Adam Fawer

Olasılıksız, Empati, Oz gibi çok satan romanların yazarı Amerikalı Adam Fawer ile son romanı Mobius, Türkiye'deki okur kitlesi, Z kuşağına dair gözlemleri ve ilhamını bulduğu kitaplar üzerine.
Söyleşi: Soner Can
Olasılıksız, Empati, Oz gibi çok satan romanların yazarı Amerikalı Adam Fawer, Ekim ayındaki kitap fuarları süresince yeni romanı Mobius'un tanıtımı ve imza günleri için Türkiye'de bulunmuş ve bu sürede pek çok ilde okurlarıyla buluşmuştu. Gittiği her yerde büyük ilgi gören yazar, okurlarıyla kurduğu sıcak ilişkilerle de sevgi odağı olmuştu.
Yeni romanı Mobius'ta "kader" sorunsalını ele alan Fawer, kahramanı Caleb üzerinden bu konuyu işlemişti. Konu kader, zaman ve hayat olunca Adam Fawer ile yapacağım söyleşi, edebiyat kadar felsefenin alanına da nüfuz etti.
Yazarın kaleminin rotasını, edebi yolculuğunu ve düşüncesinin nerelere evrildiğini merak eden eski okurları kadar onu ilk kez tanıyacaklar ve bu vesileyle Mobius'u ilk kez okuyacaklar için de sordum sorularımı.
Bu sıcak sohbetin hayat serüveninizdeki anlama uğraşınıza eşlik etmesi ve her şeyin aposto (yerli yerinde) olması umuduyla...
Her şey bilinir, her yer gidilebilir oldu. McDonalds ve Coca Cola kamyonlarına otostop çekerek dünyayı fethedebilirsiniz. Tamamen bilinir dünya, on binlerce yıllık insan tasavvurunun sonu değil mi?
Kesinlikle hayır. Her keşif bir kapıyı kapattığında (örneğin, yağmur bulutlarının neden oluştuğunu bilmek, yağmur tanrılarına olan inancı gereksiz kılıyor gibi göründüğünde), yeni bir kapı açılır (yağmur bulutlarının neden oluştuğunu bilmek, bilim insanlarını bu oluşumu tahmin etme yöntemlerini "hayal etmeye" teşvik etti ve bunu yaparak fırtınaları öngörmüşler, böylece milyonlarca hayat kurtarmışlardır). Yazdığım kurguların neredeyse tüm fikirleri, öğrendiğim bilimsel gerçeklerden türetilmiştir. Bilgi hayal gücünü teşvik eder, onu köreltmez.
Türk okuruyla sıcak bir ilişki kurdunuz. Son olarak Mobius için geldiğinizde de birçok şehre gittiniz. Bu ziyaretlerde Türkiye'deki okur profiline dair bir fikir edinebildiniz mi?
Bu soruya cevap vermek benim için zor, çünkü oldukça taraflıyım. İlk ziyaretim 2009 yılında bir koşuşturmacayla geçti. Türkiye'de sadece dokuz gün kaldım ve diğer şehirlere uçakla seyahat ettim. Bu sefer, üç hafta boyunca kalabildim; saatler, günler süren araba yolculuklukları yaptım ve beş şehri ziyaret ettim. Daha fazla okuyucumla tanışma ve onlarla sosyal medyada etkileşim kurma şansı yakaladım. April Yayıncılık’ı yöneten harika insanlarla yakınlaştım, İstanbul’a âşık oldum, Atatürk’ün anıt mezarını ziyaret ettim ve 15 yıl önce tanıştığım okuyucularla yeniden bağ kurma fırsatı buldum. Ayrıca, ilk ziyaret ettiğimde kitaplarım henüz iki veya üç yıl önce yayımlanmıştı, dolayısıyla okurların hayatlarında henüz kökleşmemişti.
O koşturmaca içide sizi etkileyen karşılaşmalar oldu mu?
Birçok kere. Özellikle son gelişimde kitaplarımı defalarca kez okumuş insanları tanıdım. Bana kitaplarımın hayatlarını değiştirdiğini, zor zamanlarında onlara yardımcı olduğunu ve bilime ilgi duymalarını sağladığını söylediler. Hatta kitaplarımı okuduktan sonra fizik okumaya karar veren birkaç gençle bile tanıştım. Hayranlarımdan aldığım sevgi, benim için o kadar anlamlıydı ki bunu tarif edecek kelimem yok. Bu nedenle Türkiye’ye dair gözlemlerimin değişmesinden çok, Türk insanının beni değiştirdiğini söyleyebilirim. Onlar, benim daha iyi bir yazar olmamı istememe sebep oldular. Çünkü etkileyici kitaplar yazdığımı biliyorum. Bu, hayatımda aldığım en büyük hediye. Bu yüzden onlara sadece teşekkür etmek istiyorum.
Mobius'da Caleb'in tüm uğraşı bir zaman yolculuğuna çıkabilmek. Bilimin nirvanası, zamanın döngüsünü kırabilmektir belki de. Günün birinde bunun başarılabileceğine inanıyor musunuz?
Ah, zor bir soru! Bunun üzerine düşünmenin bir yolu, eğer zaman yolculuğu bir gün mümkün olursa kesinlikle zaman yolcuları tarafından çoktan ziyaret edilmiş olmamız gerektiğidir. Bildiğim kadarıyla böyle bir şey olmadı, bu da zaman yolculuğunun asla keşfedilmeyeceğini düşündürebilir. Ancak, belki de gelecekteki insanlar kendilerini gizleme konusunda daha iyidir. Ne derler bilirsiniz: Geleceği tahmin etmenin zorluğu, henüz gerçekleşmemiş olmasıdır.
Her bilimkurgusal tasarım, tahmin ya da kehanet bazen bir miktar "umut" da içerir. Sizin bu bağlamda gelecekten beklentiniz nedir?
Arzu ve beklenti her zaman doğru orantılı olmayabilir. Dünya barışı ve ekonomik eşitlik konusunda arzularım var, ama bunlar pek de beklentilerim değil. Bir hayli karamsar biri olabilirim, ancak insanlığın geleceği konusunda hakiki bir iyimserim. İlerleme her zaman "yukarı ve sağa doğru" gitmiyor. Mesela genel olarak yüz yıl öncesine kıyasla daha az çocuk açlık çekiyor ve daha fazla çocuk sağlıklı bir hayat sürüyor. Bu yüzden bu olumlu eğilimin devam edeceğini düşünüyorum. Medeniyetin bütünüyle ilgili olarak, yapay zekanın büyük bir etkisi olacağına eminim. Ancak bu etkinin nasıl olacağını kimsenin tam olarak tahmin edebileceğini sanmıyorum. Bu konuda merakım her geçen gün biraz daha büyüyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
2024 kitapseverler için kasvetli bir yıl olmadı. Aksine, yeni yazarların çevrildiği, uzun zamandır beklediğimiz yazarların okurla buluştuğu, ne zamandır baskısı olmayan kitapların basıldığı iyi bir yıl oldu.
28 Ara 2024

İLGİLİ OKUMALAR


