Aldatmanın Psikolojisi

Tek gecelik birlikteliklerden yıllarca açığa çıkmayan sırlara, her yaşta ve her ilişki biçiminde aldatmanın birçok türü mevcut. Her ne kadar toplum tarafından ahlaksızlık, sadakatsizlik veya ihanet olarak görülse de istatistikler aldatmanın sandığımızdan da yaygın olduğunu gösteriyor. Peki insanlar partnerlerini hangi sebeplerle, hangi koşullar altında ve hangi duygular içerisinde aldatıyor? Gerçekten “Erkek dediğin aldatır.” mı, yoksa aldatmanın cinsiyeti yok mudur veya bir kere aldatan hep mi aldatır? Gelin, hep beraber inceleyelim.
Aldatmanın Psikolojisi

Aldatma, ilişkide partnerlerden birinin belirlenmiş kurallar dışına çıkarak başka biriyle cinsel, duygusal veya romantik bir bağ kurması olarak tanımlanıyor. Ancak günümüzde ilişkilerin kabul edilen birçok türü ve çiftlerin birbirlerinden oldukça farklı beklentileri olabiliyor. 

Amerika’da yapılan bir çalışma, eşlerin %99’unun sadakat beklediğini ve tek eşli ilişkiler içerisinde bulunmak istediklerini; %65’inin de aldatmayı affedilemez bir davranış olarak gördüğünü gösteriyor. Ancak aynı araştırma şaşırtıcı bir şekilde her dört evlilikten birinde aldatma davranışının görüldüğünü ortaya koyuyor. Peki neden insanlar tecrübe etmek istemedikleri davranışları sergiliyorlar? Aldatma davranışının altında yatan sebepler neler?

Aldatmanın nerede başlayacağı kişiden kişiye, ilişkiden ilişkiye, hatta aynı ilişki içerisinde zamandan zamana, mevsimden mevsime bile değişiyor. Örneğin, yaz aylarında aldatma davranışı daha sık görülüyor. 

Kültürün, dini inancın, toplumun bakış açısının da bireylerin davranışlarına etkisi yadsınamaz derecede büyük. Bu doğrultuda aldatma davranışı da yalnızca bireylerin düşüncelerinden oluşmuyor. Peki durum Türkiye’de nasıl? Türkiye hem muhafazakar hem seküler kültürlerin buluştuğu bir alan olduğundan aldatma davranışının toplumsallığı hakkında ilginç veriler sunuyor. 

Öncelikle “Erkek dediğin aldatır!” algısının gerçekliğine bakalım. Türkiye’de yapılan bir araştırma aldatma niyetinin erkekler arasında daha fazla görüldüğünü gösteriyor. Ancak aldatma özelindeki cinsiyet farklılığı en azından üniversite öğrencileriyle yapılan araştırmalarda çok da açığa çıkmıyor. Bunun dışında, Türkiye’de aldatma davranışı Amerika’ya göre çok daha az ifade ediliyor ancak bu bulgu aldatmanın gerçekleşmediğinden ziyade aldatma hakkında konuşulmadığını gösterir nitelikte. Bunun sebepleri arasında da Türkiye’de yaşayan kişilerin cinsellikleri hakkında konuşmayı tabu olarak görmesi ve evlilik öncesi cinselliğin çok da belirtilmemesi sayılıyor. 

Bir ilişki içerisindeyken başka insanların hoşumuza gitmesi aslında çok da anormal bir durum değil ancak bu hoşlanma karşısında alınan aksiyon kişinin iradesine bağlı olarak değişiyor. Kimi zaman ortada belirgin bir cinsel veya duygusal birliktelik olmasa da partnerimiz bizden habersiz biriyle mesajlaştığında dahi tehdit altında hissedebiliyorken bu durum güven sınırları içerisinde olduğunda bir sorun teşkil etmeyebiliyor. Peki sınırları kim belirliyor?

Aslına bakarsak ilişkinin özneleri olarak sınırları tamamen biz belirliyoruz. İlişki türleri içerisinde rızaya dayalı tek eşli olmama gibi bir durumun da var olduğunu göz önünde bulundurursak partnerimizin istek ve beklentileri ile bizim istek ve beklentilerimizin uyuşması oldukça önemli. Uyuştuk, bir ilişki kurduk ve karşımızdaki kişiye güvendik. Bu aşamada partnerimiz güven sınırları dışına çıkıp bizi aldattığında neler hissediyor, nasıl bir süreç deneyimliyoruz?

Öfke, endişe, panik, çaresizlik, güvensizlik… Aldatılmak, özünde kandırılmış hissetmek anlamına geliyor. Hatta öyle ki birçok kişide aldatılmak travmaya yol açıp daha sonra güvenli ilişkiler kurulmasını engelleyen bir faktör olarak karşımıza çıkabiliyor. Aldatıldıktan sonra insan ve partner olarak değerimizin azaldığını, sevgiye layık olmadığımızı, yeterince güzel/başarılı/komik olmadığımızı düşünebiliyoruz. Üstüne üstlük tüm bu duyguların yanında bizi aldatan kişiye karşı duyduğumuz sevgi de hemen bitmemiş olabiliyor.

Bu noktada kendimize dönüp ne istediğimizi fark etmemiz gerekebiliyor. Şu soruları sormak ne istediğimizi belirleyebilmek konusunda yardımcı olabiliyor: 

  • Partnerimin beni aldattığını ne şekilde öğrendim? 

  • Partnerim bana kendini affettirmeye çalışıyor mu? 

  • Peki bu çabasında samimi mi? 

  • Ona tekrar güvenebileceğime inancım var mı? 

Bu sorular yoğun duygularla beraber hissedilen kafa karışıklığını ve şoku atlattıktan sonraki süreci yönetmede yardımcı olabiliyor. Birçok insan partnerini affettiğini söylese de ona karşı duyduğu sevgiyi tekrar hissetmekte zorlandığı için sağlıklı bir ilişki kurmaları tehlikeye giriyor. Bununla birlikte, aldatma deneyimlemiş çiftlerin %31’inin aldatmayı aşıp ilişkilerine devam edebildiği yönünde araştırmalar da bulunuyor.

Peki araştırmalar aldatmanın tekrarlanması hakkında neler söylüyor? Bir kere aldatan daha sonra da aldatır mı? Araştırmalar bir ilişkide aldatan tarafın sonraki ilişkilerinde aldatmaya 3 kat daha meyilli olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda aldatılan bireyler sonraki ilişkilerinde partnerlerine 4 kat daha şüpheci ve güvensiz yaklaşabiliyorlar. Cinsiyet ve medeni durum farklılıkları bu bulguları değiştirmiyor.


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Yakın İlişkilerYakın İlişkiler

BÜLTEN SAYISI

Aldatmak ve Aldatılmak

Aldatılmak, hayal kırıklığı ve öfke gibi birçok duyguyu beraberinde getiriyor. İyi giden bir ilişkide bile insanları aldatmaya iten ne? Aldatmanın ardından iyileşmek mümkün mü? Aldatılan kişiyi nasıl bir süreç bekliyor?

16 Ara 2021

The Lovers - Mike Willcox

YAZARLAR

Yakın İlişkiler

İlişkilere bilimsel bir bakış açısı!

İLGİLİ OKUMALAR