Alışıldık bahaneler, alışamadığımız haksızlıklar

Bazı ayrımcılık biçimleri normalleştirildi, bazıları da normalleştirilmeye çalışılıyor. Ancak bu, bir kenara çekilip kaderimize razı olacağımız anlamına gelmemeli. Çünkü şimdiye kadar tarihi insanları birbirlerinden ayırıp haksızlık edenler değil, hak ve eşitlik için ayaklananlar yazdı, bundan sonra da öyle olacak.
Yazı: Serkan Köybaşı
Tarihin her anında ve her yerde ayrımcılık hep oldu. Bunlardan bazıları ayrımcılığa uğrayanların direnişi sayesinde, bazıları da toplumsal ahlak anlayışındaki değişikliklerle belli ülkelerde ortadan kalktı. Bazılarıyla halen devam ediyor ve hatta bunlara yenileri ekleniyor.
Bir ayrımcılığı ortadan kaldırmanın ilk aşaması, önce onu fark etmek. Zira kimi ayrımcılıklar, öyle normalleşmiş durumda ki içinde bulunduğumuz durumun ayrımcılık olduğunu fark edemeyebiliyoruz. Hele ki o ayrımcılıktan fayda sağlıyorsak…
Türkiye’de olduğu gibi kimi ayrımcılıklarsa iktidar tarafından sonradan yaratılıyor ve uzun bir zamana yayılarak normalleşmesine çalışılıyor.
Gerekçesiz farklı muamele
Farklı tanımları olsa da ayrımcılık, genel olarak, “bir kişi veya grubun, belli bazı özelliklerine bağlı olarak bazı hak ve özgürlüklerin kullanımında nesnel ve makul olmayan gerekçelerle farklı muameleye maruz bırakılması” olarak anlaşılıyor.
- Dolayısıyla ayrımcılık, anayasa veya bir uluslararası sözleşmedeki bir veya birden çok hakkınızla ilgili, makul bir gerekçe olmaksızın, fark edilebilir belli bir özelliğiniz nedeniyle diğerlerinden farklı bir muameleye maruz bırakıldığınızda ortaya çıkan ve genelde devlet eliyle yapılan bir durum.
Tarihteki en önemli ayrımcılık biçimlerine baktığımızda, siyahlara ve kadınlara yapılan muamelenin tam bir ayrımcılık olduğunu söyleyebiliriz. Uzun yıllar boyunca siyahlar, sırf derilerinin rengi gibi alakasız bir gerekçeyle insan kabul edilmedi, köleleştirildi ve eşya muamelesi gördü. Alınıp satıldılar, miras bırakıldılar. Onlara işkence eden, tecavüz eden ve hatta onları istediğinde öldürebilen çok “medeni” Avrupalı sahipleri hiçbir ceza almadı.
Benzer şekilde kadınlar da sırf cinsiyetleri nedeniyle çok uzun yıllar boyunca önce babalarının, sonra da kocalarının eşyası gibi görüldü. Onlar da alınıp satıldı, eğitim, çalışma ve oy hakkından mahrum bırakıldı. Cinsiyetin bu hak ve özgürlüklerin kullanımıyla nasıl bir bağı olduğunu erkekler yüzyıllar boyunca açıklama gereği duymadı, çünkü açıklayamazlardı.
Siyahların ve kadınların ısrarlı mücadelesi ve eşitlik ilkesinin toplumsallaşmasıyla bu farklı muamelelerin gerekçesiz olduğu ve ayrımcılık sayılması gerektiği bugün artık en azından kâğıt üzerinde kabul edildi ve toplumlarımız daha adil hâle geldi. Her ne kadar fiilî eşitsizlikler devam etse de bu olumlu bir gelişme.
Devam eden ayrımcılıklar
Ancak halen farkında olmadığımız veya farkında olsak da fayda sağlayan tarafında olduğumuz için görmezden geldiğimiz ayrımcılıklar da devam ediyor. Bunların başında engelli bireylere yönelik ayrımcılık geliyor. Belki farkında değiliz ama çevremizdeki neredeyse her şey tüm uzuvları olan ve organları çalışan insanlar için tasarlanmış.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Gazze'nin yeniden inşası, Mansur Yavaş'a soruşturma ihtimalleri, ayrımcılığı normalleştirmek, İstanbul'dan göç edenler.
17 Eki 2025

İLGİLİ OKUMALAR


