Hakikatimsilik pandemisi

Hakikat ölmedi, insan var oldukça da öl(e)mez. Sorun, hatta sorunsal, daha tekinsiz: Hakikate benzeyen şeyler hızla çoğalıp yayılıyor; hakiki olanla olmayan arasındaki sınır giderek bulanıklaşıyor. Peki kurumlara güvenin her geçen gün aşındığı bir dünyada hakikatimsilik salgınının çözümünü tek tek insanların omzuna yüklemek ne kadar gerçekçi?
Yazı: Metin V. Bayrak
Birkaç haftadır tatsız bir kuşkuyla bakıyorum hayata. Elim işe gitmiyor. Sarsıcı bir olayın ardından ruhun geri çekilmesine benzer bir halim var.
Şapkalarımdan biri editörlük. Bu nedenle de günümün büyük kısmı gelen dosyaları incelemek, yazıları düzenlemekle geçiyor. Yayına hazırladığımız bir kitap için gelen kimi yazıları okurken damağıma dokunan yerleri ihmal edip geçemiyorum. Durup “Bu kimin sesi?” diye soruyorum. Öylesine mekanik, öylesine alışıldık ki... Teknik olarak düzgün bir cümle ama ruhu yok, anlamlı olsa bile manası yok.
Yazılar, büyük olasılıkla yapay zeka ama %100 kanıtlanamaz. Metinleri kimi tespit programlarına soktum; yüzde anlamında birbiriyle çelişen raporlar sundular. Çevremdeki editörlere, yazarlara gönderdim. Yapay zeka ile henüz tanışmamış olanlar fark etmediler ama çoktan karşılaşmış olanlar, görür görmez ittifak içinde, "İnsan kaleminden çıkmamış" deyip çok klişeleşmiş örnekleri sundular.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Nepal'de yaşanan felaketin anatomisini ve küresel ölçekte sunduğu dersleri inceledik. Sosyalleşmelerin yerini şirketler ve algoritmalarca tasarlanan hizmetlere bırakması üzerine yazdık.
05 Eyl 2026

İLGİLİ OKUMALAR


