Duende'nin
Nazlı Toprak, Aposto'nun kültür sanat yayını son sayısında 29 Haziran'daki konserinden hemen önce John McLaughlin'le yaptığı söyleşiye dönüyor.
John McLaughlin ya da cazın kültürel zenginliği
Yazar: Nazlı Toprak
Caz-rock ve caz füzyon müziğin öncüsü John McLaughlin bu yıl 80'inci doğum gününü kutluyor, ancak gitarıyla hala bir yavaşlama belirtisi göstermiyor. "Meditasyon ve yoga olmadan günümü geçirmem” diyen gitar virtüözü, 29 Haziran'da 29.İstanbul Caz Festivali kapsamında müzikseverlerle buluşacak. Sanatçı ile 2019 yılındaki İstanbul konseri öncesi yaptığım kısa söyleşiyi hatırlayarak, “nehir-hayat” düşüncelerini yeniden gözden geçirdim.
Özgürlüğe açılan kapı
60'lı yıllarda yoga yapmaya ve müzikle yaşam arasındaki bağlantıyı düşünmeye başlayan sanatçı, “bir müzisyenin ruhsal hayatı zenginse, müziğinin de zenginleştiğine” inanıyor.
John McLaughlin, Stravinsky'nin “özgürlüğü, kısıtlamalar sayesinde bulmak” ilkesine sıkıca bağlı. Doğaçlama müzikte gerçek özgürlüğün ancak mükemmel bir disiplin ile sağlanabileceğine inanıyor. Uzun kariyerinde müzikal özgürlüğüne giden yolu bulmak için "geleneksel" ritim ve armoni anlayışını uyguluyor. McLaughlin, pandemi dönemindeki kısıtlı etkileşim ortamlarına rağmen dünyanın farklı coğrafyalarından müzisyenlerle elektrik cazını kendi anlayışları ile çalmanın yolunu buldu ve Temmuz 2021'de Liberation Time albümünü yayımladı.

Miles Davis & John McLaughlin
Kaynak: quillandpad.com
Miles Davis’in izinde
“Müzikte özgürlük deneyimini elde edebildiğinizde neşe ve güzelliği bulursunuz. Bütün müzisyenler de bunu bilir.”
John McLaughlin’in yola çıktığı 60’lı yıllar, müzik dünyasında özellikle de caz-rock ve caz füzyon türlerinde müzisyenlerden sürekli yenilik beklenen bir dönemdi. O ise, hayatla ilgili varoluşsal sorular sormaya ve cevaplar aramaya başladığı bu saykodelik dönemde, Doğu mistisizmi ve Hint kültürünün derinliklerini keşfetmeye yöneldi. Hint müziğinin usta doğaçlamacıları ve ritimcilerinden adeta büyülendi.
Caz müzisyenleriyle çalmasına rağmen gitar tonu geleneksel caz gitarının yumuşak tonunda olmadı. In a Silent Way, Bitches Brew gibi Miles Davis’in cazda çığır açan caz füzyon albümlerinde müziğin elektriklendirilmesine katkıda bulundu ve Miles, 1970’li yılların başında onu kendi grubunu kurmasına teşvik etti. Miles’a olan saygısını hep dile getirdi: “Müzisyenlerin bir yandan grup içinde kendileri olabilmelerini sağlarken bir yandan da kişiliklerini müzikle entegre edebileceklerini bana gösteren Miles olmuştur.”

Mahavishnu Orkestrası
Fotoğraf: David Redfern
Sentezde saklı hazine: Mahavishnu Orkestrası
Miles Davis’in cesaretlendirmesiyle kurduğu Mahavishnu Orkestrası’nın üyeleri arasındaki olağanüstü uyumun yanı sıra grubun tekniği, karmaşıklığı ve duygusallığı yüksek müzikalitesi 50 yıl geçmesine rağmen ortadadır. Öte taraftan, davullarda Billy Cobham, elektrik basta Rick Laird ve elektrik piyanoda Jan Hammer ile yaptığı müzik her zaman hızlı ve elektrik değildi. Akustik gitar ve saksafonun caz uçuşları ile Hint ritimlerinin harikulade şekilde bir araya geldiği, keman seslerinin Hint tambura ve tablayla harmanlandığı bir müzikal dünya geliştirdi. Sanatçı 1970 yılında akustik gitarını Doğu müziğinde derinleştirdiği, klasikleşen albümü My Goal's Beyond’ı kaydetti. Bu albüm, sanatçının en sevdiği albümlerindendir.
1976'da üç beğenilen albüm çıkaran serbest doğaçlama müzik topluluğu Shakti ile zamanını elektrik ve akustik projeler arasında dengelemeye devam etti. 70’lerin sonunda solo çalışmalarına geçene dek caz-rock dünyasının dışında kalmayı tercih etti çünkü Hint arkadaşlarıyla çalmanın keyfini deneyimlemekteydi.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto'da öne çıkan içerikler ve editörlerin favorileri burada!
02 Tem 2022

İLGİLİ OKUMALAR


