Sanat, İstanbul'un dışında

Pandemiyle ivme kazanan, uzaktan çalışmanın yaygınlaşmasıyla kalıcılaşan yeni bir göç dalgasına tanıklık ediyoruz. Bu hareket, rahatlıkla “kültürel diaspora” olarak adlandırılabilir. Kuzey Ege ise bu hareketin en önemli merkezlerinden. Üstelik gidenler, gittikleri yerlerde yeni bir kültür-sanat sahnesinin filizlenmesine de önayak oluyorlar.
Yazı: Deniz Erbaş
2012 yılında, Çanakkale kent merkezindeki yerel dinamiklerle şekillenmiş oldukça özgün bir çağdaş sanat ekosisteminde çalışmaya geldiğimde “kültürel diaspora” olarak adlandırılabilecek bir göç hareketinden henüz söz edilemezdi. İstanbul’dan çıkıp Çanakkale gibi kasabadan hallice bir kente yerleşmek, bir sanat profesyoneli için istisnai bir tercihti. O yıllarda İstanbul sanat ortamı, “egzotik” bir deneyim sunmayan taşradaki nitelikli oluşumlara pek ilgi göstermiyordu. Ancak bu kente yerleşmemden birkaç yıl sonra ev veya arsa soranlar, “Bir arkadaşım oraya taşındı” diyerek arayanlar çoğalacak; kendimi bazen emlakçı, bazen turizmci, bazen de insan kaynakları sorumlusu gibi hissetmeye başlayacaktım.
2013’te açtığımız MAHAL Sanat, yıl boyu farklı kültür-sanat etkinlikleri düzenleyen, aynı zamanda arşiv ve proje geliştirme ofisi olarak işlev gören bir mekandı. Aynı süreçte bu çoklu işlevlerine bir yenisi daha eklendi: Her gün birkaç İstanbullunun kapısını çaldığı bir “information center” kimliği.
NEREDE YAYIMLANDI?
Müzik, tüylerimizi diken diken eden bir tutkudan sadece fonda çalan bir melodiye dönüşüyor olabilir mi? Bu hafta bu sorunun cevabını arıyor; sonra da Kuzey Ege'nin kültürel dönüşümüne yakından bakıyoruz.
21 Tem 2025

İLGİLİ OKUMALAR


