A Good Year: Fransız Riviera'sına bir Yolculuk

Başrollerini Russell Crowe ve Marion Cotillard'ın canlandırdığı ve Ridley Scott'un senaryosunu adapte edip yönetmen koltuğuna oturduğu A Good Year, herhalde ne zaman canım sıkkın olsa ilk aklıma gelen filmdir. Şu ana kadar en az 10 defa izlemişimdir. Sizin de var mı böyle geri döndüğünüz filmler?
Filmimi Londra'da bir borsacı olan Max Skinner'in usulsüz bir yoldan şirketine para kazandırmasıyla başlıyor. Bir yandan da Londra'nın borsa sahnesindeki menfaatçi, bireysel ve gözüpek insanları gözler önüne seriyor. "Kazanmak en önemli şey değil, tek şey" cümlesinin bir motto olduğu bu dünyada duygulara pek yer yok. Max ise bu durumdan pek memnun. Küçük yaşta ailesini kaybeden ve o günden beri duygularını içine atıp kendini işine veren bu adamın dünyası, bir gün asistanının ona ilettiği bir mektupla tepetaklak oluyor. Küçükken tüm yazlarını yanında geçirdiği çok sevdiği amcası Henry'nin ölümü üzerine ne hissedeceğini şaşırır ama harekete geçmez. Ta ki, kullandığı usulsüz yöntemden ötürü patronu ondan kısa bir izne çıkmasını isteyene kadar...
Kaynak: Vicky Archer WebsiteBunun üzerine Max de Provence'a doğru yola çıkar. Aksi ama etkileyici bir adam olan Max, varlığının farkında olduğu cazibesini kullanarak hemen amcasının mirası olan şato ve üzüm bağını satabileceğini düşünür. Ancak oranın yerlisinin farklı bir planı vardır. Chateau La Ciroque'a senelerdir bakan Monsieur ve Madame Dufflot, Max şatoyu satmasın diye ikna etmeye çalışır. Oldukça eski ve bakımsız olan şato, aynı zamanda da çok kötü şaraplar üretmektedir. Hepsi bir araya gelince meseleye tamamen bir iş insanı gözlükleriyle bakan Max, şatoyu komple değersiz görmektedir. Filmin sonuna doğru fark edecektir ki aslında şatonun değeri, biriktirdiği anılarda yatmaktadır. Ha--tabi bunun üzerine bir başka değer dersi daha alacaktır Max ama bunu izleyiciye bırakmak isterim.
Kaynak: Escapist MagazineA Good Year ne midir? Minnacık bir Smart arabanın içinde Provence bağlarının yanında seyrederken yanında giden bisikletlilere orta parmağını kaldıran ve ünlü İngiliz bisikletçisi Lance Armstrong'un ismini haykıran bir Max Skinner! Tüm o İngiliz huysuzluğunu Fransa'nın keyifçi küçük kasabasına istese de yayamayan bir Max Skinner. Ah, kazık kadar adam olsa da hala içinde o yaramaz çocuğu barındıran Max Skinner! Hayatını Londra'da sağlam temeller üzerine kurduğunu sanırken aslında Londra'nın hayatını yönettiğinin farkında olmayan Max. Pura Vida'yı yazlarını hiçbir şey yapmadan, anı yaşayarak geçirdiği anılarını tekrardan hatırlarken fark eden bir Max. A Good Year'ın bir şaheser olduğunu söylersem muhtemelen sinefilleri kızdırabilirim ama bana kalırsa izleyiciye hepimizin hayatında mevcut olup keşfedilmeyi bekleyen bu saflığı hatırlatan bir film ve bundan ötürü de çok özel. Bu hafta sonu bakmak isterseniz Google'a danışmanızı tavsiye ederim şayet başka kanallarda şu anlık gözükmüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Weinstein Davası ve Pacific Theaters'ın kap, Köpeklerin Gözünden İstanbul, Fransız Riviera'sı. ARTI: Altın Ayı'lı bir Hikaye.
17 Nis 2021

YAZARLAR

Show Business
Yeni dijital eğlence sektörüne dair gelişmeler, analizler ve öneriler her çarşamba saat 13:00'da gelen kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR


