Aposto Gündem'in

Hafta içi her sabah 06.30’da, 5 dakikada gündeme hakim olmanızı sağlayan 14 Temmuz sayısında "günün hikâyesi," evrenin şimdiye kadarki "en derin" görüntüsü.


Evrenin şimdiye kadarki "en derin" görüntüsü

25 Aralık 2021'de uzaya fırlatılan James Webb Uzay Teleskobu'ndan Karina Bulutsusu, WASP-96 b öte gezegeni, NGC 3132 gezegenimsi bulutsusu, Stephan Beşlisi ve SMACS 0723 isimli galaksi kümesine ait olmak üzere ilk renkli görseller paylaşıldı. NASA tarafında kamuoyuyla paylaşılanlar arasında en çok dikkat çekeni ise SMACS 0723’ün görüntüsü oldu. Bu, uzayın derinliklerinin ilk fotoğraflanışı değil; Hubble ve Kepler gibi uzay teleskopları daha önce defalarca kez benzer görseller yakaladı. Ancak Webb tarafından yayımlanan bu görseli daha önce yayımlananlardan ayıran çok önemli bir detay var: Dünyadan milyarlarca ışık yılı uzaklıkta bulunan binlerce galaksiyi tek karede yakalayan bu fotoğraf, evrenin ve zamanın şimdiye kadar çekilmiş en derin, en eski ve en detaylı fotoğrafı.

Yaklaşık olarak 2500 ışık yılı uzaklıktaki NGC 3132, NASA

Evrenin antik zamanlarına yolculuk

Webb'in Yakın Kızılötesi Kamerası (NIRCam) ile yakalanan ve 4,6 milyar yıl önce oluşan SMACS 0723 isimli galaksi kümesine ait olan bu görüntüde, şimdiye kadar gözlemlenmiş olan en sönük cisimler de dâhil olmak üzere binlerce galaksi bulunuyor. Bu da "Webb’in başarabileceklerinin bir göstergesi" olarak yorumlanıyor.

Sık sık Hubble Uzay Teleskobu ile kıyaslanan Webb, Hubble’ın aksine temelde kızılötesi dalga boylarını algılayabiliyor. Peki bu, Webb’i neden bu kadar özel kılıyor?

Evrenin genişlemesi nedeniyle Dünya’dan uzakta bulunan galaksilerin ışığı, elektromanyetik spektrumun görünür olan kısmından kızılötesi kısmına kaymıştır. Başka bir deyişle, uzak galaksiler yalnızca kızılötesi dalga boylarında görülebilir bir hâldedir. Galaksi kümelerinin yerçekimi, ardında bulunan cisimlerin yaydığı ışığı büker ve büyütür; Webb’in donatılmış olduğu teknoloji ise gökbilimcilerin oldukça uzakta bulunan gök cisimlerini görmelerine olanak tanır. Kızılötesi ışığın incelenmesiyle yeni doğan yıldızları kaplayan ve gizleyen toz bulutlarının ötesi görülebilir ve bu sayede evrenin daha önce görülmemiş, çok uzak köşelerine bakmak mümkün hâle gelir.

Onlarca yıllık bekleyiş

NASA

İsmini 1961’den 1968’e kadar NASA’nın yöneticiliğini üstlenmiş olan bürokrat James Edwin Webb’den alan James Webb Uzay Teleskobu’nun tarihi, ilk tasarlandığı yıl olan 1989’a kadar uzanıyor. Yıllarca süren gecikmelerin sonunda NASA’ya yaklaşık olarak 10 milyar dolara mal olan Webb, şimdiye kadar yapılmış en karmaşık uzay gözlemevi olarak biliniyor.

6,5 metre genişliğindeki ana aynası katlanmış bir şekilde Aralık 2021’de uzaya fırlatılan teleskobun aynasının sorunsuz şekilde açıldığından emin olmak için gökbilimciler, ince alüminyum kaplı polimer film katmanlarından yapılmış olan tenis kortu büyüklüğündeki güneş kalkanını defalarca kez test ettiler. Sonrasında ise teleskobun diğer parçalarını uzayın donduruculuğundan korumakla ve bunları sorunsuz şekilde kalibre etmekle baş etmek zorunda kaldılar.

Nihai amaç

7600 ışık yılı uzaktaki Karina Bulutsusu, NASA

Evrenin gizemlerine ışık tutmak için önümüzdeki 20 yıl boyunca hizmet vermesi beklenen Webb, paylaşılan ilk görsel ile bize 13,8 milyar önce gerçekleşen Büyük Patlama’dan kısa bir süre sonra gelen ışığı gösteriyor; ancak Webb’in ana amacı aslında evrende var olan ilk ışığın izlerini bulmak. Bununla birlikte galaksilerin evrimini, gezegen sistemlerini, öte gezegenleri, yıldızların meydana gelişini, yaşamın köklerini, uzak mesafedeki gezenlerin yaşanılabilir olup olmadığını ve hatta dünya dışı yaşama dair bir kanıt keşfetmek de Webb’in sorumlulukları arasında yer alıyor.

Devamını oku

Abone ol


NEREDE YAYIMLANDI?

Editörün SeçkisiEditörün Seçkisi

BÜLTEN SAYISI

Aposto Digest #66: Bilim, Popüler Kültür, Ekonomi

Aposto'da öne çıkan içerikler ve editörlerin favorileri burada!

16 Tem 2022

Aposto Digest #66: Bilim, Popüler Kültür, Ekonomi

İLGİLİ OKUMALAR