Kıyametin içinde sanat

2025 Nobel Edebiyat Ödülü, Macar yazar László Krasznahorkai’ye verildi. Bu tercihin gerekçesi de tek cümlelik bir manifesto gibiydi: “Apokaliptik terörün ortasında bile sanatın gücünü yeniden doğrulayan sarsıcı ve vizyoner külliyatı.” Bu cümledeki her sözcük, László Krasznahorkai’nin dünyasına ait: Vizyoner, yıkımın tam ortasında, ama hâlâ sanata, hâlâ dile inanan bir yazar.
Yazı: Ömer Şentürk
1954’te Macaristan’ın Gyula kasabasında doğdu Krasznahorkai. Hukuk ve edebiyat eğitimi aldı, ama onu asıl biçimlendiren akademi değil, 1970’ler Macaristan’ının ağır ve rutubetli atmosferiydi: İnançsızlıkla inanç arasına sıkışmış bir toplum. O dünyada herkes bir gelecek, bir anlam, bir kurtuluş bekliyordu ama hiçbiri gelmiyordu. Krasznahorkai’nin romanlarındaki o ağır bekleyişin, o sonsuz cümlelerin kökeni burada gizlidir.

Yirmili yaşlarının sonunda yazdığı Sátántangó (Şeytan Tangosu), bu ruh hâlinden doğdu. Yağmurun hiç durmadığı, çamurdan ibaret bir köyde yaşayan birkaç insanın çöküş hikayesiydi. Roman boyunca yalnızca bir şey oluyordu: Ölü sanılan Irimiás’ın geri dönmesi. Bu dönüş, köydekiler için bir kurtuluş umudu gibi görünür, ama aslında daha derin bir yıkımın habercisidir. Irimiás peygamber midir, sahtekar mı, şeytan mı? Asla bilemeyiz.
Bu belirsizlik, Krasznahorkai’nin yazısının merkezindedir. Çünkü o, “hakikati açıklamak” için değil, hakikatin yavaş yavaş çözülüşünü anlatmak için yazar.
Krasznahorkai’nin üslubu biçimden çok bir varoluş meselesidir. Romanları nokta koymaktan korkar, cümleler sayfalar boyunca uzar, kendi içine kıvrılır. Okur, metnin içinde yürürken sürekli bir devinimin ortasında kalır, düşünceler birbirine karışır, zaman erir, mekan bulanıklaşır.
Bu biçim, yalnızca bir estetik tercih değildir. Krasznahorkai’nin cümleleri, çağımızın ruh hâlinin, durmak bilmeyen, ama hiçbir yere varamayan bir akışın tezahürüdür. Modern insanın zihni gibi, bilgiyle dolu ama anlamdan yoksun.
- Onun yazısında nokta, bir ölüm anıdır. Virgül ise hayatın kendisi, kesintisiz, yorgun ama hâlâ devam eden bir soluk. Her romanı, “bitmeyen bir cümlenin” farklı bir parçasıdır.
Bu sonsuz cümle, 1980’lerin sonunda sinemada da yankı buldu. Béla Tarr, Şeytan Tangosu’nu okuduğunda, o karanlık dünyayı beyaz perdeye taşımaya karar verdi. Böylece edebiyat ile sinema arasında benzersiz bir ortaklık başladı. Tarr, Krasznahorkai’nin romanlarını yalnızca uyarlamadı, onun düşünce biçimini görselleştirdi.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu yıl Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan Macar yazar László Krasznahorkai'nin kitapları arasında dolaştık. Cemiyette Pişiyorum üyeleriyle yeni albümleri "Endüstri"yi konuştuk.
13 Eki 2025

İLGİLİ OKUMALAR


