Ağırlık: 8 İstanbul takımlı Süper Lig

Ağırlık: 8 İstanbul takımlı Süper Lig

Sezonun neredeyse yarısına ev sahipliği yapacak olan İstanbul, Süper Lig takımlarını ağırlamaya alışık bir şehir olsa da benzer bir yoğunluğu hiç tecrübe etmemişti. Zorunlu tercihin sonuçlarını görmek için ise hayli uzun bir süre var.

Süper Lig’in 65’inci sezonu, 19 takımın katılımıyla 5 Ağustos’ta başlıyor. Milyonlarca izleyici, gezegenin en popüler sporunun ülkemizdeki en üst düzey ligini merakla ve hevesle bekliyor. Haliyle aslında varlığı dahi ilgiyi üzerine çekmeye yeten Süper Lig’in bu sezon incelenmesi gereken ve nasıl ilerleyeceği bilinmeyen bir özelliği daha olacak: İstanbul takımları.

2022/2023 sezonunda mücadele edecek on dokuz takımın tam sekiz tanesi İstanbul sınırları içerisinden çıkmış takımlar olacak. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş gibi ülke futbolunun büyükleri olarak anılanların yanı sıra ligin gediklisi olmuş Kasımpaşa, yakın dönemde şampiyonluk yaşamış Başakşehir ve lige istikrarlı şekilde tutunan Fatih Karagümrük’ün ligdeki varlığına artık herkes aşina. Bu ekiplere yeni sezonda Ümraniyespor ve uzun yıllar sonra tekrar Süper Lig arenasında boy gösterecek olan İstanbulspor eklenecek. 

Trabzonspor’un istikrarlı performansının dışında, Anadolu kulüplerinin rekabete dönem dönem değişerek dahil olduğu ligimizde İstanbul kulüplerinin üstünlüğünü kabul etmemek mümkün değil. Zira ülkedeki taraftar kitlesinin dağılımına bakınca da bunu görebiliriz. Ancak ülkede futboldan hatta spordan öte bir hal almış büyük kulüpleri bir kenara bırakınca durum nasıl? Başarılarıyla Avrupa’da da adından söz ettiren ekiplerin artık uluslararası düzeyde dahi destekçisinin olması beklenebilir bir durum. Dolayısıyla “Her ne kadar İstanbul takımları deyince akla ilk gelseler de ülkeye mal olmuş kulüpler oldukları için Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın bir kenara konulduğu halde İstanbul hegemonyasından bahsedilebilir mi?” sorusunu cevaplamak gerek. 

AA

Nereden Nereye?

Bu durumda gözler ligin yeni ekipleri Ümraniyespor ve İstanbulspor ile Başakşehir, Kasımpaşa ve Karagümrük’e dönüyor. Nereden başladılar ve nasıl buralara geldiler? Aslına bakılırsa son dönemlerde yıldızı parlamaya başlayan bu ekiplerin futbolun yeni yüzleri oldukları düşünülebilir. Oysa beklenenin aksine bu ekiplerin en yenisi Başakşehir FK. 1990 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyespor ismiyle kurulan ve uzun yıllar bu isimle mücadele ettikten sonra Başakşehir FK olarak yoluna devam eden 2019-2020 sezonu şampiyonu dışındaki İstanbul temsilcileri; cumhuriyetin ilk dönemlerinde kurulmuş, mazisi olan ve tarihi birikime sahip takımlar. Ancak normal olarak inişli çıkışlı geçen sezonların ardından yaşadıkları değişimle son zamanların favori ekiplerinden olmayı başararak yeniden Süper Lig’de izleyici karşısına çıkıyorlar.

Faaliyet gösterdikleri dönemlerin çoğunda alt liglerde yer alan ekiplerin yıldızları, benzer süreçlerden geçmeleri sonucu parladı. Semte birileri geldi, kulübü sahiplendi ve bu sevda şimdilik zirveye uzanan bir yolculukla taçlandı. Tabii bu sahiplenme hikayelerinin hepsi mutlu sonla bitmiyor. Bu yüzden konuyu romantik bir çerçeveye alıp da İstanbul takımlarının bu yükselişini basitçe anlatmak mümkün değil. Öncelikle sermayenin payından söz etmeli. Bugüne dek gerek yurt dışında gerekse de ülkemizde kulüp yönetimine talip olan, niyeti tamamen elini taşın altına koymak olan pek çok örnek gördük. Çoğu borçların altında ezilip giderken nasıl oldu da İstanbul takımları bu süreçleri rahatlıkla atlatıp, alt liglerden merdivenleri koşarak çıkar gibi yükseldi? Tam da burada maddi anlamda sağlanan refahın etkisini görüyoruz. 

Nasıl?

Para, insanlığın çoğu gibi futbol romantiklerini de rahatsız ediyor. Karşılıksız sevgiye engel olan, paha biçilemez tutkuları satın alan bir varlık belki de onlar için. Duygusal açıdan bakınca yaklaşımlarını anlayışla karşılamak mümkün ancak sadece takımın taraftarı olarak başarıyı yakalamanın kolay olmadığı da bir gerçek. Haliyle sermayenin yaptığı atılımla ilgili içinden çıkılması gereken yer, elini taşın altına koyanların takımına sevdalı tribün kişileri mi yoksa bilinçli tercihlerle bahsi geçen takımları ticaretlerine ortak edenler mi olduğu. Yani amatör ligden Süper Lig’e uzanan yolculuğun kahramanları, yola çıkanların içerisinde başarıya ulaşan bir azınlığı da temsil ediyor olabilir. Diğer yandan aynı kişiler tam anlamıyla kendi çıkarlarına alet edilecek ve herkesin kabulleneceği bir yapıya sığınmış da olabilirler. Her takım özelinde bu seçeneklerden hangisinin yaşandığı üzerinde görüşler farklılık göstereceğinden, bu konunun muhasebesini her bireyin özgür iradesine bırakmak daha sağlıklı olacaktır.

Özel sebepler dışında bazı sosyal gerekçelerin varlığı da İstanbul takımlarının yoğunluğunu açıklayabilir elbette. Ülkenin toplam nüfusunun neredeyse dörtte birinin yaşıyor olması bu büyük metropolü daha fazla etkinliğe, ulaşılabilir noktalarda gerekli yapıların bulunmasına zorluyor olabilir. Örneğin Anadolu’nun pek çok kentinde yürüyerek dahi şehrin merkezi yerlerini dolaşmak mümkünken, İstanbul’un herhangi bir ilçesinde bile bunu başarmak oldukça zor olacaktır. Böyle bir zorluğun yanı sıra her biri büyükşehir belediyesi olabilecek potansiyelde olan İstanbul ilçelerinin, kendilerine ait bir dünyalarının olduğu gerçeğini göz önünde bulundurmak gerek. Haliyle söz konusu futbol takımı olunca da komşu ilçeyi desteklemekten ziyade onlarla rekabete girmek, buna imkânı olan İstanbul semtleri için daha cazip hale geliyor. 

AA

Kalabalık nüfus diğer yandan büyük bir ekonomik hareketliliğe yol açıyor. Bu yüzden de organize olmuş küçük toplulukların destek bulması ve takımlarını daha üst seviyelere taşıması kolaylaşıyor. Burada takımların kuruluş yıllarının eskiye dayanması ancak performanslarındaki yükselişin son yıllarda hız kazanmış olması akıllara bahsedilen konuların alakasız olduğu fikrini getirebilir. Makul karşılanacak bu eleştirinin cevabı ise basit. Zira günümüz şartlarının verileri ile geçmişin verileri aynı sonucu vermese de sonuç pek değişmiyor. Seksen yıl önce şimdiki halinden eser olmayan İstanbul; Türkiye’nin yine en büyük yerleşimi, ticaretin merkezi konumunda ve pek çok etnik, dini kökenden insana ev sahipliği yapan bir şehir. 

Nihayetinde, İstanbul gibi bir şehrin hemen her alanda olduğu gibi spor sahalarında da en azından katılım anlamında net bir üstünlük sağlamasını pek yadırgamamak gerektiği neticesine varılabilir. Ancak bu kabulden yola çıkılarak sonuca gidildiğinde, Tokyo’dan ya da Lagos’tan da spora damga vurmuş onlarca takımın çıkmış olması beklenir. Böyle olmadığı açık bir gerçek olduğundan, dünyanın kalan kısmında yoğunluğun nasıl dağıldığına bakmakta yarar var.

Kıyas

La Liga’da genellikle üç ya da dört takımla temsil edilen Madrid başı çekerken; Barcelona, Sevilla ve Valencia gibi şehirler çoğu sezonda iki takımla ligde yer almış. İspanya’da dengeli bir dağılımın olduğundan söz etmek mümkün. Bunun yanında İspanya’da, İstanbul’un Türkiye’deki sosyal ve ekonomik ağırlığına sahip bir şehrin bulunmadığını da belirtmek gerek.

Premier Lig’de ise Türkiye Süper Lig’ine benzer bir tablo karşımıza çıkıyor. Altı Londra, iki Manchester, iki Liverpool takımının mücadele ettiği futbolun beşiğindeki bu dağılımı ve sebeplerini ise rahatlıkla Süper Lig’dekiyle benzetebiliriz.

İtalya Serie A’daki durumsa La Liga’nın neredeyse aynısı. İki takımla temsil edilen pek çok şehrin olduğu ligde adil bir dağılım mevcut.

Şehirlerin büyüklüklerinin temsil edildikleri takım sayısını da etkilediği kolaylıkla tespit edilip, rahatlıkla kabul edilebilecek bir husus. Bunun yanında Avrupa’nın başı çeken liglerinde de gördüğümüz üzere neredeyse ligin yarısının aynı şehrin takımlarından oluşması örneğine hiçbir yerde rastlamıyoruz. Haliyle kentin ülke üzerindeki etkisinin bir sonucu olduğu çıkarımı ne kadar mantıklı olsa da sermaye sahiplerinin, futbol gibi hızlı yoldan popülarite kazanabilecekleri bir yolu tercih etmiş olabilecekleri gerçeği yadsınamaz. Hatta maalesef siyasi, bürokratik ağırlıklarına yapacakları katkıyı da göz önünde bulundurmuş olabilecekleri ihtimali uzak sayılmaz. Futbolu kullanmak için bile İstanbul’un seçilmesi ise hiç şaşırtıcı değil. Ülke üstü bir yapıya sahip olan, her anlamda çarkların en büyüğünün döndüğü kente kitabın ortasından dahil olma fırsatını kim reddedebilir?

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

⚽️ Süper Lig'de İstanbul hegemonyası

7 Tepeli şehrin 8 Takımı

04 Ağu 2022

AA

YAZARLAR

Ahmet Bozkurt

https://aposto.com

İLGİLİ OKUMALAR