James Cameron'ın dehası

James Cameron'ın gişe rekortmeni serisinin ruhunu güçlü bir politik mesajla harmanlayan yeni Avatar filmi "Avatar: Fire and Ash" vizyonda. Film, zayıf senaryosunu tarihin doğru tarafında duruşu ve her zamanki gibi görsel efektlerdeki olağanüstü başarısı sayesinde affettiriyor.

Yazı: Emre Eminoğlu

James Cameron izleyicinin ne istediğini öylesine bilen, zanaatını öylesine ustalıkla icra eden bir sinemacı ki sinemanın icadından bu yana tüm dünyada en çok izlenen dört filmden üçü onun imzasını taşıyor: Henüz 10 yaşındayken sinemaya âşık olmamın sebebi Titanic (1997), sinema-teknoloji ilişkisini kökten değiştiren Avatar (2009) ve onun devam filmi Avatar: The Way of Water (2022).

Cameron’ın iyi hikayelere sahip olmak ya da iyi bir senaryo yazarı olmak gibi bir derdi olmadığı ise belli. Titanic’in de, Avatar serisi filmlerinin de sahip olduğu klişeler ve mantık hataları yıllardır meme'lere meze olmayı bırakmıyor malumunuz. Örneğin Avatar’ın konusunun geçtiği her ortamda ilk filmin senaryosunun Pocahontas ile şaşırtıcı benzerliğine yönelik şakaları tekrarlamak beni çok eğlendiriyor. Varsın böyle olsun...

James Cameron sineması, görkemli ve sinematik anları, olağanüstü görselliği, sinema tarihine geçen teknolojik buluşları ve en önemlisi kitleleri sinema salonlarına doldurmayı başaran deneyimler vadedişiyle yüceltilmeyi hak ediyor. Avatar: Fire and Ash de, yönetmenin sineması için bir istisna değil.

Avatar: Fire and Ash | Kaynak: Disney Studios

Pocahontas’ın hikayesini bilirsiniz. Amerika kıtasına gelen Avrupalı yerleşimcilerden genç bir adam, yerli bir genç kadına âşık olur. Silah arkadaşları toprağı ele geçirmek, kaynakları sömürmek ve kendi kıtalarından taşıdıkları yıkıcı zihniyeti burada yeniden kurmak isterken, ikisi arasındaki ilişki kültürel ve ideolojik bir çatlağı görünür kılar. Doğayla uyumlu bir yaşam anlayışıyla fetih ve tahakküm dürtüsü karşı karşıya gelir. Ancak bu aşk bir kurtuluş ya da asimilasyonla sonuçlanmaz; genç adam geri dönmek zorunda kalır, Pocahontas ise halkının yanında kalmayı seçer.

Son cümle dışında, 2009 tarihli Avatar’ın konusu da neredeyse aynıdır. Denizaşırı yolculuk uzay yolculuğuna, Amerika kıtası Pandora gezegenine, Amerika yerlileri Na’vi’lere dönüşmüştür. Hikaye ise Dünyalı (ABDli) genç adamın, Jake Sully’nin hem kültürel ve ruhani hem de bedensel olarak asimilasyonuyla sonuçlanır. İkinci film Avatar: The Way of Water’da artık yeni kimliği ve bedeniyle çoluk çocuğa karışmış Jake Sully’nin geçmişi onu rahat bırakmaz. Dünyalı askerler ise Pandora gezegeninin kaynaklarının peşini... Savaş farklı Na’vi kabilelerini içine alır, su üstüne ve su altına taşınır.


YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🌊 Avatar'ın külleri, Diddy belgeseli

Yılın gişe rekortmeni olması beklenen, James Cameron'ın efsane serisinin üçüncü filmi "Avatar: Fire and Ash"i inceledik. 50 Cent yapımı "Sean Combs: The Reckoning" belgeseli üzerinden Diddy'nin karanlık dünyasına baktık.

19 Ara 2025

İLGİLİ OKUMALAR