İhracat rekor kırarken, ihracatçı neden alarm veriyor?

Türkiye ekonomisinde son dönemde birbiriyle çelişiyor gibi görünen iki tablo aynı anda oluştu. İhracat her yıl yeni bir rekor kırarken sanayicilerin finansman, maliyet ve rekabet gücü konusunda verdiği uyarılar giderek sertleşiyor. İlk bakışta aynı anda doğru olamayacakmış gibi görünen bu iki tablo, aslında Türkiye’nin üretim yapısında yaşanan değişimin farklı sonuçlarını yansıtıyor.
Türkiye'nin mal ihracatı 2025 yılını %4,4 artışla 273,4 milyar dolarla tamamlayarak Cumhuriyet tarihinin en yüksek yıllık değerine ulaştı. Hizmet ihracatının 122,6 milyar dolara yükselmesiyle toplam ihracat 396 milyar dolara dayanırken, ihracatın ithalatı karşılama oranı da %74,8'e çıktı. Yükseliş 2026'da da sürdü. Toplam ihracat yılın ilk yarısında %3,6 artışla 136,1 milyar dolar seviyesine ulaşarak bir rekor daha kırdı.
Ne var ki üst üste gelen rekorlara rağmen sanayi kesiminin gündemi bambaşka bir noktada. İSO 500 sunumunda finansman sıkışıklığının üretimde kalıcı hasar bırakma riskine dikkat çeken İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, "Sanayicinin oksijeni finansmandır; sanayicimiz ciddi ölçüde oksijensiz kaldı" ifadeleriyle acil bir kredi paketi çağrısında bulunurken, aynı günlerde Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç "Zor günler geçecek diye bekliyoruz ama rakamlar kalıcı hale gelme riskini gösteriyor" uyarısını yaptı. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren de derneğin Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi'nin ihracat pazarlarında ciddi bir rekabetçilik kaybı yaşandığını teyit ettiğini ve rekabet gücünün tarihsel olarak düşük düzeylere yakın seyrettiğini söyledi.
Böylece ortaya bir soru çıkıyor. İhracatı her yıl rekor kıran bir ülkede sanayiciler neden alarm veriyor?
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Temmuz ayında enflasyonda yükseliş bekleyen ve enerji fiyatlarının artış eğilimine girdiğine dikkat çeken TCMB, ihtiyatlı duruşunu koruyarak faiz indirimi konusunda aceleci davranmayacağı mesajını verdi.
24 Tem 2026

İLGİLİ OKUMALAR


