Mehmet Dalkanat

Afşin A termik santraline eklenecek iki yeni ünitenin ÇED onayına karşı bölge halkı ile sivil toplum kuruluşlarının açtığı davada bilirkişi raporu çıktı. Raporun yetersiz olduğu, iki ünite eklemenin ise kamu yararına olmadığı sonucuna varıldı. Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu'ndan Mehmet Dalkanat'la süreci ve bundan sonra olacakları konuştuk.

Röportaj: Deniz Aytekin

A Termik Santrali'ne iki yeni ek ünite yapılmasına dair 27 Aralık 2024’te ÇED olumlu kararı verilmiş, ardından Bakanlığa raporun bilimsel ve sosyolojik olarak uygun olmadığı gerekçesiyle dava açılmıştı. Sizin raporda tespit ettiğiniz eksiklikler nelerdi?

Temelde biz bölgeye ait yeni termik santral projelerinin tamamına karşıyız ve gerekçelerimizi defalarca farklı platformlarda gündeme getirmişiz. Halihazırdaki sonuçlar zaten bizim bu tepkimizi doğrulamaktadır. Avukatlarımızla birlikte ÇED’de tespit ettiğimiz eksiklerden en dikkat çekici olanı, kullanılan referansların güncel olmamasıydı. Avrupa Birliği’nin yıllar önce yürürlükten kaldırdığı standartlara atıf yapılmış. Oysa güncel emisyon sınır değerleri çok daha sıkı. Bu durum, santral daha kurulmadan eski teknolojiye dayandırıldığı anlamına geliyor.

İkinci olarak, bölgede zaten çok ağır bir hava kirliliği yükü varken, raporda PM10, SO₂ ve NO₂ gibi hava kirleticilerin halk sağlığı üzerindeki etkileri yeterince değerlendirilmemişti. Çocuklarda ve yetişkinlerde solunum yolu hastalıkları, kalp-damar sorunları gibi riskler görmezden gelinmişti.

Üçüncü önemli eksiklik, kül depolama ve atık yönetimiydi. Mevcut kül sahalarının kapasitesi ve sızdırmazlık sorunları bilinirken yeni ünitelerle oluşacak atığın nerede ve nasıl güvenli şekilde depolanacağına dair ikna edici bir çözüm yoktu.

Ayrıca raporda ne tarımsal üretime ne de bölge halkının sosyo-ekonomik yaşamına olası etkiler somut biçimde incelenmişti. Projenin yeraltı sularına ve tarım alanlarına etkileri ciddi bir risk olarak karşımızdaydı.

Son olarak, iklim boyutu tamamen göz ardı edilmişti. Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefi varken (ki bu hedef kömür santrallerinin o tarihe kadar kapatılmasını gerektiriyor), yeni kömürlü termik ünitelerinin kurulmasının bu hedefle bağdaşmayacağı açıktı.

Avukatlarımız dava dilekçemizde bu eksiklikleri ortaya koydu. ÇED raporunun hem bilimsel hem de sosyolojik olarak, halkın sağlığını ve çevreyi koruma açısından yetersiz olduğunu vurguladık.

Temiz Hava Hakkı Platformu’nun geçen yıl hazırladığı raporda Afşin-Elbistan’a eklenecek iki yeni ünitenin 35 yıllık işletme süresi boyunca 2.268 erken ölüme yol açacağı, 2.896 çocuk astım hastası olurken, 907 bebeğin erken doğacağı belirtilmişti. Siz bölgeden biri olarak 40 yıldır kömürün gölgesinde yaşamanın halkın sağlığı üzerinde ne gibi etkilerini gözlemliyorsunuz?

Kendi kişisel gözlemimden bir pasaj sunayım; santralde çalışan arkadaşlarımın birçoğu ki isim isim sayabilirim size, kanserden, 70 yıl yaşamadan vefat ettiler. Kalanlar da birkaç stentle korku içinde yaşıyorlar. Tüm çalışanlarının aynı kaderi paylaştıklarını düşünüyorum. Ayrıca bölgemize yakın araştırma hastanesi ve tıp fakültelerinin onkoloji bölümündeki hastaların birçoğu bizim bölgemizdendir ve “Elbistan ciğeri” meşhur olmuştur. Bütün ilgili doktorlar bunun farkındadır.

Diğer bir garabet: Bazı hamilelerin bebekleri lösemili olarak doğmaktadır. Ve yine maalesef yakın mesafedeki hastanelerdeki lösemili çocukların %80’i yine bizim bölgedendir. Santralin yakınındaki köylerde ise kansere kurban vermeyen aile yok gibi demiyorum, yoktur. Kanser, Orta Çağ’ın veba salgını gibi ovayı kuşatmış durumda. Üst solunum yolları rahatsızlıkları, gırtlak kanseri, koah, astım, gündelik vakalar olarak görülmektedir.

SÖYLEŞİNİN DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

🏭 Termik santrale tepki, Jane Goodall'a veda

Afşin-Elbistan Termik Santrali'ne dair ÇED raporunun iptali için açılan davada bilirkişi raporunu Mehmet Dalkanat'la konuştuk. Koruma alanının en ilham verici karakterlerinden Jane Goodall'a veda ettik.

05 Eki 2025

İLGİLİ OKUMALAR