Naz Eraslan

- Aposto İstanbul

Üniversite için Adana’dan İstanbul’a gelmiş biri olarak söyleyebilirim ki ben İstanbul’da çok eğleniyordum. Kendi şehrimde tanık olmadığım çeşitliliğin peşinden giderek İstanbul’a adım atmış; iştahımı kabartan etkinlik takvimlerinin büyüsüne kapılmıştım.

Rock'n Coke gibi herkesin özlemle andığı festivallerde ya da “nerede o eski İstanbul geceleri” cümlesinin başrolündeki mekânların en keyifli zamanlarında bulunamadım belki ama sonu acı, keder ve hoşnutsuzluğa varmayan İstanbul günlerinde eğlenmenin tadını çıkardım diyebilirim. Bilet fiyatları uçacak mı, “dress code”a uymadığım için kapıdan çevirilecek miyim, içeride bir bira ne kadar, sabaha karşı eğlencemizi polisler basacak mı diye düşünmediğim sayısız güne konuk oldum. Şimdilerde ise verilen paralar, beklenilen kuyruklar, kapasitenin üzerinde misafir alımları ve 1’e kadar müzik dinleyebilme kombinasyonu göz önünde bulundurulduğunda herkesin kendini “çok eğlenmek zorunda” hissettiği birlikteliklere ev sahipliği yapmaya başladık. Kalabalıkların arasında dans etmenin tutkunu biri olarak şu an “çok eğlenmek zorundayım” kaygısı yüzüne vurmuş bir kitleyle dans etmekten pek de keyif almıyorum. Neredeyse her hafta sonu kapısında bittiğim kulübün kuyruklarında artık eski simalarla nadiren karşılaşıyorum. Üzerimizde bu kadar “eğlenmeye çalışma yorgunluğu” varken kime cuma akşamı kanepesinde yatmayı tercih ettiği için kızılabilir ki?

Ayrıca müdavimi olamasam da biricikliği ve kendi kemik kadrosu adına Pixie’nin kapanışına kalbim çok kırılmıştı. Bugünse aynı mekân, BANGER tabelasıyla misafirlerini ağırlamaya devam ediyor.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

“İstanbul’da Nasıl Eğleniyorduk?” bir yaşında

Birinci yılımıza özel "İstanbul'da nasıl eğleniyordun?" sorusunu Aposto ekibine ve yayıncılarına sorduk. İstanbul'un yakın tarihine dair güzel bir kayıt oldu.

18 Eki 2022

Fotoğraf: Selahattin Giz

İLGİLİ OKUMALAR