Kırılmayan vazolar, kırılgan kalpler

Joachim Trier, bu yıl Cannes Film Festivali’nde yarışan filmi "Manevi Değer" (Affeksjonsverdi) ile Jüri Büyük Ödülü’nü kazandı. Norveç’in Uluslararası Film kategorisindeki Oscar adayı da olan film vesilesiyle Trier’le Cannes’da biraraya geldik. Yazma sürecinden babalığa, Oslo’dan şefkate uzanan bir sohbete koyulduk. Ve tabii sinemaya...
Röportaj: Müge Turan
Joachim Trier, bu yıl Cannes Film Festivali’nde yarışan filmi Manevi Değer (Affeksjonsverdi) ile Jüri Büyük Ödülü’nü kazandı. Film, ünlü bir yönetmen olan babalarıyla yeniden bağ kurmaya çalışan iki kız kardeş Nora ve Agnes’in hikayesini anlatıyor.
Kuşaktan kuşağa geçen sadece eşyalar, fotoğraflar ve mektuplar değil; aynı zamanda travmalar, acı ve tatlı anılar da izleyiciye eşlik ediyor. Aile evini belleğin merkezi olarak konumlandıran Trier, geçmiş ile şimdiki zaman, hayat ile sanat arasında zikzak çizen bir anlatı kuruyor; şefkat, mizah ve sessiz bir melankoliyle aile sevgisi ve insan kırılganlığına dokunuyor.
Norveç’in Uluslararası Film kategorisindeki Oscar adayı da olan Manevi Değer vesilesiyle Trier’le Cannes’da biraraya gelme fırsatım oldu. Yazma sürecinden babalığa, Oslo’dan şefkate uzanan düşüncelerini paylaştı. Sohbetimizin merkezinde manevi değerler vardı; bir de tabii sinema.

Joachim Trier, Müge Turan ile birlikte.
Filminizin adı Manevi Değer. Bu başlık, evdeki nesnelerin ötesinde sizin için ne ifade ediyor?
Aslında tam da büyükannenizin kahve fincanı gibi; sizin için derin anlam taşıyan ama başkalarına sıradan ya da çirkin görünebilecek bir şey. Norveççede Affeksjonsverdi de maddi olmayan, duygusal değer demek.
Peki bu neden ilginç? Filmin merkezinde aynı ailenin içinde büyüseler de geçmişi farklı deneyimlemiş iki kız kardeş var. Bu bana çok yakın ve ilginç geliyor çünkü ben de kendi iki kardeşime bakınca benzer dinamikler gözlemliyorum. Sık sık konuşuyoruz: Neden böyleyiz, neden birbirimizden farklıyız? Hepimiz nesnelere ve anılara farklı değerler biçiyoruz. Ayrıca bir müzik tutkunu olarak Manevi Değer, bana eski, melankolik bir caz standardı gibi de tınlıyor. Bir Coltrane (John) şarkısı da olabilirmiş gibi. Sanki elden kayıp giden bir şeylerin hissini çağrıştırıyor, bilmiyorum.
NEREDE YAYIMLANDI?
Emmy Ödülleri'nin akıllardan çıkmayacak anlarını ve kazananlarını kaleme aldık. Joachim Trier'le yazma sürecinden babalığa, Oslo’dan şefkate uzanan bir sohbete daldık.
15 Eyl 2025

İLGİLİ OKUMALAR


