Ekranda hukuk mücadeleleri

Bir zamanlar Türk dizileri Ortadoğu bölgesi için özgürlük ve eşitliğin hayal mekanıydı. Arap Baharı döneminde özellikle kadın izleyiciler için romantizmin ve kaçışın alanına dönüşmüştü. Bugün ise aynı dizilerde bu kez adalet aranıyor; diziler birer güvenli alan hâline geliyor. Bu durum, Türkiye’nin bugünkü ruh hâlini de dramatik biçimde ortaya koyuyor.
Yazı: Çiğdem Toprak
Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da iç savaş, kanlı çatışmalar ve belirsizlik hüküm sürerken televizyon ekranlarında yoğun bir şekilde Türk romantik dizileri yayımlanıyordu. Özellikle kadın izleyiciler Gümüş dizisini izlerken Kıvanç Tatlıtuğ’un Songül Öden’e karşı soğuk ve mesafeli bir adamdan yavaş yavaş duygusal bir erkeğe dönüşmesini, patriyarkal ve zengin bir aile içinde, karısının arzuladığı duygusal yakınlığın sonunda mümkün kılınmasını izliyor, yoksul ya da zengin, duygusal olarak erişilemeyen kocalarla yaşayan kadınların aynı acıyı paylaştığını görüyorlardı. Ve sonunda tabii hasret duyduğu sevgiye ulaşıyordu. Umut vardır demektir bu kadınlar için—sadece aşkta değil, savaşta da.
Bu ve benzeri Türk dizileri kısa sürede Ortadoğu, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Latin Amerika’da büyük bir popülerlik kazandı. Özellikle Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’ta “one minute” çıkışından sonra Türkiye ve Erdoğan, Arap ve Müslüman dünyasında belirgin bir sempati toplamaya başlamıştı. Tam da Arap Baharı’nın yarattığı siyasal kırılma ve belirsizlik döneminde, çatışmalardan ve savaşlardan kaçan birçok varlıklı Arap için Türkiye soğuk bir sığınak değil, tatil yaptığı yerde yaşamak hâline geldi.
- Böylece Türk dizileri yalnızca popüler kültürle sınırlı kalmayıp, kısa süre içinde gazete köşelerinde ve akademik metinlerde Türkiye’nin uluslararası etkisini artıran bir “soft power” unsuru olarak tartışılmaya başlandı.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Josh Safdie'nin merakla beklenen filmi "Marty Supreme"in başarısı ve pazarlama kampanyası üzerine yazdık. Toplumsal krizlerin şarkı sözlerine yansımasını inceledik.
05 Oca 2026

İLGİLİ OKUMALAR


