Eylül ayı PPK kararı

Eralp Ersoy

Türkiye’de para politikasının yakın vadeli geleceğine dair soru işaretleri, jeopolitik karmaşa ve yansımalar bir yana, makro gündemin ana maddesi olmaya devam ediyor. Dezenflasyon sürecinde izlenen yatay-aşağı görünüm, şirketlerin birikimli finansman ihtiyacı ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, Merkez Bankası’nın hareket eğilimine aynı anda ancak farklı yönlerde etkiliyor. 10 Eylül tarihli PPK kararını da bu kapsamda ve daha geniş bir çerçevede okumak gerekiyor.

Temkinli gevşemenin ayak sesleri

Piyasa halihazırda, gevşeme adımlarını (beklenenden yavaş olsa da) fiyatlıyor. Bu yöndeki ilk adım da zaten 23 Ağustos’ta atıldı. TCMB, bu tarihte, mart başında ara verdiği haftalık repo ihalelerine yeniden başlama kararı aldı. Bu hareketle birlikte fiili fonlama maliyetinin %40’tan %37’ye geriledi ve politika faizi değişmeden parasal koşullarda gevşeme sağlandı. Diğer bir ifadeyle, savaş ortamı sebebiyle atılan sıkılaşma önlemi geri çekildi. Dolayısıyla bundan sonraki kararlar değerlendirilirken, ağustosta sağlanan bu 300 baz puanlık rahatlamanın etkisi de hesaba katılmalı zira aynı politika faizi oranı, farklı likidite uygulamaları altında farklı sıkılık seviyeleri yaratabiliyor.

10 Eylül’de politika faizinin %37’de, gecelik borç verme ve borçlanma faizlerinin sırasıyla %40 ve %35,5’te korunmasını da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Beklentilere paralel açıklanan karar TCMB’nin ağustostaki fonlama adımının etkilerini izlemeyi tercih ettiğini teyit ediyor. Bu da elbette ki son çeyrekte indirim olasılığını açık tutarken, buna ilişkin bir takvim veya miktar taahhüdü vermiyor.


DEVAMINI OKU


NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE

BÜLTEN SAYISI

💰 ABD TÜFE bekleniyor

Gözler ABD’nin Ağustos ayı tüketici enflasyonuna çevrildi. Piyasa beklentisi manşet TÜFE’nin aylık %0,4, yıllık %3,4 artması yönünde. Veri, Eylül kararını açıklayacak Fed’in önündeki son büyük enflasyon göstergesi olacak.

11 Eyl 2026

Reuters

İLGİLİ OKUMALAR