrenmenin bir sonucu. Dr. Brewer harika bir örnek veriyor: bir ergen ebeveynini düşünelim. Çocuğu akşam arabayı almış ve arkadaşlarıyla bir partiye gitmiş. Ebeveyn çocuğu eve dönene kadar endişe içinde bekliyor. Endişelerinin ve kaygılanmanın çocuğunun güvende olmasını sağlayamayacağını biliyor. Ama beyni sürekli şöyle söylüyor: tehlike var bir şey yap, bir şey yap. İşte o şey kaygılanmak. Kaygılandığı zaman “bir şey” yapmış oluyor, durum üzerinde bir çeşit kontrolü olduğu duygusu var.

Çalışmayı ilk okuduğumuzda müthiş bir aydınlanma yaşadık. Kendi zihnimizin oyununa geliyor, kontrol bende hissi uğruna stres ve bazı durumlarda da depresyonun kucağına düşüyormuşuz.

Bu teoriyi bilmek nasıl işimize yarayacak derseniz, kaygılanmaya başladığımızda durup zihnimize şöyle diyebiliriz: ne yapmaya çalıştığını biliyorum.

NEREDE YAYIMLANDI?

JurnalJurnal

BÜLTEN SAYISI

NVNYH? 22: Yeni yıl kararları, Robotlar, Kaygılar ve dahası...

Ne Var Ne Yok Hocam? 2022 de 22. sayısıyla sizlerle...

04 Şub 2022

ABCnews

İLGİLİ OKUMALAR