Beste Toparlak'la Türkiye’den ABD’ye uzanan şairane valslerin hikayesi

Türkiye, Almanya ve ABD’de eğitimler alan, Charleston Senfoni Orkestrası, Asheville Senfoni Orkestrası, Hilton Head Senfoni Orkestrası ve Savannah Filarmoni Orkestrası gibi ABD'deki orkestralarla sahne alan arp sanatçımız Beste Toparlak, Enrique Granados’un Valses Poéticos eserini arpe uyarladığı albümünü aynı isimle yayımladı. Toparlak ile albümün hikayesini, kültürel farkındalığın önemini ve bir yeniden doğuş hikayesine sahip olan enstrümanını konuştuk.

Röportaj: Barış Akpolat

Farklı kültürlerde eğitim almış, farklı sahnelerde sanat icra etmiş bir sanatçısınız. Bir sanatçının teknik becerilerinin yanında, kültürel farkındalığı da önemlidir. Enrique Granados, İber Yarımadası’na ait Katalan ve İspanyol kültürünü eserlerine yansıtıyordu. Farklı kültürlerde teknik bilgi ve kültürel farkındalık ayrımı kendini nasıl gösteriyor? Bu konudaki deneyimleriniz neler?

Haklısınız, farklı kültürlerde edinilen deneyimler, sanat anlayışı şekillendirmede büyük rol oynuyor. Teknik bilgi temel taş olsa da, kültürel farkındalık, o temelin üzerine inşa edilen hikayeye, duyguya ve bağlama apayrı bir ruh katıyor. Evet, Enrique Granados’un eserlerinde İber kültürünün izlerini görüyoruz ve bu onun müziğinin sadece notalardan ibaret olmadığını, aynı zamanda bir halkın kimliğini ve tarihini yansıttığını gösteriyor.

Benim yolculuğumda zamanla olgunlaşan duygusal derinlik klasik Batı müziğindeki yapı ve disiplinle birleştiğinde, teknik hassasiyet ve duygusal ifade arasında bir denge kurmamı sağladı. Avrupa’da dinleyicilerin daha analitik bir yaklaşımı olduğunu farkettim ve bu analitik yaklaşım teknik becerilerimi daha da geliştirmemi sağladı. ABD’de ise çeşitlilik ve yenilikçilik daha ön planda; bu da insanı farklı tarzları denemeye teşvik ediyor.

Kültürel etkileşim çeşitliliği, müziğe yeni bir düzlem ekliyor. Bir eseri çalarken sadece notalara değil, o notaların hangi hikayeyi anlattığına, hangi duyguyu taşıdığına odaklanıyorum. Granados’un İber kültürüne olan bağlılığı gibi, ben de kendi kökenlerimden ve karşılaştığım kültürlerden ilham alarak, seslerde küresel bir dil oluşturmaya çabalıyorum. Bu süreç, sanatçının sadece bir müzisyen değil, aynı zamanda bir anlatıcı ve köprü kurucu olduğunu kanıtlıyor. Farklı sahnelerde performans sergileyebilmek, bu köprüleri daha da güçlendiriyor ve her yeni deneyim, yapılan müziğe yeni bir boyut ekliyor.

Türkiye’deki sanatçılar sizce neden yurtdışına yöneliyor? Maddi imkanlardan ziyade sanatçıya duyulan saygı konusunda neler gözlemliyorsunuz?

Türkiye’deki sanatçılar adına konuşamam ama kendi deneyimlerimden söz edebilirim. Yurtdışına yönelme sebebim eğitim amaçlıydı. Başka bir kültürde, ve dilde öğrenim görmek, hayat görüşü ve bakış açıma yeni anlayışlar katabilme heyecanı idi. Eğitim süreci bittikten sonra iş imkanları çıkınca yavaş yavaş burada bir yaşam kurdum. Yurt dışında saygı görme konusuna gelince; insanın hayatını sanatsal tutkusu etrafında şekillendirip sürdürebilmesi zor ama saygı uyandırıcı bir süreç. Burada insanlar takdirlerini dillendirerek sanatçıları cesaretlendirmekten çekinmiyorlar, aksine hayranlık ve gurur duyuyorlar. Sanatçı içinse motive edilmek ve desteklenmek ilerleme için bir itiş gücü yaratıyor. Türkiye’de sanatçıya duyulan saygı, sanki onun ne kadar “ünlü” olduğuna ya da eserlerinin ne kadar “sattığına” bağlıymış gibi hissediyorum. Yeteneğin ya da özgünlüğün kendisi değil, daha çok popülerlik ya da ticari başarı ölçüt oluyor.

Yurt dışında geniş ve çeşitli bir kitleye ulaşabildiğimi, yaratıcı süreçlerde daha özgür olabildiğimi düşünüyorum. Bu hem sanatçı, hem de sanatsal gelişim için büyük avantaj. Mesela bir müzisyenseniz ve sıra dışı bir şey deniyorsanız, Türkiye’de “Bu kime hitap edecek ki?” sorusuyla karşılaşmanız çok olası ama yurt dışında, o özgünlük bir risk olarak değil, bir değer olarak görülebiliyor.

Öte yandan Türkiye özlemi hiçbir zaman azalmıyor. Burası benim için bir işyeri ise, Türkiye ev, başlangıç. Türkiye giriş bölümü, ve ben şu anda gelişme bölümündeyim diye düşünüyorum ama yurt dışı yönelimim radikal ya da temelli değil. Uygun zaman ve fırsatlar oluşması durumunda tekrar yurda dönme konusunda esneğim.

RÖPORTAJIN DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

👯‍♀️ Yeni girl band Manifest, şairane valsler

Türkiye'nin yeni girl band'i Manifest, Mayıs'ta İstanbul'da konser verecek Bdrmm vokali Ryan Smith'le sohbet, arp sanatçısı Beste Toparlak'ın albümü Valses Poéticos.

24 Şub 2025

Selectist ile birlikte

İLGİLİ OKUMALAR