'Anonim' bir kadındı

İnsan dediğimizde zihnimizde beliren figür çoğu zaman erkektir. Bu tesadüf değil; erkeği “ölçü”, kadını ise o ölçünün istisnası sayan yerleşik bir bakışın sonucu. 8 Mart vesilesiyle bu görünmez varsayılanları konuşuyoruz: Veride, dilde, teknolojide ve edebiyatta “normal” dediğimiz, gerçekten kimin normu?
Yazı: Yasemin Kaya ve Utku Özer
Aristoteles’in kadını “eksik erkek” olarak konumlandırıp erkeği ideal insan formu saymasının üzerinden yüzyıllar geçti. Tıp dünyasının 18. yüzyıla kadar kadın bedenini erkek bedeninin “tamamlanmamış” bir versiyonu olarak görüp “tek cinsiyetli model” üzerinden düşünmesi de öyle. Ama bu bakışın izleri, modern dünyanın dilinde, verisinde ve kurumlarında hâlâ yaşıyor.
- Bu bakışın adı androsentrizm; erkeğin deneyimini “insanlığın normu” sayan kültürel bir düzen.
Androsentrizm terimi, ilk kez 1911’de Charlotte Perkins Gilman tarafından Erkek Yapımı Dünya: Bizim Androsentrik Kültürümüz (The Man-Made World or Our Androcentric Culture) adlı eserde kavramsallaştırıldı. Gilman’a göre insanlık kültürü “insani” olmaktan çok “eril”di: Erkeklerin bakışı ve ilgi alanları merkeze yerleşiyor, dişillik ise kenara itiliyordu. Erkeklik norm ve standart olarak kabul edilirken kadınlık bu normun dışında kalan—hatta zaman zaman “sapma” muamelesi gören-—bir kategoriye indirgeniyordu.
Gilman’ın analizi, tarihin kaydedilme biçiminden toplumsal rollerin dağılımına kadar erkek önceliğinin nasıl içselleştirildiğini gösterir. Çoğu toplumda olayları erkekler yaşamış, erkekler kaydetmiş, bu kayıtlar da “insanlık tarihi” adıyla evrenselleştirilmiştir.
Böyle bir düzende kadınlar ancak “maskülen” sayılan nitelikleri sergilediklerinde ödüllendirilirken erkekler “feminen” kabul edilen özellikler gösterdiklerinde cezalandırılır: Asimetrik bir ödül-ceza mekanizması işler. Gilman’ın ünlü kısa öyküsü "Sarı Duvar Kağıdı" (The Yellow Wallpaper) ise bu androsentrik düzenin aile hayatı ve tıp kurumu içindeki boğucu etkisini, bir kadının ruhsal çöküşü üzerinden dramatik biçimde görünür kılar.
Sosyolojik olarak androsentrizm, toplumsal anlamın—değerlerin, sembollerin, dilin—erkek deneyimini ölçü alarak kurulmasıdır. Ölçü erkek olunca, kadınların deneyimi kolayca “eksik”, “tali” ya da “normal dışı” sayılır.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Batı ülkelerinin iklim değişikliğindeki tarihî sorumluluğunu ve iklim göçlerini inceledik. Erkeğin ölçü olduğu bir dünyada kadın olmanın sonuçlarını ve kadın dostluğunun dönüştürücülüğünü ele aldık.
07 Mar 2026

İLGİLİ OKUMALAR


