Aile Yılı: Kadınlar kurtulmadan aile kurtulur mu?

Gündem yorgunu Türkiye için yeni yıl, yeni bir gündemle geldi: Aile Yılı. Aslında yerli bir icat olmayan Aile Yılı, 31 yıl önce BM'nin gündemine gelmiş ancak aileyi ataerkil yaklaşımın üreme ve çoğalma odağında tutmakta ısrar eden Türkiye'nin aksine BM, konuyu sosyal gelişim/değişim ve sosyal politikalar üzerinden değerlendirip anlamaya çalışmıştı.
Aile Yılı: Kadınlar kurtulmadan aile kurtulur mu?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Yazı: Nezahat Doğan Demiray (EŞİK gönüllüsü)

Gündem yorgunu Türkiye için yeni yıl, yeni bir gündemle geldi: Aile Yılı. 2025’in adı "Aile Yılı" olarak konuldu. Aile yılının logosu da hızlı geldi, görselden anlaşılan ay-yıldızın altında iki oğlan bir kız çocuğu olmak üzere, anne-babalı üç çocuklu çekirdek aile vurgusu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 6 Ocak'ta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı konuşmada, "Güçlü toplum, güçlü ailelerle mümkündür. Toplumun tüm kesimlerinde farkındalık oluşturmak amacıyla 2025 senesini 'Aile Yılı' ilan etmeyi kararlaştırdık" diyerek ilk ilanı yapmıştı.

Aile Yılı Tanıtım Programı ise 13 Ocak'ta yine Cumhurbaşkanı Külliyesi’ndeki Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla "Ailemiz Geleceğimiz" teması altında düzenlendi. Tanıtım toplantısında Aile Yılını kutlayan aile yılı kamu spotunun da gösterimi yapıldı. 

  • Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın YouTube sayfasında yer alan kamu spotundaki aile de Aile Yılı logosunu tekrarlıyor, üç çocuklu... Kamu spotundaki ayrıntılarda en çok dikkat çeken ise güzel ülkenin üç çocuklu güzel ailesinin öyküsünün karnı tok bir yaşamın yemek masası etrafında geçmesi. Son söz olarak, çoğalarak büyüyen ailelerin ülkemizi büyüttüğünün vurgulanması.

Aile yılına gireceğimizi henüz bilmezken 25 Aralık'ta Resmî Gazete’de yayımlanan iki Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile iki kurulun kurulduğunu öğrendik: Aile Enstitüsü ve Nüfus Politikaları Kurulu. Aile yılının ön işaretleri olan bu kararnameler beraber incelendiğinde, demografik değişimler ve aile arasında zorunlu-somut bir bağ kurulduğu görülüyor.

Aile Yılı ulusal bir icat mı? 

Tabii ki değil. Birleşmiş Milletler (BM) 1994’ü uluslararası aile yılı ilan etmişti. Peki bundan 31 yıl önceki "BM Aile Yılı"nın arkasındaki olgular ve önündeki hedefler nelerdi? BM’nin Aile Yılı’nın gelişim sürecini ve bugün durduğu yeri biraz açarak tartışalım.

Uluslararası Aile Yılı'nın 1994'te BM çalışmalarının odağına konulması, kalıcı bir işleyişin ilk adımıydı. Çünkü hemen sonrasında, Uluslararası Aile Yılı'nın hedeflerinin sürdürülmesi önemli bulunup 1995’te ilk görevi Uluslararası Aile Yılı hedeflerini ve takip eden süreçleri teşvik etmek olan Dünya Sosyal Kalkınma Zirvesi düzenlendi.

1995 yılında Kopenhag'da düzenlenen Dünya Sosyal Kalkınma Zirvesi, toplumun temel birimi olarak ailenin önemini, sosyal kalkınmada kilit bir rol oynadığını ve bu nedenle üyelerinin hakları, yetenekleri ve sorumlulukları dikkate alınarak güçlendirilmesi gerektiğini kabul etti. Dünya Sosyal Zirvesi Eylem Programı, farklı kültürel, politik ve sosyal sistemlerde çeşitli aile biçimlerinin bulunduğunu ve ailenin kapsamlı koruma ve destek alma hakkına sahip olduğunu kabul etti. 

  • BM sistemi içinde, Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi'nin (DESA) Kapsayıcı Sosyal Kalkınma Bölümü (DISD), ailelerin küresel durumu hakkında farkındalık oluşturmakta ve aile odaklı politikaları ve programları teşvik etmektedir.

Uluslararası Aile Yılı'nın 30. yıldönümü kapsamında BM Genel Sekreterliği tarafından hazırlanan rapor, demografik eğilimlerin analizine, bunların aileler ve aile odaklı politikalar üzerindeki etkilerine odaklanmaktadır. Genel Sekreter, doğurganlık kararları ve anne ölümlerinin azaltılmasıyla ilgili olarak kaliteli eğitim sağlanmasını, üreme sağlığı hizmetlerine ve aile planlamasına erişimin sağlanmasını ve uzak bölgelerdeki sağlık tesislerine yatırım yapılmasını önermektedir. İş-aile dengesi açısından Genel Sekreter, esnek çalışma düzenlemelerine, ebeveyn iznine, yüksek kaliteli ve uygun fiyatlı çocuk bakımına yatırım yapılmasını önermektedir. Demografik gelişimdeki önemli unsur, yaşlanmayla ilgili olarak sosyal güvenlik ve emeklilik, yaşlılar için aile temelli bakım sistemleri ve özellikle uzun süreli bakım olmak üzere kurumsal sağlık hizmeti sunumu konusunda öneriler sunulmaktadır.

Genel Sekreter'in raporunun odağındaki demografik değişim, aile temelli üreme ve çoğalma üzerinden anlaşılmadığı gibi, öneriler de kadının üreme sağlığı hakkı, eğitim hakkı ve kadının ev içi bakım emeğinin önemli kısmını oluşturan çocuk ve yaşlı bakımının kurumsallaştırılması bağlamında kadının temel hakları ve sosyal kalkınmanın geliştirilmesini işaret etmektedir.

Yine 30. yıl kapsamında yürütülen çalışmaların konu ve kapsamlarına kısaca göz attığımızda dahi aile ve demografi arasındaki ilişkinin karmaşıklığı, ilişkinin doğrudan kurulmasının yanıltıcılığı, eksikliği ve kaçınılmaz çokboyutluluğu dikkatimizi çekiyor:

  • Aileler ve İklim Değişimi
  • Mega-Eğilimler ve Aileler: Dijital Teknolojiler, Mültecilik ve Kentleşmeye Odaklanma
  • Gelişimdeki Aile: Uluslararası Aile Yılı+30 İçin Modalitelere Odaklanma, Ebeveyn Eğitimi ve COVID-19'un Etkisi
  • Demografik Dönüşüm ve Aile Refahı
  • Aileler ve Mega-Eğilimler: Göç, Kentleşme, Yeni Teknolojiler, Demografik Eğilimler ve İklim Değişikliği Arasındaki Bağlantılar
  • Demografik Değişim ve Nüfusun Yaşlanması Konulu Uzman Grubu Toplantısı 
  • Avrupa'da Nüfus Yaşlanması ve Aile Refahı
  • Mega-Eğilimler ve Aileler: Demografik Değişim, Göç ve Kentleşmeye Odaklanma
  • Ebeveynlik/Bakım: Aile/İş Dengesi ve Aile Politikaları
  • Teknolojik Dönüşümün ve İklim Değişikliğinin Aileler Üzerindeki Etkisi: Politika Tepkisini Yönlendirmek
  • Teknolojik Değişim ve Aile

Görünen o ki BM aileyi sosyal gelişim/değişim ve sosyal politikalar üzerinden değerlendirip anlamaya çalışırken Türkiye, aileyi arkaik ve ataerkil yaklaşımın üreme ve çoğalma odağında tutmakta ısrar etmekte. BM üyesi bir ülkenin 31 yıllık bir birikim ve çalışmayı görmezden gelerek açıkladığı Aile Yılı'nın ayakları asla yere basmıyor.

Bilim insanlarının bahsettiği demografi ve aile ilişkisi, Aile Yılı'nın anladığından çok başka. Doğurganlığın düşmesi olgusu, Aile Yılı kapsamında gençlerin derhal evlenip çocuk sahibi olması için sunulan parasal teşviklerle durdurulamıyor. Nüfus Bilim Derneği’nin açıklamaları BM’den çok farklı değil. Derneğe göre, kuşaklararası farklılıklar göz önüne alındığında önceki nesillere kıyasla genç kuşaklar, daha az çocuk sahibi olmayı tercih ediyor. Bu tercihlerde ekonomik belirsizlikler, yaşam standartlarındaki değişimler ve çocuk yetiştirme maliyetlerindeki artış gibi faktörler önemli rol oynuyor. Dolayısıyla, Türkiye'de doğurganlık hızlarındaki düşüş, sadece dönemsel etkilerle açıklanamaz. 

  • TÜİK verilerine göre genç nüfusta işsizlik %16,6 ve geniş tanımlı işsizlik %27,2 iken ekonomik belirsizlikler kriterini anlamak zor değil. 

Ayrıca düşük doğurganlık, tek başına kötü bir şey de değil. Bu miti geride bırakmak gerekiyor. Nüfus Bilim Derneği çalışmalarına göre, nüfus büyüklüğü yüz yıl öncenin teknolojik gereklerine göre değil yeni teknolojiler, toplumsal değerler ve ekolojik koşullarla birlikte düşünülmelidir. Türkiye gibi genç işsizliğinin yüksek olduğu ülkelerde, en piyasacı bakışla dahi, nüfusun hızlı artmasının ekonomik katkısı olamaz. Aşırı sağın kalabalık nüfusu güç olarak görme anlayışı, bugünün koşullarında bilim dışı ama hâlâ kabul görebiliyor.

Kadına yönelik şiddeti bir türlü çözemeyen, kadın cinayetleri, çocuk refahı ve iyiliği konusunda kötü karnesi ile dikkat çeken bir yönetimin Aile Yılı ilanı kadın ve sağlık örgütlerinden çok ağır eleştiriler aldı. Üreme ve çoğalma kaynağı olarak görülen üç çocuklu ailenin Türkiye ve dünyadaki sosyo-ekonomik durum ve gelişmelerle gerçekçi bir bağı olmaması dikkat çekiyor. Yönetimin Aile Yılı tanıtım toplantısında Cumhurbaşkanı ve Bakan düzeyinde dünyadaki aşırı sağın aileci politikalarının dilini kullanması ve toplumsal cinsiyet dahil çağdaş insan hakları gelişmelerini aileye zarar vermekle açıkça itham etmesi anne-babalı üç çocuklu makbul ve arzulanan aileyi işaret ediyor. 

Kadın örgütleri göstermelik enstitü ve kurullarla bürokrasiye boğulan aile ve nüfus alanını görmüyor, iktidarın karnesini görüyor. Kadınlar aile üzerinden nüfusu çoğaltma beklentisinin doğrudan kadın bedenine yöneldiğini biliyor. 

  • Halbuki kadının yaşam hakkı, işkenceye uğratılmamak ve üreme sağlığı hakkını korumak; karşılaştığı cinsiyetçi şiddet ve ataerkil baskı nedeniyle insan olarak potansiyelini gerçekleştirmek için verdiği mücadelede yanında devletin olması gerekmez mi? 

Anayasa 2, 5. 10, 41. maddeler bu kadar açıkken, cinsiyet eşitliğinin ve aile içi eşitliğin hayata geçirilmesi için devleti açıkça yükümlü kılarken buraya nereden gelindi? Kadın hareketi çok bilinçli. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında "N.Ö. / Türkiye" gibi çok yeni bir kararla Türkiye’de kadına yönelik şiddetin bir türlü önlenmediği, kötü sicilin iyice şişip saklanamaz hâle geldiğini biliyor. 

Kadınlar bir yerlerde ideal ve makbul aileyi aramak yerine içinde yer alıp, haklarını güven içinde yaşayacakları ve maddi-manevi varlıklarını gerçekleştirecekleri ilişkiler, örgütler ve devletler arıyorlar. Bu koşullarda o devleti bulmak zor görünüyor. Ama kadınlar hep mücadele etmedi mi?

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

🔐 Turpun büyüğü, ikinci İmralı turu

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ tutuklandı. Ekrem İmamoğlu'na soruşturma. İmralı'ya ikinci ziyaret. İYİ Parti-AK Parti transferleri. Muhalif siyasetçi ve belediye başkanlarına yargı baskısı. Sinan Ateş davasında takipsizlik.

23 Oca 2025

🔐 Turpun büyüğü, ikinci İmralı turu

YAZARLAR

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Görünmeyene ulaşmak için görünmez olanlar: Gazetecilikte kimlik gizleme yöntemi

BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Merve Us Acıoğlu

·

04 Ağu 2026

Görünmeyene ulaşmak için görünmez olanlar: Gazetecilikte kimlik gizleme yöntemi
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

Emircan Yaman

·

04 Ağu 2026

Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

JD Vance üzerinden İran-ABD savaşını okumak

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Faik Bulut

·

01 Ağu 2026

JD Vance üzerinden İran-ABD savaşını okumak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni Parti'nin yol haritası: Kurucuları kurultay, örgütlenme ve seçim hazırlıklarını anlattı

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Melisa Gülbaş

·

30 Tem 2026

Yeni Parti'nin yol haritası: Kurucuları kurultay, örgütlenme ve seçim hazırlıklarını anlattı
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni Parti, CHP ve olasılıklar: Ankara kulislerinde ne konuşuluyor?

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.

Yeni Parti, CHP ve olasılıklar: Ankara kulislerinde ne konuşuluyor?