Aktör ama aday değil

Aktör ama aday değil

24 Aralık - D'S damat
D'S damat ile birlikte

Yeni yılda zamansız şıklık: D’S damat Yeni yılda zamansız şıklık: D’S damat Birlikteliği ve sevgiyi en derinden hissettiğimiz yılbaşı gecesi geldi çattı. Modanın öncü markası D’S damat , bu yılbaşında da en değer verdiklerimize özel bir koleksiyon sunuyor. Nedir? Kurulduğu 2002 yılından bu yana kendi stilini yaratmak isteyen tüm erkeklerin gardıroplarına giren D’S damat , farklı zevklere hitap eden, gündüzden geceye bir gardırobun tüm ihtiyaçlarını karşılayan geniş koleksiyonuyla bu yeni yılda da sevdiklerimizi mutlu etmeye hazırlanıyor. Neler var? Koleksiyonda kalın yünlü ya da kaşe kabanlardan yumuşacık yünlü trikolara, kırışmayan travel ceket ve gömleklerden jogger pantolonlara kadar tüm anahtar parçalara yer veren D’S damat , Ceremony serisi smokinlerle kokteyl ve davetlerde kendine güvenen bir duruş vadediyor. Dahası: D’S damat ’ın özel tasarım kutularda satışa sunulan kravat, mendil ve kol düğmesi setleri tüm kombinleri tamamlarken; farklı notalara sahip, güçlü esanslarıyla öne çıkan parfüm serisi iddialı hediye alternatiflerinden sadece birkaçı. Siz de sevdiklerinizi D’S damat Değer Sana Hediyesi şıklığıyla mutlu etmek için bu bağlantıyı ziyaret ederek koleksiyonu inceleyebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Vahap Coşkun

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu siyasi yasaklı hâle getiren cezanın, hukuki değil, baştan aşağı siyasi bir karar olduğu izahtan vareste olsa gerektir. Kararın hukukla uzaktan yakından bir alakası yok; dolayısıyla hukuki değerlendirmelerde bulunmanın, AİHM ve AİHS'nin ifade özgürlüğü içtihatlarından ya da Yargıtay'ın benzer davalarda verdiği kararlardan dem vurmanın da hâlihazırda kimseye bir faydası yok. Zira kararı verenler de en az karara muhalif olanlar kadar, bu bilgilere vakıf. 

O nedenle projektörleri siyasi alana tutmak, kararın siyasi arka planını konuşmak daha bir elzem. Bana göre, bu meşum kararın altında, biri geçmişe ve diğeri de geleceğe dönük iki siyasi sebep yatıyor. 

Kararın geçmişe bakan yönü 2019 İstanbul seçimleriyle ilgili; AK Parti, İstanbul'un kaybedilmesini hazmedemedi, hazmedemiyor. İmamoğlu'nun, yenilmez olduğu düşünülen Erdoğan'ı -Binali Yıldırım'ı değil- hem de bir değil iki kez geçmesi, bir türlü kabullenilmedi, kabullenilmiyor. AK Parti iktidarının İmamoğlu'na karşı başvurduğu hukuki, siyasi ve fiili her tedbirde bunu görmek mümkün.

Mamafih, İmamoğlu'nu başkanlıktan düşürülmesi, iktidar için, sadece altından kalkılamayan siyasi mağlubiyetin rövanşını almak manasına da gelmiyor. Bu, aynı zamanda iktidara, gelecek yıl yapılacak olan seçimlere İstanbul belediyesini elinde tutarak girme olanağı da sağlıyor. Mühim bir husus bu; çünkü iktidar, muhalefetin büyükşehir belediyelerinin sosyal yardım hizmetleriyle dar gelirli kesimlere ulaşmasını kendisi için ciddi bir tehlike addediyor. Göz ardı edilemeyecek bu tehlikenin kısmen de olsa bertaraf edilmesi için İmamoğlu'nun taca çıkarılması gerekiyor. 

Hülasa iktidar bir taşla -en az- iki kuşu gözüne kestiriyor: İstanbul'a hukuk zoruyla el koyarak, bir yandan siyasi hezimetin yarattığı psikolojik tahribatın asgariye çekmeyi düşünüyor, diğer yandan da belediyenin devasa kaynakları sayesinde seçimlerde çokça ihtiyaç duyulacak olan ekonomik gücü azamiye çıkartmayı planlıyor. 

"Doğal aday"

Kararın geleceğe bakan yönünde ise 2023 cumhurbaşkanı seçimleri var. Ortak adaylık bahsinde muhalefet cenahında üç adayın ismi zikrediliyor: Kılıçdaroğlu, İmamoğlu ve Yavaş. İktidar bu üç potansiyel adaydan birine yönelik hukuki kılıf giydirilmiş ciddi bir siyasi hamlede bulundu ve böylelikle kartların yeniden dağıtılmasına neden oldu. Adaylık hesapları güncellendi. 

Tartışmaların merkezinde, bittabi, İmamoğlu bulunuyor. Kararın çıktığı andan itibaren onun hakkında birbirine zıt yorumlar yapıldı. Öne çıkan iki yorum var: Biri, mağdur edildiği için İmamoğlu’nun artık doğal bir aday hâline geldiğini ve Altılı Masa'nın onu aday göstermekten başka bir çıkış yolunun olmadığını söylüyor. Diğeri ise, bu dönem için artık İmamoğlu'nun adaylık şansının kalmadığını belirtiyor. 

Zannımca bu karar, İmamoğlu'nun siyasi kariyerini biri menfi biri de müspet olmak üzere iki yönlü etkide bulundu: Menfide kastım, İmamoğlu'nun adaylık ihtimalinin çok zayıflamasıdır. Doğrusu, bu karardan önce de, siyasetin doğasının İmamoğlu'na geçit vermeyeceği kanısındaydım. Fakat toplumdan gördüğü teveccüh yine de İmamoğlu'na bir kapı açıyordu. Ancak iktidar, İmamoğlu'nun hukuki durumunu bütünüyle belirsiz kılan bu kararla, o kapıyı tamamen kapattı. 

Bu karar, İmamoğlu'nun adaylığı hâlinde, seçime girip girmeyeceğine ve kazandığında mazbatayı alıp almayacağına iktidarın karar vereceği bir vasat oluşturdu. Altılı Masa'nın İmamoğlu'nun adaylığı konusunda mutabık kaldığını düşünün. Adayların kesinleştiği ve seçime az bir zamanın kaldığı bir vakitte İmamoğlu'nun mahkûmiyeti onanırsa ne olacak? Cevap basit: Muhalefet, adaysız kalacak. Peki, "Hayır, bu kadar kısa bir sürede karar onanmaz, o nedenle bu endişeler yersiz" diyebilecek kimse var mıdır? Herhâlde yoktur ya da olmamalıdır. Yargının ne derece siyasi bir aparat olarak kullanılmaya müsait olduğunu görmek için, tek başına bu son karar yeter de artar bile. 

Hülasa İmamoğlu'nun adaylığı büyük bir risk ve mevcut şartlar altında Altılı Masa'nın böyle bir riski alacağını düşünmüyorum. Muhalefet, hukuki durumu sallantıda olan bir adayı gösterdiğinde, seçim sürecinin inisiyatifini iktidara vermiş olur. Siyasi yasak tehdidi altındaki bir İmamoğlu ile yarışa girmek, seçimlerin kaderini iktidarın eline teslim etmekle eş anlam taşır. Hiçbir muhalefet lideri bu denli tehlikeli bir adımın sorumluluğunu almak istemez. 

"Muhtar bile olamaz" 

Kararın İmamoğlu için müspet yönü, onu bir siyasi aktör olarak daha güçlü kılmış olmasıdır. Muktedirlerin herhangi bir nedenle bir muhalif siyasetçinin yolunu hukuk aracılığıyla kesilmesi, bu toprakların insanların aşina olduğu bir durumdur. En meşhur misal, Erdoğan'ın olsa gerektir. İmamoğlu gibi o da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken siyasi yasağa maruz kalmış, hakkında "artık muhtar bile olamaz" diye manşetler atılmıştı. 

Ancak siyasi alanı hukuk vasıtasıyla tanzim etmeye çalışmak, her daim istenen neticeleri doğurmaz. Siyasetin akışı, hukuki hesapları boşa çıkarabilir. Mesela "siyasi hayatı bitti" denilen Erdoğan, Cumhuriyet tarihinde hiçbir siyasiye nasip olmayan bir kudrete erişebilir. Hukuk sopası bir dönem için iş görebilir; ancak bir siyasetçi eğer halk desteğini arkasına alırsa, bu sopa zaman içinde işlevini kaybeder ve hatta onu kullananların arzusu hilafına sonuçlara yol açar. 

İmamoğlu da, genç bir siyasetçi; önünde uzun yıllar var. AK Parti'yi çeyrek asır sonra İstanbul'da iki defa yenmek gibi, parlak bir sicili bulunuyor. Başkanlığı döneminde toplumun farklı kesimleriyle ilişki kurdu ve onlardan teveccüh de gördü. Cumhurbaşkanlığı seçimi konuşulmaya başlandığından beri isminin hep üst sıralarda yer alması da bu teveccühün bir göstergesi. O da bunun farkında, kendini -Mansur Yavaş'ın aksine yerel siyasetin değil- hep ülke siyasetinin içinde konumlandırıyor. Her hâliyle de İstanbul'un son durağı olmadığını ve daha büyük hedeflerinin olduğunu hissettiriyor. 

Dolayısıyla bu kararla İmamoğlu köşesine çekilecek ya da siyasetten emekli olacak değil. Aksine bu karar onun siyasi iddiasını güçlendirecek. Aday olmasa da onun hikayesi seçim sürecinin temel anlatılarından biri olacak. "Galip" sıfatının yanına eklenen "mağdur" sıfatı, siyasi kimliğini tahkim edecek. İktidarın ondan çekindiği için onu türlü ayak oyunlarıyla devre dışına çıkarmaya çalıştığı duygusu, İmamoğlu'nun siyasi yürüyüşünü hızlandıracak. 

Hülasa iktidar; bir taraftan kısa vadede yarışmak istemediği İmamoğlu'nun muhtemel adaylığının yolunu kapattı, ama diğer yandan da onun kuvvetli bir siyasi aktör olmasını sağlayacak kapıları da kendi elleriyle açtı. 


Not: Serbest Kürsü'de yer alan tüm görüşler yazarlara ait olup, Aposto'nun editoryal bakış açısını yansıtmamaktadır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

🧂 Nusret’e soruşturma, Paris’te ırkçı saldırı

Günaydın. Paris'te Ahmet Kaya Kültür Merkezi'ne ırkçı saldırı düzenlendi. FIFA, Nusret Gökçe hakkında soruşturma başlattı. Mor ve Ötesi'nin stadyum konseri sinema filmi oluyor.

24 Ara 2022

D'S damat ile birlikte
Twitter

YAZARLAR

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta