Acıyı yaşamanın tek bir yolu mu var?

Yaralarımızı sarmanın tam da ortasında olduğumuz günlerdeyiz. Genelde hayatımızda yıkım yaratan çoğu durum için bu iki kelimeyi kullanırız. Yaraları sarmak hiç geçmeyecek bir acının ardından zor da olsa iyileşmeye çalışma çabamızdır. Duygusal acı hissi hayatımızın ortasına oturduğunda bu en az fiziksel acı çekmek kadar gerçektir. Fiziksel acının tersine duygusal acıyı reddedip yerine daha yumuşatıcı argümanlar koymamız ise ne yazık ki daha kolaydır.
Yaralarımızı sarabilmek için acıyı görmezden gelmeden yaşamamız mı gerekir? Biz acılarımızı her şeyiyle yaşıyor muyuz? Bugün acılarımızı yumuşatmanın geniş ölçekli etkilerini konuşacak ve acıyı yaşamanın şekli olur mu diyerek okları bir kez daha kendi duygularımıza çevireceğiz.
6 Şubat sabahı korkunç bir felakete uyandık. Bazılarımız acıyı fiziksel olarak deneyimlememiş olsa bile kalbimize ve oradan da tüm vücudumuza çöreklenmişti. Bu acı hissini çok çeşitli şekillerde tanımlayabilirdik. Tüm umudunu kaybetmek, birden her şeye karşı isteğin sıfırlanması, çaresizlik, yediğin yemeğin boğazında düğümlenmesi, öfke ve suçlulukla karışık bir şeyler yapmak istemek ama yapamamanın verdiği acizliğin ağırlığı altında ezilmek, gibi duygudan duyguya atladığımız pek çok gün geçirdik ve geçirmeye devam ediyoruz.
Tüm bu acı dolu hislerin getirdiği amansız yas ile yönümüzü yeniden çizmekte zorlandık. Sosyal medyada profesyonellerinkiler de dahil olmak üzere ‘acıyı azaltmak’ adına çeşitli bilgi paylaşımları başladı. Bunların çoğu iyi niyetli olsa da, kocaman ve çok önemli bir detay atlanıyordu. Kalbimdeki üzüntüyü her gün meditasyon yapmak hafifletecek mi? Önce duygularımı tamamen yaşamam gerekmez mi? Neden onları bastırmak ve de en kötüsü, gömmek zorundayım?
Acımı şimdi yaşamazsam ne zaman yaşayacağım?
Acı hissinin iyi hissetmekle zıt bir duygu olduğunu düşünüyoruz. Acıya uzak durulması gereken, iyi hissetmeye ise daima hayatımızın ortasında büyümesi gereken bir bitki gibi bakıyoruz. Ama acılar tüketilmeden iyi duygulara geçiş yapılması mümkün müdür? İkisi aynı anda yaşanamaz mı?
California'dan klinik psikolog ve profesör Steven M. Sultanoff, deneyimlediğimiz yüksek dozlu acıları "virgülden sonra" olarak adlandırıyor. Önce bizi inciten ya da yıkan bir olayı yaşarız ve ardından duygularımız bu olayın etkisiyle depresyon ya da yasa benzer tepkiler vermeye başlar. Duyguların yaşanması ise tam da bu noktada gereklidir. Acının geriye itilmesi travmanın patlama tarihini her zaman ileri atacaktır. Travma oluşumu, yaşanmayan ve çözülmeyen tüm duygularımızı kapsayan uzun bir süreçtir.
Psychology Today’de yer alan bir diğer araştırma ise, duygularımızı kabul etmeyerek aslında onları daha da güçlendirdiğimizi gözler önüne seriyor. Teksas Üniversitesi’nde yapılan bu çalışmada acıyı bastırmanın hayatımızın herhangi bir alanında daha güçlü geri döneceği kaydedilirken, aynı zamanda bastırılan acı hissinin günlük rutinlerimizi aksatma özelliğinin olması da diğer sonuçlar arasında yer alıyor.
Hayatımızı yaşamaya çalışırken acı hissimiz beynimizde kısa devreler yapmaya devam eder. En azından benim kendi "rutinime" dönmeye çalışırken durumum beynimin sürekli acı veren şeyleri hatırlamaya çalışmasıyla durmaksızın tekrar etti. Hayat devam ederken duygularımızın kendiliğinden kaybolmadığını hepimiz gördük. Bessel van der Kolk'un Beden Kayıt Tutar adlı kitabında anlatıldığı gibi, travmatik tepkiler vücuttan uzun bir süre atılamaz. Vücudumuzun bir duman dedektörü hâline geldiği travmatik olay tepkilerinde beynimiz bize acıyı yaratan olayın anılarını durmadan hatırlatacaktır. Bu yüzden iyileşmenin anahtarı, bedenimizde yaşadığımız yıkıcı ya da yaratıcı her hisle iletişim kurup, bu hislerin içinden geçmektir.
Acı bir kez yaşandığında, vücut zehrini atmış olur. Empati kurmak için de bedenimizde ve duygularımızda yer açmamız gerekir. Evet, bedenimizi ve zihnimizi sıfırlayan çok kötü bir olay yaşadık ama bu duyguların içinden geçerek aynı zamanda birbirimizle iletişim ve seferberlik kurmayı da öğrendik. Acılarımız görmezden gelindiğinde, içimizde bir şeyler yapmaya çalışan insanı da görmezden geliriz. Çünkü yaşadığımız her duygunun sonunda "Ben şimdi ne yapabilirim" ışığı her zaman vardır.
Kendimizi iyi hissettirmek için tüm çabalarımız değerli ancak duygularımızı da unutmadan tüm şeffaflığı ile yaşamaya çalışmalıyız.
Acıyı yaşamanın kısa yolu yoktur.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Bensu Cangüler
Yazar - 20lik

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




