ABD’nin yeni ulusal güvenlik stratejisi Türkiye'nin ve dünyanın geleceğine dair ne söylüyor?

ABD’nin yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi, önceki örneklerden belirgin biçimde ayrılıyor. Belge Trump’ın ikinci dönemini ABD için yeni bir “altın çağın” müjdecisi, eskisinden farklı “yeni bir Amerikan projesinin” başlangıcı olarak niteliyor. Asya, Avrupa ve Ortadoğu önemini korusa da artık “Batı Yarımküre”nin güvenliği ABD için daha önemli. Peki belgenin Türkiye'ye olası etkileri neler olabilir?

Yazı: Utku Başar

ABD’nin yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi, önceki örneklerden belirgin biçimde ayrılıyor. Belge, ABD’nin geleneksel “ulusal” çizgisini değil, partizan diye nitelendirilebilecek şekilde doğrudan mevcut başkanın ve etrafındakilerin vizyonunu merkeze koyuyor. Böylece ulusal strateji ile siyasi mesaj, propaganda ile başkanın kampanyası arasındaki ayrım bulanıklaşıyor.

  • Belge Trump’ın ikinci dönemini ABD için yeni bir “altın çağın” müjdecisi, eskisinden farklı “yeni bir Amerikan projesinin” başlangıcı olarak niteliyor.

Bu da müttefiklerinin ABD’nin kurumsal sürekliliğine dair algısını etkiliyor. "Geleneksel olarak yönetimde Demokratlar da olsa Cumhuriyetçiler de olsa ABD’nin dış politikası, uluslararası ilişkileri değişmez, ülke yönetişimi uyumlu bir bütün olarak hareket eder ve iç siyaseti bunların dışında tutmaya çalışır" tezi, yeni belge ile çöpe gidiyor.

Önce Amerika

Strateji, dış politikayı çok basitçe “temel ulusal çıkarların korunması” olarak tanımlıyor ve bunun belgenin “tek odağı” olduğunu söylüyor. Amerikalı dış politika elitlerini “sözde serbest ticaret”e, küreselciliğe ve orta sınıfı çökerten, egemenliği aşındıran “ulusüstücülüğe” bağlayarak dünya çapında kalıcı Amerikan hakimiyetinin peşine düşmekle eleştiriyor.

  • Önceki strateji belgeleri ABD’nin gücünü, demokrasi yayma ve kurallara/kurumlara dayalı uluslararası düzen söylemiyle harmanlarken bu belge net bir biçimde farklı.

Yeni belge Soğuk Savaş sonrası şekillenen ve en büyük kurumsal hamisinin ABD olduğuna inanılan kurallara ve kurumlara dayalı uluslararası liberal demokratik düzeni büyük ölçüde reddediyor. Amerikan dış politikasını “temel ulusal çıkarlara” indirgiyor. Küresel demokrasi, serbest ticaret ve çok taraflı işbirliği gibi geleneksel unsurlardan uzaklaşıyor.

ABD destekli darbe, ABD çıkarınaysa yine var

İnsan bir an bunun ABD destekli darbe yönetimlerinin acılarını yaşamış uluslardan çıkarımla ve yenilerinin olmayacağı hayaliyle dünya için “iyi” olduğunu düşünülebilir ancak temel odak ABD çıkarı olduğu için ABD “müdahalesi” bu kez de dikta da olsa ABD çıkarına uygun yönetimleri desteklemek olarak tezahür edebilir gibi görünüyor.

Örneğin faşist Netanyahu liderliğindeki İsrail yönetimi buna güzel bir örnek. Dolayısıyla ABD kendi çıkarı için yürüteceği bu ilişkilerle ilgili örneğin Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi kurumların kararlarını tanımayabileceği sinyalini net şekilde veriyor. Dolayısıyla bu açıdan aslında bu konuda değişen bir şey yok. Ancak belgede bu mantığın ve güç politikasının uygulanması anlamında ciddi bir değişiklik var gibi görünüyor.

Uluslararası ilişkilerde ahbap-çavuş ilişkisi ve at pazarlığı dönemi

Belge, Trump’un ilk dönem iktidarında daha önce de uyguladığına şahit olduğumuz, o dönemde bir noktaya kadar kimsenin ses çıkarmadığı güç diplomasisini ABD’nin geleneksel siyaset kodlarından, uluslararası ittifak ve anlaşmaların zincirlerinden kurtulmuş şekilde baskı, tehdit, şantaj, ahbap-çavuş diplomasisi, ikili anlaşmalar ve karşılıklı ekonomik alışveriş üzerinden yeniden tanımlıyor.


YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

👻 Canavarlar zamanı, petrol korsanlığı

2026'da dünya siyaseti, 2025'in jeopolitik sahnesi, Karayipler'de gerilim, ABD'nin yeni güvenlik stratejisi, çözüm sürecinde yeni safha, Ortadoğu'da yeni ittifaklar, toplumsal dirençliliğin aşınması.

26 Ara 2025

👻 Canavarlar zamanı, petrol korsanlığı

İLGİLİ OKUMALAR