
Amerika'nın güney ve kuzey eyaletleri arasındaki ayrımın en derinden hissedildiği bir kısım eyaletlere Deep South adı veriliyor görebildiğim kadarıyla. Bu eyaletler: Georgia, Alabama, Güney Carolina, Mississippi ve Louisiana. Yazının başında bahsettiğim O'Connor örneğin, Georgia doğumlu.
Bu bölgeler çiftçilik ve köleliğin yaygın olduğu bir geçmişten geliyorlar. Irkçılık had safhada ve dinin günlük hayatta etkisi çok çok fazla.
Edebiyata gotiğin yansıması önce Avrupa'da başlıyor elbette. Amerika'da ele alındığında ise ve konu Güney gotiği ise olaya bambaşka bir gözle bakmamız gerekiyor. Özellikle; kopkoyu gölgelerde kalan, hoşa gitmeyen, insanları geçmişle veya şimdiyle yüzleştirmek zorunda kalan durumların anlatıldığı bir anlatıma evriliyor.
Güney gotiğinde hoşa gitmeyen her şey var. Ama her şey! Din baskısı ve tezahürleri, ırkçılık, bastırılmış cinsellik, şiddetin her türlüsü, aile faciaları. Neredeyse anlatılan her karakter farklı bir nedenle lanetlenmiş gibidir bu edebiyatta. Diğer yandan da hiçbir karakter sevilesi değildir. Asla empati yapılacak bir şekilde kendilerini açığa vurmazlar. O'Connor'un Bilge Kan romanından sonra arkadaşımın tavsiyesi ile izlediğim bir ders videosunda akademisyen şöyle der ve bu hem gerçek hem de çok komiktir. "Karakterlerin hiçbiri ile yemeğe çıkmak istemezseniz değil mi?"
Flannery O'Connor
Ortam en az karakterler kadar tuhaftır. Sıcak, kupkuru bir çöl havası, mistik ama ürpertici ve kesinlikle tekinsiz bir coğrafya. Karakterler de tekinsiz. Dinin bir heyula gibi atmosferde gezdiği, tüm karakterlerin her an asla bilinmedik bir şey yapabileceği bir felaket senaryosu.
Böyle yazınca -bunun neresi okunası- diye aklımın bir köşesinden cılız bir ses yükseldi. Ama tam aksine sadece ve sadece iki eser okumuş olmama rağmen o tekinsiz duruma dair her şeyi okumak ve izlemek isteğiyle doldum. O yüzden kısa bir yazar ve eser listesini de buraya eklemek istiyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


