Bu kadar çok tırnak göstermesek olmaz mı?

Son yıllarda kaleme alınan yazılarda, kurallarını tam özümsemeden çok daha fazla tırnak işareti kullanıldığını gözlemliyoruz. Tomris Uyar’ın “Tırnaklar Yukarı!” metnindeki şu saptamasını aklımızdan çıkarmayalım: “Yerli yersiz kullanılan tırnak, iç dünyamızın karmaşıklığını gösteriyor gibi.”
Yazı: Suha Çalkıvik
“Tırnak göstermek” ya da “tırnaklarını göstermek” deyimi mecaz anlamda gözdağı vermek, korkutmak demektir. İçinde tırnak sözcüğü geçen ne kadar çok deyim vardır: Tırnak sürtmek, tırnak kadar, tırnağı dibinde, tırnağın varsa başını kaşı, tırnaklarını sökmek vb. Ayrıca argoda “tırnakçı” diye bir söze de rastlarız. Para sayarken tırnak marifetiyle karşısındakini kandırarak desteyi fazla gösteren ya da kumarda tırnakla iskambil kağıdına işaret koyarak hile yapan dolandırıcılara tırnakçı denir.
Kullanım alanı bu kadar geniş olan “tırnak” bir de noktalama işareti olarak karşımıza çıkar. Tırnak işareti, alıntı yapmak, bir sözcüğün önemini belirtmek, kullanılan yabancı bir sözcüğün anlamını açıklamak için ya da karşılıklı konuşmalarda uzun çizgi yerine kullanılan bir noktalama işaretidir.
Son yıllarda medyada ve akademik mecralarda yayımlanan yazılarda tırnak, kısa çizgi, parantez, italik, ünlem kullanımının arttığına tanık oluyoruz. Bir gazetenin spor sayfasında şöyle bir habere rastlamıştım:
Devre arasında oyuncularıyla yaptığı konuşmaya değinen Solskjaer, “Gole kadar iyi oynadık. Golden sonra durduk. Oyuncularıma (savaşmaya ihtiyacımız var) dedim ve ikinci yarıya savaşarak başladık.” diye konuştu.
Yukarıdaki haberde tırnak arasına alınmış cümlenin içinde yeniden tırnağa alınması gereken sözler yanlışlıkla parantez (ayraç) içinde verilmiş oysa bu tür bir durumda tek tırnak kullanılması gerekirdi. TDK Yazım Kılavuzu’nda “tek tırnak” maddesinde, “Tırnak içinde verilen cümlenin içinde yeniden tırnağa alınması gereken bir sözü, ibareyi belirtmek için tek tırnak kullanılır.” diye yazmaktadır.
Gazetelerin “gazete” gibi olduğu zamanlarda bir haberin gazetede yayımlanmadan önce en az 6 kişinin elinden geçtiğini hatırlıyorum. İşinin ehli düzeltmenler vardı o dönemlerde. Nâzım Hikmet, Yusuf Atılgan, Ahmed Arif ve Ziya Osman Saba gibi usta kalemlerin musahhihlik (düzelticilik) yaptığı bilinir. Günümüzde dil yanlışları konusunda medya duyarlı olmadığı gibi, düzeltme konusunda yetkin kişilerin çalıştırıldığını söylemek çok zor. Dil bilgisindeki cehaletimizin bir uzantısı olarak noktalama işaretleri konusunda da bilgilerimiz yetersiz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
57. Türkiye Sineması Ödülleri açıklandı. Filistin topraklarının nasıl gözlemlendiğini ele alan "Kuşbakışı Filistin" sergisi açılıyor.
16 Mar 2025

İLGİLİ OKUMALAR


