Bugünün orta direk hikayeleri

Yoksulların daha yoksul, durumu görece iyi olanların da yoksul, nihayetinde herkesin yoksul olduğu bir tablo karşımızdaki. Artık herkesin hikayesi, aynı yoksulluk ve aynı çıkmazda birleşiyor.
Yazı: Ayça Örer
“Quid rides? Mutato nomine, de te fabula narratur.”*
1950’lerin Türkiyesi iddialıydı. “Her mahalleye bir milyoner” sloganı siyasetten taşıyor, sokağa ulaşıyor, heyecan yaratıyordu. Bu iddianın tabana yayılmadığı, bir kişinin milyoner olmasıyla ekonominin düze çıkmayacağı kısa sürede anlaşıldı. 1980’lerde dönemin Başbakanı Turgut Özal “orta direk” kavramını hayatımıza soktu ve “Eğer bu direk zayıfsa, ev darbe aldığında çöker” diyerek önemini dile getirdi. Ancak, Özal’ın bahsettiği orta direk de ezilmeye mahkumdu ve yine bizzat Özal tarafından onlara sunulan reçete açıktı: “Benim memurum işini bilir.”
- Bu sözün yarattığı tartışmalara binaen bir not düşelim, burada kastedilenin rüşvet olmadığı, memurların köylerinden gelen yardımlarla hayatlarını daha rahat idame ettirdiği ve Özal’ın aslında bunu dediği iddiası var. Sonuca odaklanırsak memurların, maaşla hayatlarını sürdüremediği kabullenilmiş bir gerçek.
2024’ün orta direği
2024’e geldiğimizde, bambaşka bir tabloyla karşı karşıyayız. Türk-İş tarafından hazırlanan Ekim Ayı Açlık ve Yoksulluk Sınırı raporuna göre, dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması tutarı 20 bin 432 lira. Bu rakam, 2023 Ekim ayında 13 bin 683 liraydı. Gıdayla birlikte haneye girmesi gereken toplam gelir tutarıysa 66 bin 553 lira.
Ne kadar artacağına ilişkin tartışmalar sürse de asgari ücret şu anda 17 bin lira. İki kişinin asgari ücretten maaş aldığı bir hane, Türk-İş’in tespit ettiği açlık ve yoksulluk sınırının 33 bin 553 lira altında kalıyor. Yani ancak dört kişilik bir ailede bütün aile bireylerinin çalıştığı senaryoda açlık ve yoksulluk sınırının üstünde bir yaşam mümkün.
Orta sınıf alışkın olmadığı bir hayata girerken neler yaşıyor peki?
‘Ailemin emeğine acıyorum’
Ferda, 37 yaşında ve çocuk sonrası işe ara verenlerden. Sigortasını kendisi ödüyor. ODTÜ ekonomi mezunu ve çeşitli işlerde çalışmasına karşılık, bugüne kadar yeterli bir birikim yapamadığını söylüyor:
“Mezun olduğum zaman henüz banka krizinin etkileri aşılamamıştı ve bankacılık yapmaya başladığımda ben de bana söylenenleri kabul ederek çok büyük beklentilere kapılmadım. Yine de bugünkü duruma bakınca çok iyi bir para kazandığımı fark ediyorum. Bunda okulumun etkisi vardı. Buna karşılık kimse de ‘Aaa sen ODTÜ’lü müsün, gel şu işte şu maaşa başla’ demedi. Yurt dışından gelip benimle aynı yarışa katılan da çoktu. Onlarla mücadele etmenin zorluğunu yaşadım.”
Zorlu bir hamilelik geçirince işe ara vermeyi uygun görmüş Ferda:
“Aşırı stresli bir işim vardı. Aldığım para, çektiğim stresi karşılamaz hâle gelmişti. Benden önce çocuk sahibi olan arkadaşlarım yurt dışında doğum yapmıştı. Ancak kızım doğduğunda 2022 yılındaydık ve ekonomik durumumuz çok kırılgandı. Biz de eğitimine para ayırmayı daha uygun bulduk.”
“Ekonomik durumumuz kırılgandı” cümlesinin özeti şu, daha önce 6 bin lira verdikleri evin kirası önce 16 bine, sonra 30 bine yükselmiş. O güne kadar oturdukları mahalle olan Beşiktaş ve çevresinde beklentilerine uygun bir ev bulamamışlar. Ev almayı düşündükleri bir dönemde kızlarının doğumuyla bu beklentilerini de ötelemek zorunda kalmışlar ve bugün artık bu bir hayal:
“Eşim Umut’un iş yerine yakın olduğu için Kağıthane’ye taşındık. İstanbul’a geldiğimden bu yana hep Beşiktaş’ta oturmuştum. Orayı çok iyi biliyordum ama bu fiyatlarla orada tutunmak imkansız. Ev satın almamız da öyle. Bizim birikimimiz bir evi karşılamaz. Annem-babam bütün enerjisini beni ve ablamı okutmaya verdi. Bugün, verdiğimiz emeğe acıyorum. Ben eşimle üniversitede tanışmıştım. Belki daha üniversitede yurt dışı alternatiflerini değerlendirmeliydik.”
Emeklilik sonrası taşınanlar
Çalışma hayatının sona ermesiyle beraber emeklilikte karşılaşılan maaş şok etkisi yapıyor. Memurlukta iyi bir para kazanan ancak birikimini farklı kanallara aktarmayan Kemal’in hikayesine bakalım:
“Üst düzey memur olduğum için iyi bir maaşım vardı, lojmanda oturuyordum. Hayat standardım da yüksekti. Ayda en az iki kez dışarda yemek yiyebiliyordum. Hiçbir zaman kazandığını biriktirmeyi düşünen bir insan olmadım ve bu yüzden emekli olunca ancak bir yazlık alacak para ayarlayabildim. Ancak Ankara’da kira ödeyemeyeceğim ya da ev alamayacağım için yılın tamamında Akçay’da yaşamak zorundayım.”
Bu yalnızca Kemal’i etkileyen bir durum değil. Emeklilikten sonra evi olmayanlar, İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi büyükşehirlerde yaşamlarını sürdürmekte zorluk çekiyor. Öncesinde bir ev alsa da, onu satmak zorunda kalan ve sonrasında ev alacak birikimi yapamayan Esin gibi:
“Eskiden iyi bir gelirim vardı. İyi bir gelirden kastım, arabam vardı. Ev kirası ödemiyordum ve aldığım maaşla yaşamam mümkündü. Eşim sürekli sorun çıkarmasına rağmen, ben kendi maaşımla çocukların okumasını da sağladım, ev de aldım. Ancak şimdi evim yok ve ev sahibim kiramı artırmasın diye gözünün içine bakıyorum. Ona görünmemek için eve gizli gizli girmişliğim var. Utanç verici.”
Aldığı maaş 24 bin. Ödediği kira 8 bin lira. Eğer evinden çıkarsa Ankara’da kiralık ev bulması çok zor. 65 yaşında ve en büyük korkusu çocuklarının yanına taşınmak zorunda kalmak, o yüzden devletin huzurevlerinden birine yerleşmeyi umuyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Suriye'de rejim karşıtları Halep'e girerken Esad güçlerinin şehri terk ettiği bildirildi. Yenidoğan Çetesi üyelerinin malvarlıklarına tedbir kararı getirilirken 13 hastane ve 3 şirkete de kayyum atandı.
30 Kas 2024

İLGİLİ OKUMALAR


