Küreselleşmenin son perdesi kapanırken

Altının son aylardaki güçlü yükselişini ABD'deki sıkışma ve kısır döngünün izdüşümü olarak okumak gerekiyor. Altın yükselirken aslında bir emtia pahalanmıyor; borca dayalı dolar düzenine duyulan güven aşınıyor. Altına yöneliş, mevcut parasal mimarinin sürdürülemezliğine dair küresel bir oylama anlamına geliyor.

Yazı: Behlül Özkan

Bu yılki Davos zirvesine Kanada Başbakanı Carney’in “kurallara dayalı uluslararası düzen”in bir illüzyon olduğunu itiraf eden sözleri damgasını vurdu. Carney, Trump yönetimini sert biçimde eleştirirken ABD’nin hegemonyasına dayalı eski düzenin de çöktüğünü söyledi. Bu açıklamalar çok ses getirdi, günlerce tartışıldı.

Oysa bugünlerde büyük ölçüde unutulmuş olsa da, Carney’in bundan yedi yıl önce İngiltere Merkez Bankası Başkanı sıfatıyla yaptığı bir başka konuşmayı hatırlayanlar için Davos’taki çıkışı sürpriz değildi. Üstelik son günlerde dünya ekonomisinde yaşanan çalkantılar düşünüldüğünde, 2019’daki konuşması bugün çok daha çarpıcı ve öngörülü görünüyor.

Carney o dönemde dünyanın önde gelen merkez bankalarından birinin başkanı olarak, Amerikan dolarının küresel rezerv para statüsünün sorgulanması gerektiğini açıkça dile getirmişti:

“Uluslararası ticarette üretici ya da ithalatçının para birimi yerine ABD dolarının yaygın biçimde kullanılması, küresel ekonomi üzerinde istikrarsızlaştırıcı bir etki yaratmaktadır.”

Carney’e göre ABD, küresel ticaretin yalnızca yüzde 10’unu ve küresel GSYH’nin yaklaşık yüzde 15’ini oluşturmasına rağmen, dolar toplam uluslararası ticaretin neredeyse yarısında kullanılıyordu. Dahası, dünyadaki tüm menkul kıymet ihraçlarının yaklaşık üçte ikisi ABD kaynaklıydı. Bu yapı sürdürülebilir değildi.

O dönemde bu radikal çıkışın Carney’in IMF başkanlığına giden yolunu kapattığı iddia edilmişti. Bugün ise benzer tespitleri yapanların sayısı hızla artıyor.

Nitekim Davos’ta konuşan Trump’ın ticaret bakanı Howard Lutnick, “küreselleşmenin hem Batı hem de ABD için başarısız olduğunu” söyleyerek, ABD’nin sanayisini geri getirmek istediğini ve bunun küreselleşmeye son vererek yapılacağını açıkça dile getirdi. Bu nokta önemli; çünkü Amerikan yönetiminden yükselen sanayileşme talebine birazdan tekrar döneceğiz.

Yine Davos’ta konuşan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Bretton Woods sisteminin çöktüğünü ve dolar-altın bağının koptuğu 1971 krizini hatırlatarak bugün de benzer büyüklükte bir dönüşüm yaşanabileceğini söyledi.

Batılı liderlerin art arda kürsüye çıkıp bu tür “tarihsel” açıklamalar yapmasını gelişmelere yön verme olarak okumamak gerekir. Bunlar proaktif liderlik örnekleri değil, aksine yaşanan dönüşüm artık inkar edilemez hâle geldiğinde verilen gecikmiş tepkilerdir. Davos gibi bir platformda küreselleşmenin bitişinin neredeyse hep bir ağızdan ilan edilmesi aslında bizlere şunu göstermekte: Küreselleşme çoktan çökmüştür; siyasetçiler şimdi bunu duyurmakla yükümlüdür.


YAZININ DEVAMI



NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

📉 Dolar imparatorluğunun sonu, sürecin çalkantısı

SDG'nin yenilgisi, çözüm sürecinin güncel durumu, ICE gerilimi, iklim krizinin askerî cephesi, dolar imparatorluğunun sonu, yerel yönetimleri güçlendirmek ve çalışmak zorunda olan öğrenciler.

30 Oca 2026

📉 Dolar imparatorluğunun sonu, sürecin çalkantısı

İLGİLİ OKUMALAR