Transatlantik İttifakta ekonomik çatlak
İkinci Dünya Savaşı sonrası küresel düzenin adeta temel taşlarından biri haline gelen Transatlantik İttifakı, tarihinin en derin varoluşsal krizini yaşıyor. Bu ittifakı ayakta tutan ABD ve AB arasındaki stratejik ortaklık, yerini karşılıklı ekonomik ve siyasi gerginliğe bırakmış vaziyette. Trump yönetiminin Önce Amerika doktrini çerçevesinde agresif bir dış ticaret politikasına girişmesi ve Avrupa Birliği'nin buna doğal olarak savunma refleksiyle yanıt vermesi, iki bloğu kaçınılmaz bir çatışma rotasına soktu.
Krizin merkez üssü öncelikle ABD Başkanı Trump’ın Nisan 2025’te duyurduğu karşılıklı tarifeler, sonrasında ise 2026 yılına ayyuka çıkan Grönland Krizi oldu. Trump’ın, Danimarka’ya bağlı Grönland’ı satın alma isteğine karşı çıkan Almanya, Fransa, İsveç gibi 8 Avrupa ülkesine %10 tarife uygulama kararı alması, ayrıca Avrupalı liderlerle konuşurken tercih ettiği, diplomatik teamüllerin tamamen dışında olan iletişim tarzı AB ülkelerini farklı ittifaklar arama ve bağımsız ekonomik alternatifler geliştirme arayışına soktu.
Belçika Başbakanı Bart De Wever, bu durumu 80 yıllık Atlantikçiliğin sonu ve Avrupa'nın onurunu kaybetmekle karşı karşıya olduğu bir yol ayrımı olarak nitelendirdi. Benzer şekilde Fransa Cumhurbaşkanı Macron da ABD'nin gümrük vergilerini bir kaldıraç olarak kullanarak Avrupa'yı zayıflatmayı ve kendisine tabi kılmayı hedeflediğini belirterek, bu durumun zorbalık olduğunu söyledi.
Trump gümrük vergisi kararını geri çekmiş ve Grönland Krizi, Davos’ta yapılan görüşmeler sonucunda şimdilik sükunete uğramış gibi görünse de, iki taraf da birbirine eskiden duyduğu güveni duymuyor ve özellikle AB tarafı ABD dışındaki seçeneklerini de değerlendirmek istiyor.
Peki bu iki blok birbirine ne kadar bağımlı ve bir ekonomik çatışma senaryosunda iki tarafın da ekonomisi ne tür zararlar görür?
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yurt içinde bütçe dengesi, işsizlik verileri ve kısa vadeli dış borç stoku gibi kritik verileri izlediğimiz, yurt dışında ise pür dikkat şekilde ABD-İran geriliminin ne yöne evrileceğini takip ettiğimiz bir haftayı geride bıraktık.
20 Şub 2026

İLGİLİ OKUMALAR


