Öldürdüğün Şeyler
Sundance’in Dünya Sineması bölümünde drama kategorisinde En İyi Yönetmen ödülünü aldıktan sonra ayağının tozuyla Rotterdam yolunu tutan Öldürdüğün Şeyler’in bu yıl ülke sineması gündemini hayli meşgul edeceğini tahmin etmek zor değil. Daha evvel Ali Asgari’yle beraber yönettikleri Terrestrial Verses’la hatırladığımız İranlı yönetmen Alireza Khatami; Ekin Koç, Erkan Koçak Köstendil, Hazar Ergüçlü başrollü bir taşra gerilimine imza atmış.
Yazı: Öykü Sofuoğlu
Ülke sinemamız açısından, taşra ve gerilim kelimeleri biraraya gelince elbette belli önyargılarla, bıkıp usandığımız metaforları yeniden görmeye hazır bir sıkılganlıkla geçiyor insan filmin karşısına.
Hikayenin merkezinde, üniversitede yarı zamanlı çeviri dersi veren Ali var. Uzun yıllar ABD’de okuyup sonrasında Türkiye’ye dönen Ali’nin, vakit buldukça hasta annesini ziyaret ettiğini ve babasıyla arasının pek de iyi olmadığını öğreniyoruz. Film, daha en baştan babanın varlığıyla da yokluğuyla da tüm gerilimin kaynağı olacağını anlamımızı istiyor sanki. Ali’nin umursamaz ve acımasız babasının annesine tavırları dışında dert edindiği başka bir mesele daha var. Eşi Hazar’la çocuk sahibi olmak istese de vücudu yeterince sperm üretemediği için bunun mümkün olamayacağı haberini alıyor. Ama bunu Hazar’a söylemiyor Ali. Çünkü her ne kadar dışarıdan eğitimli, görgülü ve sağduyulu biriymiş gibi görünse de, bu değerlerin tam aksini bünyesinde barındıran, belki de kendisinin babasıyla özdeşleştirdiği ama ne yazık ki kuşaktan kuşağa aktarıldığını göreceğimiz ve “erkeklik” kavramı altında tanımlanan bir durumdan mustarip.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Mini-dizi "Dying for Sex" ve Alireza Khatami’nin Türkiye’de çektiği "Öldürdüğün Şeyler"i izledik; İstanbul’dan Cannes’a haftanın gündemini özetledik.
25 Nis 2025

İLGİLİ OKUMALAR



