ABD, Çin’le masaya oturuyor: Tarafların talepleri neler?

ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının sonuçları, en sonunda iki ülkeyi de masaya oturmak zorunda bıraktı. Gelinen çıkmaz noktasında, taraflar sonunda ilk doğrudan teması tarafsız bir ülkede yapmak üzere anlaştı.
ABD, Çin’le masaya oturuyor: Tarafların talepleri neler?

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının sonuçları, en sonunda iki ülkeyi de masaya oturmak zorunda bıraktı. Trump’ın 2 Nisan’da duyurduğu tarifelerin ardından atılan karşılıklı adımlar, en sonunda %100’ün üzerine çıkan rekor tarifelerle neredeyse de facto bir ticaret ambargosu durumuna gelmişti. Yaklaşık bir aydır devam eden karşılıklı restleşmeler ve görüşmelere başlamama inadı, iki ülkenin ekonomisine de önemli ölçüde zarar vermeye başlayınca diplomatik temaslar başladı. 

Gelinen çıkmaz noktasında, taraflar sonunda ilk doğrudan teması tarafsız bir ülkede yapmak üzere anlaştı. Müzakerelerin ilk turunun bu hafta sonu İsviçre’nin Cenevre kentinde, tarafsız bir zeminde yapılması planlanıyor. ABD heyetine Hazine Bakanı Scott Bessent ile Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer liderlik edecek. Çin tarafını ise ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı He Lifeng temsil edecek. 

Taraflar Cenevre’de sadece birbirleriyle değil, ev sahibi sıfatıyla İsviçre Başkanı Karin Keller-Sutter ile de biraraya gelecek. İlk temasın bir hafta sonu sürecek kısa bir toplantı olması beklenirken, devamında daha kapsamlı müzakere turlarına zemin hazırlaması umut ediliyor.

Görüşme öncesi açıklamalar

Çin Ticaret Bakanlığı, görüşmeyle ilgili yaptığı ilk açıklamada, küresel beklentileri, Çin’in çıkarlarını ve ABD iş dünyası ile tüketicilerin çağrılarını dikkate alarak görüşmeyi kabul ettiklerini duyurdu. Ancak açıklamada Çin’in prensiplerinden veya küresel adaletten ödün verilmeyeceği de vurgulanarak müzakerelerde taviz konusunda temkinli olunacağının sinyali verildi. 

ABD tarafı ise bu görüşmeyi açık şekilde bir gerilimi düşürme fırsatı olarak görüyor. Nitekim Bakan Bessent, Fox News’a yaptığı değerlendirmede “Önce tansiyonu düşürmeliyiz, ancak ondan sonra ilerleyebiliriz” diyerek görüşmenin amacının öncelikle karşılıklı tarifelerin indirilmesi için zemin yoklamak olduğunu belirtti. Görünüşe göre ABD tarafı, kapsamlı bir ticaret anlaşmasından önce tarifelerin karşılıklı düşürülmesi konusunda bir çift taraflı bir mutabakata varmak istiyor.

Tarafların talepleri neler?

ABD yönetimi, müzakerelere elindeki tüm baskı gücüyle gelerek Çin’den köklü politika değişiklikleri talep ediyor. ABD’nin öncelikli talepleri arasında fikrî mülkiyet hırsızlığının önlenmesi, zorunlu teknoloji transferinin bitirilmesi, Çin devlet teşviklerinin ve sübvansiyonlarının şeffaflaştırılması ve Amerikan şirketlerine Çin pazarında eşit şartlar sunulması yer alıyor. ABD ayrıca Çin’e karşı verilen devasa ticaret açıklarını da azaltmak için Çin’den daha fazla ABD menşeli ürün satın almasını istiyor.

  • Görüşme öncesinde konuşan ABD Ticaret Temsilcisi Greer de “Buradaki amacımız ticaret dengesini yeniden kurmak, yeni pazarlar yaratmak ve ülkemizin çıkarlarını korumak” diyerek perspektiflerini az çok belli etti.  

Çin tarafı ise öncelikle mevcut tarifelerin geri çekilmesini ve ticaret savaşının sona erdirilmesini talep ediyor. İktisadi kalkınmasının temel taşları olan teknoloji ve sanayi politikasına yönelik saldırgan kararların alınmamasını da isteyen Çin yönetimi, ayrıca ABD’nin Çin'deki teknoloji şirketlerine yönelik ihracat kontrollerini gevşetmesi ve finansal yaptırım tehditlerini geri çekmesini istiyor. 

  • Özellikle Huawei ve TikTok gibi Çin merkezli firmaların ABD’de maruz kaldığı kısıtlamaların da Çin’in masadaki gündeminde olabileceği düşünülüyor. Son olarak Çin, karşılıklı saygı vurgusu yaparak ABD’nin iç işlerine karışmamasını da istiyor. Bu noktada Pekin yönetimi, ABD’nin Tayvan, Hong Kong ve Sincan Uygur Özerk Bölgesi’yle ilgili politikalarını yumuşatmasını da isteyebilir.

Masada neler var?

Taraflar arasındaki görüşmelerin gündemi oldukça yüklü. İki ülke, hem ekonomik ajandalarına zarar veren hem de ticari ilişkilerinde anlaşmazlık yaratan pek çok konuyu masaya yatırmak istiyor. İki tarafın da rahatsız olduğu, teknoloji transferinden fikrî mülkiyete, tarım ve enerjiden finansal hizmetlere ve kritik madenlere kadar birçok başlıkta pazarlıkların yapılması bekleniyor.

İki taraf arasında görüşülmesi beklenen ana başlıklar, kabaca şu şekilde sıralanabilir:

  • ABD, iki ülke arasındaki ticaret dengesini lehine çevirmek amacıyla Çin’den ABD menşeli tarım ürünlerini daha fazla satın alma taahhüdü talep ediyor. Trump’ın ilk döneminde imzalanan ikili anlaşmada da Çin’in ABD’den 50 milyar dolar tutarında tarım ürünü satın alması öngörülmüştü ancak bu hedef hiçbir zaman tutturulamadı. Çin tarafı ise tarım ürünlerini müzakere kozlarından biri olarak kullanıyor ve ABD’nin tarifeleri geri çekmesi durumunda, soyadan cevize kadar geniş bir yelpazede alımları artırabileceğini belirtiyor.
  • Yüksek teknolojili ürünlerin üretimi için elzem olan 17 nadir toprak elementi konusunda Çin’in neredeyse tekel konumu bulunuyor. Bu elementler, savunma ürünlerinden akıllı telefonlara, elektrikli otomobillerden güneş panellerine kadar pek çok ürünün üretiminde kritik öneme sahip. Çin, Trump’ın gümrük vergilerine misilleme olarak tekel konumunda olduğu bu madenlerin ABD’ye ihracını kısıtlamıştı. ABD yönetimi ise Çin’in uyguladığı nadir element ihracat kısıtlamalarını kaldırmasını ve bu ham maddelerin tedarikinde garanti sağlanmasını talep ediyor. Çin de bunu en güçlü kozlarından biri olarak görüyor ve karşılığında ABD’nin teknoloji ihracatı kısıtlamalarını yumuşatmasını istiyor. 
  • ABD tarafı, Çin’in yabancı şirketlerden zorunlu teknoloji transferi talebine son vermesini ve fikrî mülkiyet hırsızlığı iddialarını giderecek şekilde somut adımlar atmasını istiyor. ABD, yıllardır Çin’i Amerikan şirketlerin teknolojilerini kopyalamakla suçluyor ve bu konuda somut taahhütler peşinde. Çin ise resmî olarak bir zorunlu teknoloji transferi politikası olmadığını savunuyor, ancak imajını düzeltmek adına patent ve telif hakları korumasını güçlendirebileceğinin sinyalini de veriyor.
  • Amerikan şirketlerinin Çin pazarına daha kolay giriş yapabilmesi de müzakere gündeminde. ABD tarafı özellikle Amerikan finans kuruluşlarının Çin piyasasına girişiyle ilgili engellerin kaldırılmasını ve bölgesel ortaklık sınırlarının gevşetilmesini istiyor. Çin tarafının ise bu noktada verilecek bir tavize karşılık, Çinli teknoloji ve fintech şirketlerine ABD’de adil muamele yapılmasını talep edebileceği düşünülüyor. Son dönemde ABD borsalarından Çinli şirketlerin çıkarılması veya Çin bankalarına yaptırım tehditleri gibi konular da Çin yetkililerinin müzakere listesinde olacak gibi görünüyor. 

Sonuç olarak

Cenevre’deki kritik buluşma ticaret savaşında bir dönüm noktası olabilir. Bu ilk görüşmeden kapsamlı bir anlaşma çıkması beklenmese de gerginliğin düşürülmesi ve müzakerelerin devamı için yol haritası çizilmesi bile iş dünyasında ve piyasalarda olumlu karşılanıyor.

  • Karşılıklı uygulanan %100’ün üzerindeki tarifeler, son dönemde hem ABD hem Çin ekonomisinde ciddi etkiler göstermeye başladı. Tedarik zincirlerinde yeniden yapılanma, sektör bazında kazananlar ve kaybedenler ile şirketlerin finansal performanslarında bozulmalar gözlemlendi. Müzakerelerin arka planında bu ekonomik maliyetlerin yarattığı baskı önemli rol oynuyor.

Her iki taraf için ekonomik dinamiklerin yanı sıra iç siyasi dinamikler de süreci etkileyecek. Trump, sert tutumunu iç kamuoyuna “Çin’e karşı dik duruş” olarak sunuyor ve sıkça “Çin anlaşmak istiyor ama biz mecbur değiliz” diyerek üstünlük mesajı veriyor. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ise yüz yüze bir görüşme yapılmadan büyük tavizler vermek istemiyor ancak ekonomideki yavaşlama tehdidi onu diyaloğa açık olmaya zorluyor. 

Bu ikili denge içinde, Cenevre görüşmesinin her iki taraf için de zamana yayılacak geniş bir pazarlık sürecinin başlangıcı olması muhtemel. Konuyla ilgili görüşlerini açıklayan uzmanlar, bu buluşmayı olumlu bir gelişme olarak nitelese de hızlı kararlar beklenmemesi uyarısını yapıyor. Tarafların karşılıklı güven inşa etmesi ve kapsamlı bir anlaşma yolunda hızlıca değil, yavaş yavaş ilerlemesi gerekecek. Bundan sonraki müzakere turlarının seyri ve liderlerin olası yüz yüze görüşmeleri ise ticaret savaşının kaderini belirleyecek.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta