8. Yargı Paketi Ne Getiriyor?

İlk olarak usul kanunlarında yapılan değişikliklerle istinaf ve temyiz başvuru süreleri yeknesak hale getiriliyor. Bu süreler gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacak ve iki hafta olacak. Bu düzenlemenin olumlu olduğu ve uygulamadaki bazı sıkıntıları ve tereddütleri gidereceği söylenebilir.
8. Yargı Paketi Ne Getiriyor?

Hükümetin hazırladığı 8. Yargı Paketi iktidar partisine mensup milletvekillerince Meclise sunuldu ve bu teklifin Komisyon görüşmeleri tamamlandı. Toplam 42 maddeden oluşan ve 15 Kanun ve bir KHK’da değişiklik öngören bu kanun teklifi, Türk yargısının kronik sorunlarını çözmekten uzak olmakla birlikte bazı kısmi iyileştirmeler içeriyor. Ancak bu teklifte yargı bağımsızlığını güvence altına alacak herhangi bir değişiklik yer almıyor. Aynı şekilde temel hak ihlâllerine neden olan uygulamalarla ilgili de herhangi bir iyileştirme ya da düzenlemeye de yer verilmemiş. Özellikle terör suçlarına ilişkin hükümlerin çok geniş yorumlanması, ifade özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme özgürlükleri kapsamındaki fiillerin suç olarak kabul edilmesi dolayısıyla on binlerce kişinin haksız yere tutuklandığı ve cezalandırıldığı AYM ve AİHM kararları ile ortaya konulmuş durumda. Ancak bu teklif ne bu hususlarda bir iyileştirme ne de bu suçları kapsayacak bir af ya da infaz indirimi düzenlemesi içeriyor.   

Teklifte yer alan değişikliklerin önemli bir kısmının Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal ve hak ihlâli kararlarının gereğini yerine getirmek amacıyla getirildiği anlaşılıyor. Ancak bu konuda da çok eksiklikler ve sorunlar olduğu görülüyor. 

Kısaca özetlemek gerekirse, ilk olarak usul kanunlarında yapılan değişikliklerle istinaf ve temyiz başvuru süreleri yeknesak hale getiriliyor. Bu süreler gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacak ve iki hafta olacak. Bu düzenlemenin olumlu olduğu ve uygulamadaki bazı sıkıntıları ve tereddütleri gidereceği söylenebilir.

İkinci olarak makul sürede yargılanma hakkının ihlâli ve mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi iddiasıyla ilgili başvuruların Adalet Bakanlığında kurulacak bir komisyona yapılmasına olanak tanınıyor. Bu düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin verdiği pilot kararı ve sonrasında verdiği düşme kararlarının gereği olarak yapıldığı anlaşılıyor. Bu düzenleme de özünde olumlu olmakla birlikte Komisyona yapılan başvuruların haklı görülmesi halinde başvurucunun avukatı için vekâlet ücretine hükmedilmemesinin büyük bir eksiklik olduğu belirtilmelidir. Diğer taraftan Komisyon tarafından verilecek tazminat miktarlarının AİHM ve AYM tarafından verilen tazminat miktarına denk olması gerekir. Eğer Komisyon tazminat miktarını belirlerken bu hususta özenli davranmazsa çözümden ziyade sorunun bir parçası haline gelebilir. 

Getirilen üçüncü değişiklik ise bazı haksız koruma tedbirleri (konutu terk etmeme, bir tedavi kurumuna yatırılma, muayeneyi kabul etme vb) için de tazminat hakkı tanınması. Ayrıca özellikle otomatik olarak tazminat ödenmesini gerektiren hususlarda (göz altı ve tutuklama tedbiri uygulandıktan sonra kişi hakkında takipsizlik veya beraat karar verilmesi, aynı şekilde konutu terk etmeme veya tedavi kurumuna yatırma tedbirleri uygulandıktan sonra kişi hakkında takipsizlik ya da beraat kararı verilmesi halinde) tazminat taleplerinin kurulacak tazminat komisyonuna yapılması öngörülüyor. Daha önce bu nedenlerle tazminat davasının ağır ceza mahkemelerinde açılması gerekiyordu. Eğer tazminat komisyonu AİHM ve AYM standartlarına uygun tazminat belirler ve başvurucuların avukatları lehine vekâlet ücretine hükmederse bu düzenlemenin de olumlu olduğu söylenebilir. 

Dördüncü önemli değişiklik hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) müessesesi ile ilgili ve bu değişikliğin nedeni de Anayasa Mahkemesi’nin verdiği hak ihlâli ve iptal kararları. Bu konuda en önemli değişiklik sanığa henüz yargılamanın başında HAGB’yi kabul edip etmediğinin sorulması uygulamasının sona erdirilmesi ve HAGB kararlarına karşı istinaf yolunun açılması. Yargılamanın başında sanığın HAGB’yi kabul etmesi mahkeme nezdinde sanık aleyhine bir önyargının oluşmasına neden oluyordu. Diğer taraftan istinaf yoluna başvurulamaması ve itirazda kararın esasının incelenmemesi de otomatik mahkûmiyet kararı verilmesine yol açıyordu. Getirilen değişikliklerle bu mahzurlar önemli ölçüde ortadan kaldırılıyor. Ancak HAGB kararının yanı sıra müsadereye karar verilebilmesi ve bu kararın hemen uygulanmasına olanak tanınması oldukça tartışmalı görünüyor. 

Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme düzenlemesiyle ilgili AİHM ve AYM’nin ihlâl ve iptal kararlarından sonra yeni teklifte bu suç iki ayrı maddede (TCK m. 220 ve m.314) bağımsız birer suç olarak yeniden düzenleniyor. Ancak getirilen yeni düzenlemenin AİHM ve AYM kararları ile uyumlu olduğunu söylemek mümkün değil. Öncelikle 314. maddede terör örgütü üyeliği ile, örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemenin cezası aynı düzenlenmiş durumda. Üstelik bu durumda işlenilen suçun cezası ayrıca verilecek. Özellikle toplantıya katılma, gösteri yürüyüşü düzenleme, pankart asma gibi eylemlerin bu suç kapsamında değerlendirilmesi durumunda verilen cezalar örgüt üyeliğinden daha ağır hale gelebilecek. İhlâl kararlarına neden olan belirsizlik bu düzenleme ile daha da ağırlaştırılmış durumda. 

Diğer taraftan AİHM ve AYM’nin ihlâl veya iptal kararı verdiği başka pek çok konuya ilişkin herhangi bir düzenleme bu teklifte yer almıyor. Meselâ, evli kadının soyadına ilişkin Medeni Kanun’un 187. maddesine ilişkin iptal hükmü yürürlüğe girmiş olmasına rağmen bu teklifte bu hususta bir düzenleme yer almamaktadır. AYM’nin iptal ettiği 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesine ilişkin de bir düzenleme yapılmamış. AİHM’in Vedat Şorli/Türkiye kararında yeni düzenleme yapılması gerektiğine karar verdiği Cumhurbaşkanına hakareti düzenleyen TCK m. 299 ile ilgili de herhangi bir değişiklik öngörülmüyor. Başka onlarca örnek sıralanabilir. Sonuç olarak 8. Yargı Paketi kısmi iyileştirmelerin ötesinde Türkiye’nin yargı sorununa gerçek bir çözüm üretmekten çok uzak görünüyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

8. Yargı Paketi Ne Getiriyor?

Gezi Davası Sanıklarının Yeniden Yargılanması Devam Ediyor, Kripto Yasasında Son Düzlük, 8. Yargı Paketi Ne Getiriyor?

26 Şub 2024

8. Yargı Paketi Ne Getiriyor?

YAZARLAR

Ali Rıza Çoban

Anayasa hukuku doçentidir. Doktorasını temel haklar alanında İngiltere'de Leeds üniversitesinde yapmıştır. İnsan hakları hukuku, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, anayasa yapımı, karşılaştırmalı anayasa yargısı alanlarında çalışmaktadır. Kendi uzmanlık alanlarında sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR