Avrupa'nın yeni fay hatları

Göç, hem Avrupa’nın hem Türkiye’nin siyasal ve toplumsal geleceğini belirleyen bir ana eksen hâline geldi. Peki bir dönemin “insani değerler”, “dayanışma”, “açık kapı” gibi kavram setleri, bugün yerini seçim kaybı korkusuna, iç istikrar endişesine ve aşırı sağın yarattığı baskıya bırakırken bu politika değişiminin Avrupa'ya, Türkiye'ye ve tabii ki göçmenlere etkileri ne olacak?
Yazı: Gülener Kırnalı
Avrupa son birkaç yıldır, birçok farklı dinamiğin biriktiği uzun bir kırılma sürecinden geçiyor. Ekonomik dalgalanmalar, küresel ekonomik düzlemde kırılganlaşma, güvenlik tehditleri, Rusya’nın saldırganlaşan jeopolitiği, iç politikada yükselen aşırı sağ… Bütün bunlar, bir zamanlar değer temelli bir siyasal anlatıyı merkezine alan demokratik ve “ilkeli” Avrupa’nın giderek Realpolitik siyasetine, güvenlik ve güç dengesini önceleyen pragmatik ve katı bir stratejiye yöneldiğini gösteriyor.
- Son zamanlarda Avrupa siyasetinde yaşanan bir dizi başka gelişme, bu büyük resmin içerisinde değerlendirilmeye muhtaç yeni alanlar yarattı ve yaratmaya devam ediyor. Bunların başında da hepimizin çok iyi bildiği, Türkiye’nin ve bütün Avrupa ülkelerinin siyasi denklemini belirleyen göç politikaları ve göç yönetimi geliyor.
Son aylarda bu büyük başlık altında merceğimizi göç politikalarına odaklamamıza neden olan sıcak gelişmeler oldu. Bu gelişmelerin en önemlisi, Avrupa’nın göç ve iltica rejiminde yaşanan sarsıcı değişim diyebiliriz. Özellikle İngiltere ve Almanya gibi Avrupa’nın ağır toplarından peş peşe gelen yasa değişiklikleri, yalnız ulusal politikaların değil, kıtanın genel stratejik yönelimindeki dönüşümün de işareti. Keza Brüksel’in yeni adımları da kıtanın seyrini bütünüyle etkileyeceğe benziyor.
Uzun zamandır devam eden bir izleğin sonucunda göç konusunun artık sosyokültürel düzlemde tartışılması ikinci, belki üçüncü planda. Bugün Avrupa’da göç, ekonomik planlamadan sınır güvenliğine, AB içi dengelerden Türkiye gibi komşu ülkelere uzanan dev bir jeopolitik alanın merkezi hâline gelmiş ve bu siyasete sıkışmış durumda.
İngiltere ve Almanya’nın yeni düzenlemeleri ne getirdi ne götürdü?
Birleşik Krallık’ta İşçi Partisi hükümeti 2024’te iktidara geldiğinden beri göç politikasında kapsamlı değişikliklere hazırlanıyor. Bu hafta ise İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, “modern zamanların en büyük iltica reformu” olarak lanse edilen yeni göç paketini duyurdu.
- Paket hem iltica sisteminin mantığını değiştiriyor hem de ülkede uzun süredir fiilen uygulanan caydırma stratejisini hukuki zemine oturtuyor.
Yeni düzenlemelerin ana hatlarını özetleyelim: Öncelikle bu düzenlemenin ana motivasyonu kalıcı oturuma geçiş süresinin uzatılmasıydı, uzatıldı. Mülteci statüsü tanınan bir kişi, eskiden 5 yıl sonunda kalıcı oturum iznine başvurabiliyorken yeni düzenlemeyle bu süre 20 yıla çıkarıldı. Bununla beraber mülteci statüsü “geçici” hâle geldi; artık her 2,5 yılda bir bu statü gözden geçirilecek. Ülkesinin “güvenli” olduğu düşünülen mülteciler için dönüş mekanizması açık kalacak. Öte yandan tüm bu süreçlerdeki dil ve entegrasyon kriterleri sertleşirken sosyal yardımlara erişim ve barınma hakkı daha sıkı entegrasyon şartlarına bağlandı.
Britanya’nın yeni paketinin ardındaki en önemli motivasyonlardan birinin, siyasi arenada güvenlik argümanlarının merkezinde yer alan küçük tekne geçişlerini caydırmak olduğu belirtiliyor. Ama bu düzenlemenin tartışma yaratacak bir dizi başka sonucu da var.
- Washington Post’un 17 Kasım günü yayımlanan analiz makalesinde, planlanan düzenlemeler arasında mültecilerin belirli bir değer üzerindeki varlıklarına el konulması ve bu yolla barınma maliyetlerinin karşılanması olduğu da aktarılıyor.
Bu reformlar yalnızca teknik düzenlemeler değil; aynı zamanda güçlü bir politik mesaj taşıyor. 2024 Temmuz’unda iktidara gelen İşçi Partisi hükümeti, İngiltere’nin aşırı sağcı partisi Reform UK’in oylarındaki artış, sağ basının gündemi ve “küçük teknelerle gelenler” krizinin yarattığı kontrol kaybı hissiyle karşı karşıya. Bu nedenle paket, soldan ziyade sağın göç söylemini ödünç alan, göçmenliği caydırmaya odaklı bir strateji olarak şekilleniyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Gıda güvenliği önlemleri, çocuk adalet sistemleri, Şili seçimleri, Epstein belgeleri, Avrupa ve Türkiye'de göç olgusu, kolektif anksiyetenin çıktıları.
21 Kas 2025

İLGİLİ OKUMALAR


