Bahadır Güven

Çocukluğundan beri tutkuyla video oyunları oynayan ve yetişkinliğinde oyun oynama tutkusuna aynı zamanda bu alanda çalışmayı ekleyen , kendi hikayesini bu yayının okurları için kaleme aldı:

Oyunlar ve ekranlar benim için her zaman manyetik olmuştur. Çoğu çocuk gibi açık bir televizyon olan odada hipnotize olup kalırdım, tek fark büyüyünce bu durumun pek geçmemesi.

Dikkat dağınıklığı olup ilaç kullanmayan biri olarak hayatta çoğu şeye dikkat ve zaman bulamazken bir şeyler izlemek veya oyunlara saatlerimi gömmek efor bile değil. Bu yazıyı bile yazacak 7 günüm varken uygun çoğu boş vaktimi beni daha eğlendiren şey olan oyunlarda harcadım. Tabii arkada yavaş yavaş biriken son dakika stresi ile birlikte, bu süreyi bir yandan da neler yazarım diye düşünerek geçirdiğim için en azından tamamen ziyan olmadı.

Oyunların hayatımdaki yerini ve benim için değerini aslında ne iş yapacağıma karar vermeye çalışırken fark ettim. Gelecek planlaması yaparken dikkatimin ve hayat enerjimin yeteceği bir iş olmazsa onu uzun soluklu yapamayacağımı fark ettim. Acaba nasıl bir alanda çalışmak benim için mümkün olur ve sıkılıp kaçmam diye düşünürken kendimi bildim bileli büyük bir zevkle oyunlarla vakit geçirmeyi, oyun etrafında dönen sosyal çevreyi ve oyun deneyiminin beraberinde gelen her şeye enerjim olduğunu fark ettim ve oyun sektöründe bir iş aramaya karar verdim. Bu farkındalığa vardıktan yaklaşık 1 sene sonra ise Riot Games, Türkiye ofisini açmak için burada insan arayışına başladı ve 10 yıldır devam eden oyun sektörü maceram da başlamış oldu. Fakat ben bu yazıda kariyer konusuna değil de oyunların benim hayatıma kattıklarına, bana göre insanlara sağladığı faydalara ve güzelliklerine değinmeye çalışacağım.

Benim için her zaman sosyal anlamda bir araya getirici, insanlarla konuşabileceğim, benzer tutkuya sahip insanlara kolay ulaşabileceğim bir alan oldu oyunlar. Mahallede kim GameBoy aldıysa başına toplanıp oynadığı her oyuna yorum yapar, “ver ben geçeyim” postaları koyardık. Oyun etrafında başlayan dostluklar birlikte oyun oynamak için evlerde toplaşmalara döndü ve benim için dışarıda geçen fiziksel oyun deneyimi yavaş yavaş daha ekran başı oyunlarda geçen zamana dönüştü.

İnternet yayılana kadar bu deneyimin dünyanın her yerinden her türlü insanla yaşanabileceği gerçeğine ayılmamıştım tabii. Asıl sosyal ufkum online oyun gerçeği başladıktan sonra açıldı. Ortaokul zamanı fark ettim ki hem oyun oynamaktan keyif alan bir sürü insan ile birlikte evimin konforundan (o zamanın teknolojisinin izin verdiği kadar) sevdiğim şeyi yapabiliyorum hem de çeşit çeşit insan tanıyorum. İnsanlar ile oyun ortamında tanışmayı ve vakit geçirmeyi dışarıda alışılmış şekilde tanışmaya hep tercih ettim. Bu durumda hem ortak alanımızın benim bu kadar sevdiğim bir şey olmasının etkisi var hem yüz yüze konuşmada daha çekingen ve utangaç olmamın hem de insanların dikkatimin dağılıp alakasız şeylerle ilgilenmemi üstlerine alınması riskinin azlığı.

Benim için bu tarz deneyimler hep pozitif gitti. Yine ortaokulun sonları, lise başlarına yakın bir dönemde oynadığım Ragnarok Online hayatımda çok önemli bir yere sahip mesela. İlk defa gerçek anlamda bir oyun topluluğunun parçası oldum. Önceden hep farklı insanlarla tanışıp oyun oynadıktan sonra muhabbetimin bittiği bir deneyime sahipken bu sefer her gün aynı insanlarla oyun oynadığım, oyun dışındaki sohbet odalarında muhabbetin sürdüğü, forumlarda tartıştığımız, tanıştığımız bir ortama denk gelmiştim. Oyun bitse bile bu insanların oyun dışında da hayatındaydım, üniversite okuyanlar, polis memurları, dükkan sahipleri, benim gibi çok genç oyuncular hepimiz bir aradaydık. Bir gün bu topluluk fiziksel olarak bir buluşma da gerçekleştirdi ve o gün bir grup insan buluşup bir şeyler yiyip içip sonrasında da - bize yakışır şekilde - internet cafede oyun ile günü sonlandırdık. O gün tanıştığım insanların yeri hâlâ benim için özel; çünkü oyun ve oyuncu topluluğunu bana sevdiren, üstüne bugün seçtiğim işte başarıma etki eden bir deneyim oldu. Oyunun bir kaçış veya uyuşturucu yaftasından öte, farklı bir sosyalleşme aracı, birleştirici bir hobi olarak ne kadar güçlü olduğunu yakından hissettiğim örneklerden biridir.

Benim gibi utangaç ve günlük hayatta çok dışa dönük olmayan biri için özellikle üniversite öncesi dönemde oyunların insanlarla konuşmama yardımı çok fazla oldu. Arkadaşlıklar dışında romantik ilişkilere de açılan bir kapı oldu. O dönem bir kız ile konuşup, flörtleşmek çok hoş şeylerdi. Tabii internet çağı ile bir sürü öğrenimin de yeri oldu, özellikle herkesin söylediği kişi olmayabileceği gibi dersleri olabilecek en komik şekillerde öğrendim. Bu deneyimlerin en büyük katkısı, benim de sevilebileceğimi ve ilgi görebilecek bir kişi olabileceğimi öğrenmek oldu belki de. Bunun kendine güven konusunda hep sıkıntı yaşayan ve ilgi duyduğum insanlarla asla konuşamayan biri olarak hayatımın ilerleyen dönemine katkı sağladığı kesin.

İşin sosyal gelişim tarafını bir kenara bırakırsak bile oyunların insan hayatına çok katkısı olduğunu düşünüyorum. Online ve rekabetçi ortamı olan takım oyunlarının takım çalışması, iletişim, stratejik karar verme, gibi yetileri kesinlikle geliştirdiğini düşünüyorum. Bunun dışında her türlü oyunun yarattığı evren, sanat stili, müzikleri, hikayesi, tasarımı gibi konular zaten yaratıcılık geliştirme, problem çözme, rahatlama, refleks geliştirme, strateji kurma, düzen, sabır gibi saya saya bitmeyen yönlerde katkı sağlayabilir. Geldiğimiz noktada oyun türleri ve oyun oynama yolları o kadar fazla ki, benim gibi yıllardır oyunlara gömülü birinin bile parçası olmaya yetişemediği çokça şey var. Hepsinin de insana katacak o kadar fazla faydası. Bilmediğiniz evrenlerde gezip oyun yapımcısının size sunduğu puzzleları çözerek beyin jimnastiği de yapabilirsiniz veya sevdiğiniz bir fantezi evreninin rol yapma oyununu oynarken o evrende kendi hikayenizi oluşturabilirsiniz ya da belki içinde gerçek hayattan esintiler bulunduran, tarih bilgisi aşılayan bir strateji oyunu oynayıp kaynak yönetimine dair kendinizi geliştirebilirsiniz. İş biraz da insanın deneyimlerinde ne kazandığına bakıyor, oyunları çekirdek çıtlar gibi tüketip çok basit bir ihtiyacı da karşılamak mümkün, deneyimlerinizi günlük hayatınıza uygulamak da. Oyunlar yaratılışları gereği genelde bolca yan fayda sağlamaya hazır geldiği için isteyene fırsat çok. Ben İngilizceyi bile oyunlar sayesinde bugün konuştuğum seviyeye getirebildim mesela.

Sizin anlayacağınız, oyunlar benim için her zaman bir tutku oldu. Yeni bir oyun çıktığında günler öncesinden heyecanlanıp çıktığı gün sabahlara kadar başında duracak kadar sevdiğim, acaba nasıl dünyalar yaratmışlar, nasıl problemler düşünmüşler, neler görüp neler yapabileceğim diye yerimde duramayacağım kadar özel bir yeri var bende. Bunların yanında bana kattığı şeyleri fark etmem için 30 yaşını geçmem gerekti ama dönüp baktığımda oyunlar olmasaydı nasıl farklı bir hayatım olurdu diye endişe etmiyor değilim. Kafam çoğu insan gibi çalışmadığı için hem odaklanabileceğim bir alan oldu hem de kendime güveni, iletişim kurmayı, keşfetmeyi, sorun çözmeyi ve azmetmeyi her şeyden çok oyunlardan kazandım. İşim sayesinde tanıştığım ve konuştuğum çoğu insan için de oyunların çok özel bir yerde olduğunu biliyorum. Her zaman insana direkt bir şey katmasa bile günlük stresi atmak için, içinden çıkamadığımız stres ve kavga ortamından kaçış için bile yeter. Sinema, müzik, çizim gibi sanat dallarının birleşerek kullanıldığı böyle bir üründen zaten kötü bir şey beklemek pek doğru değil. Tüm gezegen olarak atlattığımız pandemi sürecinde bile arkadaşlarımız ile birincil iletişim aracımız, birlikte vakit geçirme yolumuz oyunlar oldu.

Özetle oyunları tek bir kategori olarak düşünmek, limitli fayda ve kullanımları var diye düşünmek büyük hata olur; benim gibi tutkunu olan bir insan için faydası kalan her türlü etkisinden daha fazla oldu. Hayatıma kişisel taraftan ve kariyer açısından inanılmaz pozitif etkisi oldu. Bana göre hep en keyifli ve en ilgi çekici şey oyunlar oldu, ben de bunun karşılığında bu kadar tutkuyla bağlandığım bir şeyden alabildiğim her türlü verimi almaya özen gösterdim. Hikayelerime daha detaylı girmek, oyun konuşmak, tartışmak veya işimle ilgili uzun uzadıya muhabbet etmek isteyen varsa sosyal medya üzerinden bana ulaşabilirsiniz. Çok uzatmak istemeden özet geçmeye çalışarak anlattım ama o kadar çok hikaye ve alt konu var ki oyun etrafında, ilgilenen herkesle saatlerce konuşmayı çok isterim. Çocuğu olup oyunlarla ilişkisi konusunda endişesi olanlar, ne oyun oynayacağını seçemeyenler fark etmez kim olursanız olun buyurun, beklerim.

NEREDE YAYIMLANDI?

Yakın İlişkilerYakın İlişkiler

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🎮 Kendini Kaybedercesine Oyun Oynamak: Video Oyunları ile İlişkimiz

“Bu rakibimi de yenip oyunu kapatacağım.” cümlesini oyun oynarken kaç kez kuruyorsunuz? Bazı oyunlar o kadar sürükleyici oluyor ki oyun başında saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyoruz.

08 Eyl 2022

Aja Kusick - Piranha Plant Video Game

İLGİLİ OKUMALAR