Afetlere karşı dayanıklı toplumlar

Kriz anlarından en az hasarla çıkmak mümkün mü?
Afetlere karşı dayanıklı toplumlar

Kahramanmaraş merkezli deprem felaketi ile dayanıklı bir toplum inşa etmenin önemini bir kez daha anlamış olduk. Ülke olarak kriz anlarında tek bir yürek olarak hareket ediyor olsak da bu tarz krizlerden etkilenme oranımızı azaltacak, kayıplarımızı önleyecek herhangi bir sisteme sahip olmadığımızın farkında olmalıyız. Doğal afetler, pandemi, iklim krizi vb. kriz zamanlarında neden tüm sistemlerimizin bir anda işlevini kaybettiğini sorguluyor olsak da her şeyin “normale” dönmesiyle bu anlar hiç yaşanmamış gibi davrandığımızı, yaşadıklarımızdan ders almadığımızı ne yazık ki kabul etmek zorundayız.

Özellikle doğal afet gibi insanlığın kontrolünde olmayan krizlere karşı dayanıklı sistemler kurgulamak için kriz olarak adlandırılacak olayların olma olasılıklarını anladığımız, riskleri önceden belirlediğimiz, bu anları sistemli bir çalışma ile nasıl yönetmemiz gerektiğini toplumu oluşturan her bireyin bildiği ve kriz sonrası yönetimin nasıl yapılması gerektiğini öğrendiğimiz bir düzenin tasarlanması her geçen gün önemini artırıyor. Bu noktada akıllara döngüsel ekonominin temel amaçlarından biri olan Türkçeye “dayanıklı, esnek, uyum sağlayabilen” olarak çevrilen “resilient” kelimesi geliyor. Döngüsel ekonominin sistemleri yeniden tasarlama amacının merkezinde yer alan dayanıklı sistemlerin tasarlanması yalnızca çevresel, sosyal veya ekonomik değil, bu tarz felaket zamanlarında önemi çok daha fazla anlaşılan toplumsal altyapıların dayanıklılığını da artırmayı hedefliyor. Bu haftaki yazımızda döngüsel ekonomi içindeki yerine çok fazla odaklanmadan, genel olarak afet dönemlerini de kapsayacak şekilde dayanıklı toplumların inşası için gerekenleri tartışıyoruz.

Dayanıklı toplum ne demek?

Yukarıda “resilient” tanımında bahsettiğimiz anlam “resilience” için de geçerli. “Resilience” kelimesi Türkçeye “dayanıklılık, esneklik, uyum sağlama” şeklinde çevriliyor. Fakat farklı konseptler çerçevesinde psikolojik dayanıklılık, sistemin dayanıklılığı veya malzemelerin dayanıklılığı gibi daha özelleştirilmiş anlamlara da sahip olabiliyor. Doğal afetler karşısında dayanıklı bir toplum yaratmak ise yapısı gereği fazlasıyla kompleks olan toplumsal ve ekonomik yapıların dayanıklılığı anlamında kullanılıyor. Bu kapsamda yaşanan tüm felaketler toplumsal ve ekonomik yapıları direkt olarak etkilediği için özellikle Türkiye gibi ülkelerin gelişim hızlarını da etkiliyor.

Felaketlerle başa çıkma noktasında elbette olası risklerin belirlenmesi ilk öncelik olarak karşımıza çıkıyor. Burada farklı felaket türlerinin ilgili bölgede gerçekleşme olasılığının incelenmesi önemli olsa da bu yazımızda tüm felaketleri tek bir bütün olarak ele alacağız. Fakat her bir felaket senaryosu için (küresel salgınlar, iklim krizi, depremler, sel baskınları, toprak kaymaları veya ekonomik krizler vb.) farklı risk analiz süreçlerinin yürütülmesi gerektiğini de tekrar vurgulamakta fayda var.

Felaketlerle başa çıkma kapasiteleri yüksek, dayanıklı, esnek toplumlar yaratabilmek için elbette her bir felaket olasılığına karşı toplumu oluşturan tüm paydaşların kendi görev ve sorumluluklarının bilincinde olması gerekiyor. Hafta başında gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli deprem felaketinin 10 farklı şehri etkilemesi dolayısıyla olay sonrası tepki verme hızımızın düşük olması arasında bir bağlantı kurulabilir. Depremlerin etki alanı çok büyük, buna paralel olacak şekilde afet yönetim mekanizmalarının da kapsayıcı şekilde daha önceden planlanması gerekiyordu. Bu noktada neden bazı illere daha geç yardım gönderildiğini yalnızca geniş kapsamlı bir felakete dayandırmak çok da mantıklı değil.

Uzun vadeli bir vizyonla hareket edilmesi gerekilen dayanıklı toplum tasarlama sürecinde nasıl ki şirketlerin veya devletlerin iklim kriziyle mücadelede uzun vadeli hedefleri varsa, aynı şekilde deprem, sel veya olası farklı salgın senaryoları için de ülkelerin yani toplumların aynı uzun vadeli mücadele planlarına sahip olmaları bekleniyor. Bu mücadele planlarının teknik altyapı kapsamında ele alınacak tarafları olsa da diğer yazılarımızda da sık sık yer verdiğimiz gibi toplumu oluşturan her bir bireyin felaketler karşısında ne yapmaları gerektiğini bildiği, görev ve sorumluluklarına hâkim oldukları bir sürecin tasarlanması önem taşıyor.

Dayanıklı toplumun inşasında öncelikle yerel bölgelerin ve toplulukların afet yönetim süreçlerine aktif olarak dahil edilmesi gerekiyor. Örnek olarak depremden ilk etkilenen Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan halkın, sivil toplum kuruluşlarının, belediyelerin veya devlet kurumlarının yine bu felakete karşı ilk tepki verecek topluluklar olduğunu düşünebiliriz. Büyükşehirlerden, yakın illerden veya yurt dışından gelecek yardımların felaket anlarında ilgili bölgeye ulaşma süresini de hesaba kattığımızda yerel halkın ve paydaşların neden afet yönetim süreçlerine dair bilgilendirilmesi gerektiğini, neden ilk öncelikle tepki vermesi gereken paydaşlar olduklarını mantıklı bir zemine oturtmak mümkün.

Özellikle felaketlere dayanıklı toplumların inşası için en kritik nokta bu süreçlerin toplumsal hiyerarşi açısından tepeden zemine değil tam tersine zeminden tepeye doğru kurgulanmasıdır. Devletlerin afet yönetim süreçlerinde ilgili yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve halkın hayata geçireceği risk analizi ve afet önleme süreçlerine yönlendirici konumunda dahil olması afet anında yerelden başlaması gereken ilk tepkinin çok daha koordine bir şekilde yapılmasına olanak tanıyacaktır. Gündemi takip eden okurların hatırlayacağı gibi depremin ilk günlerinde yerel halk, belediyeler ve sivil toplum kuruluşları afet yönetimi konusundaki eksiklikleri dolayısıyla dışarıdan gelecek yardıma muhtaç şekilde bazı yerlerde saatlerce, bazı yerlerde günlerce beklemek durumunda kaldı. Gerek malzeme gerekse insan gücü açısından eksiklik yaşanan noktalarda afet hazırlığının hiç olmadığını veya fazlasıyla eksik olduğunu söylemek de mümkün.

Yerel halkın afet zamanlarında yerel yönetimleri desteklediği, gerekli noktalarda yardım ettiği bir senaryo yeterli görülse de özellikle etki alanı çok yüksek felaketlerin gerçekleştiği senaryolarda yerel halkın da temel bilgilere sahip olması afet yönetim sürecindeki birçok zorluğun aşılmasına ve verimliliğin artırılmasına olanak tanıyabilir. Peki dayanıklı toplumların afetlerle mücadelede atması gereken adımlar nelerdir?

Afet öncesi etki azaltma çalışmaları

İlgili bölgelerde gerçekleşebilecek felaketlerin belirlenmesi ve risk analizlerinin yapılması ile başlanacak afet öncesi uygulamalarda olası felaketlerin etkileyebileceği altyapı sistemlerinin felaketlere dayanıklı standartlarda tasarlanması gerekiyor. Bu noktada deprem felaketi açısından elbette ülkemizin en büyük sorunu olan dayanıksız binaların gereken yasal prosedürlere uygunluğu tartışması akıllara geliyor…

Afet anına hazırlık

Bu yazıda belirttiğimiz gibi afet anında yapılacakların önceden planlanması için toplumsal yapıları oluşturan tüm paydaşların kendi görev ve sorumluluklarını bilmeleri gerekiyor. Yerel halkın, belediyelerin ve STK’ların devletin üst yönetiminden gelecek yönlendirme veya yardımı beklemeden kendi kendilerine olası krizlere ilk tepkiyi vermelerini sağlayacak bilgi birikimine sahip olmaları ilk öncelik. Bazı afetler önceden kestirilebiliyor olsa da deprem gibi afet senaryolarında net bir gün veya zaman belirtmek mümkün değil. Bu nedenle olası tüm senaryolar bugün gerçekleşecekmiş gibi afetle mücadele ve lojistik süreçlerinin planlanması önem arz ediyor. Özellikle yerel yönetimlerin kendi bölgeleri dahilinde gerçekleşebilecek olası afetlerde kritik öneme sahip olan makine, ekipman ve teçhizata sahip olması ise bölge dışından gelecek desteğe bel bağlanmaması ve afetin yaşandığı ilk anlarda hızlı aksiyon alınması açısından önemli.

2022 yılının Kasım ayında ülke genelinde gerçekleştirilen “Çök-Kapan-Tutun” tatbikatını hatırlarsınız. Bu tatbikat afet anında birçok hayatı kurtarma potansiyeline sahip olduğu için çok değerliydi. Peki ya özellikle depremin bitmesini takiben enkaz altında kalanların veya enkazdan kurtulup yardım etmek isteyen yerel halkın ne yapması gerektiğine dair bilgilendirme?

Afet anında ilk reaksiyonlar

Dayanıklı toplumlar, olası kriz anlarına teorik olarak hazır olduğu ve her türlü sorunla başa çıkabilecek altyapı ve teknik bilgiye sahip olduğu için dayanıklı olarak adlandırılıyor. Buradan yola çıkarak afet anında gösterilecek ilk reaksiyon elbette bir önceki adımda hazırlanmış olması gereken afet yönetim ve lojistik planlarının hayata geçirilmesi olarak karşımıza çıkıyor. Ardından ülkemizde ne yazık ki koordinasyon eksikliği yaşadığımız arama kurtarma çalışmalarının düzenli bir şekilde hayata geçirilmesi, özellikle ilk yardımın doğru şekilde uygulanması, yerel halkın barınma ve beslenme gibi ihtiyaçlarının sağlanması afetin gerçekleşmesini takiben hızlıca hayata geçirilmesi gereken aksiyonlar olarak görünüyor. Dayanıklı bir toplumun karakteristik özelliği olan esneklik ve hızlı adaptasyon ne yazık ki ülkemizde bugüne kadar gerçekleşen hiçbir kriz anında toplum olarak sahip olduğumuz özellikler arasında ilk sıralarda yerini alamadı. Afetleri göz ardı ettiğimiz sürece de kriz anlarında toplumsal tepki süremiz ne yazık ki her zaman olması gereken seviyenin altında olmaya devam edecek.

İyileşme ve daha iyisini tasarlama

Afet sonrası yaşananların şoku ve kaybedilenlerin acısı elbette duygusal olarak tüm toplumu derinden etkiliyor. Fakat benzer senaryoların tekrar yaşanmaması, bir zaman sonra tekrarlayacağı kesin olan doğal afetlerle mücadelede doğru adımların atılması için afet sonrası süreçlerinin önemi ayrı bir noktada konumlanıyor. Alınan zararın analiz edilmesi ve kayıpların belirlenmesinin ardından elbette yeniden inşa süreçleri devreye giriyor. Yalnızca deprem felaketi üzerinden değil, tüm felaketleri düşündüğümüzde alınan zararın giderilmesi, işlevsiz hâle gelen tüm sistemlerin yeniden daha dayanıklı şekilde inşa edilmesi ve bir sonraki felakete çok daha hazırlıklı bir toplumsal yapı kurgulanması gerekiyor.

Fiziksel kayıpların giderilmesine ek olarak felaketlerden etkilenen bireylerin ekonomik ve sosyal olarak da desteklenerek hızlıca iyileşme sürecine alınmaları dayanıklı bir toplumun kurgulanması sürecinde önemli. Yalnızca fiziksel altyapıların iyileştirilmesi ve yeniden faaliyete geçirilmesi değil, felaketlerden etkilenen insanların her birinin sosyal, psikolojik ve ekonomik olarak da iyileşmeye ihtiyaçları olduğunu unutmamak gerekiyor.


Toparlamak gerekirse, doğal afetler dünyanın her yerinde her zaman olma olasılığı olan krizlerdir. Bu kriz anlarına hazırlık yapmıyor olmamız tamamen insanlığın mevcut sistemlerini sarsacak olası krizleri görmezden gelme dürtüsü ile açıklanabilir. Fakat bu da herhangi bir mantıksal zemine oturmanın mümkün olmayan bir bahane olarak kalacaktır. Depremler, küresel pandemiler, içinde bulunduğumuz ve her an etkisini görmesek de orta ve uzun vadede sandığımızdan çok daha büyük felaketlere yol açacak olan iklim krizi gibi tüm felaketler ister insan eliyle ister doğal nedenlerle oluşuyor olsun, önlem alınmadıkça, planlama yapılmadıkça ve yaşananlardan ders çıkartılmadıkça yıkıcı etkilere sahip olmaya devam edecek.

Döngüsel Ekonomi 101’i uzun zamandır takip eden okurlarımızın hatırlayacağı gibi, nasıl ki yaşanan küresel krizlerden mevcut lineer sistem içerisindeki sorunlu noktaları düzeltmeye çalışarak, hataların üzeri örtülerek kurtulamayacaksak, doğal veya insan eliyle oluşan felaketlerde yalnızca felaket yaşandıktan sonra bir süre gündemde tutup, daha sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam edersek yaşadığımız acılar katlanarak büyümeye devam edecek. Bu kapsamda döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde toplumsal yapıları oluşturan tüm paydaşların ortak bir amaç doğrultusunda kendi görev ve sorumluluklarını öğrenmeleri, süreçlerle ilgili bilinçlenmeleri ne kadar önemliyse, afetlerle mücadele kapsamında da yine tüm paydaşların bilinçlenmesi, olası tüm felaket senaryolarına hazırlanmaları gerekiyor. Toplumu oluşturan biz bireylerin devletleri, özel sektörü etkileme ve yönlendirme gücünü asla göz ardı etmeden, her an sosyal ve ekonomik refahımızı artıracak, güvenliğimizi sağlayacak tüm uygulamaları talep etmemiz gerekiyor. Bunun için de her zaman doğru bilginin peşinde olmak ve etki alanımız dahilinde herkesi bilinçlendirmeye devam etmemiz kritik önem taşıyor.

6 Şubat 2023 gününde gerçekleşen deprem felaketinden etkilenen herkese acil şifalar diliyor, hayatını kaybeden herkesi saygıyla anıyoruz. Tekrar edeceği bilinen benzer felaketleri en az zararla atlatan dayanıklı toplumların en kısa sürede inşa edilmesi dileğiyle.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Döngüsel EkonomiDöngüsel Ekonomi

BÜLTEN SAYISI

Afetlere karşı dayanıklı toplumlar

Kriz anlarından en az hasarla çıkmak mümkün mü?

09 Şub 2023

unsplash.com

YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi

Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!

İLGİLİ OKUMALAR