Dikkat tekelleri ile platform savaşları arasında

Sinema hâlâ daha fazlasını isteyenlere sesleniyor: Hızdan yorulanlara, basitlikten sıkılanlara, dikkatini geri almak isteyenlere... Ve belki de tam bu yüzden, bu çağda bir kitle sanatı olmaktan çıkıp yeniden bir eşik sanatına dönüşüyor: Herkes için değil ama vazgeçemeyenler için.

Yazı: Lara Kamhi

Geçen hafta sinemanın kolektif bir ritüel olarak doğduğu şehirde, Paris'te, kalabalık bir metro peronunda bekleyen birinin telefonundan bir filmi bitirdiğine tanık oldum. Aynı akşam baktığımda bir sinema bileti yemekten daha pahalıydı.

  • Bu iki sahne, uzun zamandır sinema dünyasında dolaşan ama artık kaçınılmaz biçimde yükselen bir soruyu somutlaştırıyordu: Sinema varlığını sürdürebilecek mi?

Pandemi sonrası yaşanan kitlesel teknolojik ve sosyal dönüşüm, hayatın neredeyse tüm alanlarını kökten değiştirdi aslında. Bazı meslekler yok oldu, yerlerine yenileri ortaya çıktı, tüm alışkanlıklarımız dönüştü. Sosyal medya artık yalnızca bir paylaşım alanı değil, yaşamlarımızı sürdürdüğümüz yer hâline geldi. Kim bilir, belki de bugün yaşadıklarımız, gelecekte zihnimize yerleştirilecek çiplerin kültürel bir prototipi bile olabilir.

Bu süreçten sinema da kaçınılmaz olarak nasibini aldı. Bir salonda, telefonlarımızdan uzakta, başkalarıyla birlikte film izleme deneyimi alışkanlık olmaktan çıkarken hikaye anlatıcılığı ve deneyim tasarımı da hayatın her alanına yayıldı.

Öte yandan bu yayılma, beraberinde derinleşmeyi değil, yüzeyselleşmeyi getirdi. Film izleme deneyimi önce streaming platformlarına, oradan da telefonlarımızın dikey evrenine taşındı. Anlatılar dikkat dağıtıcılarla çevrili 1 dakikalık ya da 15 saniyelik fragmanlara sıkıştı. Hikayeler artık her yerdeydi ama hiçbir yere de tam olarak yerleşemiyordu.

Tüm bu dönüşümün ortasında, sinemanın geleceği de doğal olarak spekülasyon konusu hâline geldi.

Platform etkisi ve dikkat tekelleri

Bu yeni düzende sinematik anlatıyı değerlendirmek için temel alınan kıstaslar da değişmeye başladı. Platformlar için belirleyici olan artık düşünsel derinlik, anlam ya da alınan estetik riskler değil, algoritma verilerinin sonuçları.


YAZININ DEVAMI


İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🌊 Avatar'ın külleri, Diddy belgeseli

Yılın gişe rekortmeni olması beklenen, James Cameron'ın efsane serisinin üçüncü filmi "Avatar: Fire and Ash"i inceledik. 50 Cent yapımı "Sean Combs: The Reckoning" belgeseli üzerinden Diddy'nin karanlık dünyasına baktık.

19 Ara 2025

İLGİLİ OKUMALAR