7418 Sayılı ‘Sansür Yasası’ ve 7262 Sayılı ‘Yeni STK Yasası’

2022 yılı Türkiye sivil toplumu üstünde artan baskının korkutucu seviyelere ulaştığı bir yıl oldu.
7418 Sayılı ‘Sansür Yasası’ ve 7262 Sayılı ‘Yeni STK Yasası’

2022 yılı Türkiye sivil toplumu üstünde artan baskının korkutucu seviyelere ulaştığı bir yıl oldu. Henüz sonuçlarını yaygın şekilde yaşamaya başlamamış olsak da, kamuoyunda ‘’sansür yasası’’ olarak bilinen ve ‘’gerçeğe aykırı bilgi’’yi yayanların 1 yıldan 3 yıla kadar cezalandırılmasının öngören 13.10.2022 tarihli ve 7418 sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 2023 seçimlerinden sonra sivil toplumu daha da zor duruma sokacak gibi görünmektedir.[1] Bu yıl sıkça konuşacağımız bu Kanun, bültenlerde takip edeceğimiz sivil toplum konularının başında gelecek. 

Hükümet, 7418 Sayılı Kanun’un siyasi kaygılarla hazırlanmadığını ve sansür niteliği taşıyan herhangi bir düzenleme içermediğini savunsa da,[2] bu Kanun geçen yıl sıkça üzerinde durduğumuz 7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun’la (yeni ‘’STK Yasası’’) beraber düşünüldüğünde, Türkiye’de sivil toplumun hâlihazırda ne ölçüde yoğun bir baskı altında olduğunu ve eğer yasa düzeltilmezse bu durumun önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini anlamak kolaylaşır. 

Nitekim, 7418 Sayılı Kanun sivil toplum kuruluşlarını, kendi platformlarında dile getirilen fikirler ve yayımladıkları çalışmalarda yer alan veriler nedeniyle sözümona ‘’gerçeğe aykırı bilgi’’ yaydıkları gerekçesiyle üç yıla kadar hapis istemiyle yargılanma riskiyle karşı karşıya bırakmıştır. 7262 sayılı Kanun ise muğlak bir terörizm tanımı, belirsiz yaptırımları ve denetimleri ile sivil toplum kuruluşları üzerinde bir ‘’Demokles'in Kılıcı’’ gibi durmaktadır. Bu nedenle, sivil toplum kuruluşları faaliyetlerini iş birliği yaptıkları kişi ve kurumlar, yayımladıkları raporlar veya aldıkları hibelerle terörizmi desteklemiş olma suçlamasıyla karşı karşıya kalma riski altında sürdürmek durumundadırlar.

Görülüyor ki, “ilgili alanlarda hak ve özgürlükleri koruyan ve geliştirmeye çalışan düzenlemeler” olmadıkları açık olan bu kanunlar aslında Türkiye’de hukuk devletini daha da aşındıran girişimler olarak nitelendirilebilir. Bu arada, Venedik Komisyonu’nun da 7262 sayılı Kanun’a, öngördüğü cezaî yaptırımların ölçüsüzlüğü ve gerekliliklerinin kuşkulu olduğu yönünde eleştiriler yöneltmiş olduğunu da belirtelim. Bu ve başka kanunlarda ifadesini bulduğu üzere; son yıllarda yaygınlaşan tarafsız, somut ve şeffaf veriye dayanmayan, çeşitlilik ve katılımcılığı dikkate almayan kanun yapım süreçleri ve yeteri kadar tartışılamayan torba kanunlar, olağan yasama süreçleri haline gelmiştir ve bu durum liberal demokrasi, hukukun üstünlüğü ve toplumsal barış ve uzlaşıda onarılması güç yaralar açmaya devam etmektedir.[3]


 [1] https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2022/10/20221018-1.htm

[2] https://t24.com.tr/haber/akp-li-mahir-unal-dan-sansur-yasasi-elestirilerine-yanit-bes-kriterin-besi-de-varsa-suca-girer,1065907

[3] https://www.mlsaturkey.com/tr/sansur-yasasi-ve-stklerde-son-durum/

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

YAZARLAR

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR