Ödeme sistemlerinde regülasyon mu, rekabet mi?

Kredi kartı ile yapılan her işlem için bir ücret ödenir. Tüketiciler genellikle bu ücretin (değişim komisyonu) farkında olmazlar zira satın alınan mal veya hizmetin fiyatı, içinde gömülüdür. Söz konusu ücret tüketici kredi kartını basan banka, satıcının bankası ve kart şebekesi sahibinden oluşan üç aktör arasında bölüşülür.

  • Kart şebekesi işleten çok sayıda aktör bulunmakla birlikte Visa ve Mastercard, birçok ülke pazarında hâkim konumdadır.

Bu aktörlerin elde edeceği komisyon oranları bazı ülkelerde regülasyonlarla tespit olunurken, bazı ülkelerde piyasa içinde rekabet koşullarına göre belirlenir.

ABD’de kart kullanıcıları işlem bedelinin %1,73’ü kadar değişim komisyonu öderken, bu oran Almanya, Fransa, İrlanda, İspanya’da %0,30; İtalya’da ise %0,27 seviyesindedir.

Neden? Avrupa ülkelerine kıyasla ABD’deki olağandışı yüksek oranın nedeni, Avrupa’da (2015 yılından beri) komisyon oranları ile ilgili sıkı bir düzenleme rejimi söz konusuyken ABD’de görece esnek, rekabeti gözeten bir düzenleme rejiminin uygulanmasıdır.

ABD’de 2008 küresel finansal kriz öncesinde değişim komisyonunun tespitine ilişkin herhangi bir kamusal düzenleme bulunmamaktaydı. Bir diğer ifadeyle komisyonlar piyasada belirlenmekteydi. Bu tarihten sonra adil olmayan uygulamalara son vermek üzere bir yasal düzenleme yapıldı. (Dodd-Frank Wall Street Reform and Consumer Protection Act)

Düzenleme, ABD Merkez Bankası FED tarafından 2011 yılında uygulanmaya başlandı. Yeni düzenleme bazı kesimlere yarar sağlarken, bazı kesimlerin zararına sonuçlar üretti.

  • Okuma notu: Merak edenler S. Constantin’in, The Role of the FTC in the Payment Card Industry: An Examination of Regulatory Shortcomings and Suggestions for Improvement başlıklı makalesinden ayrıntıları öğrenebilir.

Esasen ABD Rekabet Otoritesi DoJ, söz konusu düzenleme yürürlük kazanmadan hemen önce, 2010 yılında Visa, Mastercard ve AmEx hakkında rekabeti kısıtlama iddiasıyla dava açmıştı. Hâkim aktörler Visa ve Mastercard, rekabeti tesis edecek davranışlar taahhüt ederek DoJ ile uzlaşma yoluna gitti. Verdikleri taahhütlerin başında ticari kullanıcıların, tüketicilere daha ucuz alternatif ödeme sistemleri önerme özgürlüğü ile farklı kartlar için istedikleri oranda indirim yapabilme hakkı tanınması gelmekteydi.

Dodd-Frank düzenlemesi yürürlükte iken 2022 yılında, bu kez diğer rekabet otoritesi FTC, Mastercard’ın ticari kullanıcıları kendisiyle çalışmaya zorlayarak rekabeti ortadan kaldırdığı iddiasında bulundu ve ihlale son vermeye yönelik bir emir (FTC Consent Order) yayımladı.

  • İlginç olan, FTC’nin söz konusu emir kapsamında Mastercard’ın, Dodd-Frank hükümlerini de ihlal ettiğini ileri sürmesiydi. Dodd-Frank düzenlemesini uygulamakla yükümlü olan kurum FED olmasına rağmen... Mastercard tarafı, FTC’nin emri doğrultusunda gerekli tedbirleri alacağını ilan etti.

Bir parantez: Son yıllarda rekabet otoriteleri, rekabet kanunları dışındaki düzenleyici kanunlara dayanarak hüküm verme yoluna gidiyorlar. FTC’ye benzer biçimde Almanya Rekabet Otoritesi Bundeskartellamt, Facebook hakkında veri mahremiyeti (GDPR) düzenlemesini ihlal ederek rekabeti kısıtladığına hükmetmişti. Facebook bu kararı AB yüksek mahkemesine (CJEU) taşısa da Mahkeme, Bundeskartellamt lehine karar almıştı.

Konumuza dönersek, FTC’nin kararından bir yıl kadar sonra, muhtemelen kart komisyonları ile ilgili rahatsızlığın artmış olmasının ve ABD’de çok sık görülmeyen enflasyonist dönemin acı tecrübelerinin etkisiyle, bir grup senatör, Senato’ya Visa-Mastercard düopolünü kırmak, rekabeti artırmak ve komisyon oranlarını düşürmek üzere bir yasa teklifi verdi: “Credit Card Competition Act of 2023”.

  • Bu senatörlerin arasında ilgi çekecek bir isim de mevcut, J. D. Vance. Malumunuz kendisi Başkan Adayı Trump’ın Başkan Yardımcısı adayı olarak duyurduğu bir isim.

Bu arada Cumhuriyetçilerin Başkan Yardımcısı adayı Vance’in, şaşırtıcı biçimde, ABD’de mevcut Demokrat Başkan Biden tarafından seçilen ve tarihin en şahin FTC başkanlarından biri olarak anılan Lina Khan hakkında son derece olumlu beyanlar verdiğini de belirtmek gerek.

Yeni yasa teklifi bekleyedursun, geçen hafta DoJ, piyasa lideri Visa hakkında tekelleşme iddiası ile dava açtığını duyurdu. DoJ, Visa’nın, dışlayıcı davranışlarla dijital ödeme sistemlerinde alternatiflerini engellediğini, inovasyona mâni olduğunu ve tüketicilere aşırı komisyon maliyeti yüklediğini iddia etti.

DoJ’un dava dilekçesinde yer alan bilgilere göre ABD toplam banka kartı işlemlerinin %60’ı Visa şebekesinden yapılıyor. Bu sayede Visa yılda 7 milyar dolar komisyon geliri elde ediyor. Şirketin işletme kârlılığı ise 2023 yılında %82 seviyesinde.

Doj’a göre Visa tekelleşme yolunda iki temel strateji uyguluyor:

  • Ticari işletmelerle yaptığı bağlayıcı anlaşmalarla rakip ödeme sistemi şirketlerini kısıtlamak ve
  • Kendisine rakip olabilecek büyük teknoloji şirketleri ile yaptığı anlaşmalar kapsamında yüklü ödemeler yaparak bunları rekabet dışında tutmak.

Bu kapsamda, büyük risk olarak gördükleri Apple’a, kendileriyle rekabet edecek ödeme sistemlerini devreye almamak şartıyla yüz milyonlarca dolar tutarında ödeme yapmışlar.

Neticede: AB’de ödeme sistemlerine yönelik sıkı düzenlemeler uygulanırken, ABD tarafında düzenlemeler zaman içinde sıkılaştırılıyor, mümkün mertebe sorunun rekabet ile çözülmesi için çaba sarf ediliyor. Bunun mümkün olmadığı hâllerde rekabet otoriteleri devreye giriyor. Lakin söz konusu süreç içinde tüketiciler ve ticari kullanıcılar yüksek oranda komisyon ödemeye devam ediyor.

Son söz olarak şunu ifade edelim, ABD başkanlık seçimi sonucu ne olursa olsun Visa ve Mastercard’ı zor günler bekliyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GünsonuAposto Günsonu

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

📬 Tarım alanları, kart komisyonları

İsrail, Gazze’de tarım alanlarının yüzde 70’ini yok etti. ABD başkanlık seçimi sonucu ne olursa olsun Visa ve Mastercard’ı zor günler bekliyor. Çin merkezli otomobil üreticilerine “ya üret, ya terk et” mesajı verildi.

09 Eki 2024

Times of Israel

İLGİLİ OKUMALAR