‘İletişimsiz kitle’ gerçeği

Televizyonda sunucuların “50 milyon bizi izliyor” dediği günlerden herkesin kendisi için üretilmiş başka bir içerik akışında yaşadığı "yankı odaları" dünyasına geldik. Sosyal medya ortak metni parçaladı, üretken yapay zeka ise kişiselleştirmeyi başka bir aşamaya taşıdı. Peki bu ortamda kitle iletişimi tamamen öldü mü? Belki de buradaki asıl krizi erişimin azalması değil, ortak gerçekliği kuran sistemlerin giderek daha az hesap verebilir hâle gelmesi olarak okumalıyız.
Yazı: Ümit Alan
Ben çocukken, yani 1980’li yıllarda, televizyondaki sunucu “50 milyon bizi izliyor” derdi ve bu kimseye garip gelmezdi. Sonraları bunun 60 milyon, 65 milyon, hatta 70 milyon versiyonlarını da gördük. 2000’li yıllarla birlikte bu klişe bir dalga konusu olmuştu bile. Ekrana çıktığımızda ya da bir gazetenin manşetine düştüğümüzde tüm ülkenin bizi görebildiğine dair saf beklenti, televizyonun tek kanallı olduğu yıllara aitti.
- Sonra "kitle iletişimi" dediğimiz kavram parçalanmaya başladı. Sosyal medya ile birlikte bu parçalanma zirve noktasına ulaştığını düşünmüştük; şimdi bu varsayım, bir de üretken yapay zekanın sağladığı kişiselleşme ve slop (çöp) içerik seliyle test ediliyor.
Bir süredir üzerimden atamadığım bir duygu var. Bu duyguyu en iyi Metin Altıok’un “Evde Yoklar” şiirinden hatırladığım dizelerle anlatabilirim:
“Bana karşı ben vardım / çaldığım kapıların ardında, / ben açtım, ben girdim / selamlaştık ilk defa.”
Bunu sadece kendim için hissetmiyorum ama. Herkes o kadar kendi âleminde ki bir daha bu kalabalıktan ortak bir şeyler çıkmayacakmış gibi geliyor. Bu his, bu endişe belki de sosyal medyanın içine doğmuş kuşaklarda yoktur bile ama öncesini de hatırlayan biri olarak bu duygunun etrafında biraz gezinmek istiyorum.
Bir kitle ayini olarak gazete
Siyaset bilimci Benedict Anderson, Hayali Cemaatler (Türkçede: Metis Yayınları, 2020) kitabında, matbu gazetenin ana mecra olduğu zamanlarda gazete okumayı bir kitle ayinine benzetmişti. Şöyle ki gazetesini açan kişi aynı anda binlerce başka insanın aynı şeyi yaptığını bilirdi ama onların kim olduğunu bilmezdi.
Anderson’a göre ulusları da ancak böyle hayal edebilirdik. Yani hiç karşılaşmayacağımız insanlarla aynı sayfayı paylaştığımızı bilerek. Bugün aynı kitleyi gazeteye değil ekranlara kafayı gömmüş olarak düşünebiliriz. Fakat hepimizin ekranı farklı.
Öyleyse elde var bir soru: Buradan nasıl bir ortak duygu çıkabilir ki?
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye’de etik ve insan hakları felsefesinin önde gelen isimlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, 89 yaşında hayatını kaybetti. CHP’li Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen’in de aralarında bulunduğu 28 kişi gözaltına alındı.
03 Eki 2026

İLGİLİ OKUMALAR


