Anayasa Mahkemesi Pes Etti!

En önemlisi de adil yargılanma hakkı ihlâl edilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının içinde bırakıldığı çaresizlik halidir.
Anayasa Mahkemesi Pes Etti!

Anayasa Mahkemesi 10 Ekim 2023 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Keser Altıntaş[1] kararında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan bireysel başvuruları artık incelemeyeceğini ilan etti. Bir mahkemenin kendi görev alanına giren bir konuda yapılan başvuruları incelemeyeceğine karar vermesi oldukça tuhaf, hatta tuhaf olmanın ötesinde açıkça Anayasaya aykırı. Zira Anayasanın 36/2. Maddesine göre “Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” Anayasanın bu açık hükmüne rağmen AYM niçin ve nasıl böyle bir karar verebildi?

Davaların makul sürede bitirilememesi Türk yargısı açısından kronik ve yapısal bir sorun, dolayısıyla bu sorunun esastan çözümü için kapsamlı yapısal tedbirlerin alınması gerekiyor. Ne var ki Türkiye hükümetleri ve Türk yargısı bu yapısal sorunun çözümüne yönelik esaslı bir reform yapmayı denemiş bile değil. Durum böyle olunca, davası makul sürede sonuçlandırılmayan kişiler AYM’ye bireysel başvuru tanınmadan önce AİHM’e, 2012 yılında bireysel başvurunun başlamasından sonra da AYM’ye akın akın makul süre başvurusu yaptılar. AİHM ve AYM’nin iş yükünün çok önemli bir kısmını oluşturan bu başvurulardan kurtulmak için AİHM 2012 yılında Ümmühan Kaplan/Türkiye[2] pilot kararını, Anayasa Mahkemesi de 2022 yılında Nevriye Kuruç[3] pilot kararını verdiler. Her iki pilot kararda da yapısal sorun tespiti yapılarak makul süre başvurularını incelemek üzere iç hukukta bir mekanizma oluşturulması gerektiği ifade edildi. 

Ümmühan Kaplan kararından sonra 6384 sayılı Kanun ile Adalet Bakanlığı bünyesinde bir Tazminat Komisyonu oluşturuldu ve Mahkeme, önündeki başvurular hakkında kabul edilemezlik kararı vererek Komisyona başvurulmasını istedi. AİHM önünde yığılan makul süre başvuruları bu şekilde çözümlenirken bu sefer AYM önünde makul süre başvuruları yığılmaya başladı. AYM istatistiklerine göre bireysel başvurunun başladığı 2012 yılı Eylül ayından 2023 yılı Eylül ayı sonuna kadar toplam olarak 133.414 makul süre başvurusu yapılmış, bunlardan 86. 426’sı sonuçlandırılmış.[4] 

Makul süre başvurularıoğunluğu nedeniyle temel hakları koruma işlevini gerektiği gibi yerine getiremediğini ifade eden Anayasa Mahkemesi Nevriye Kuruç kararında, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olarak yapısal bir sorun bulunduğunu, bu yapısal sorunun giderilmesi için alınan her türlü tedbire rağmen makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle ortaya çıkacak zararların tazmin edilmesi için Anayasa'nın 40. maddesi gereğince bireysel başvurudan önce etkili bir başvuru yolunun kurulması gerektiğini tespit etmişti. Bu karardan sonra 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile 6384 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinde değişiklik yapılarak 9 Mart 2023 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan makul süre başvurularının Mahkeme’nin vereceği ‘’kabul edilemezlik’’ kararından sonra Tazminat Komisyonuna götürülmesinin yolu açıldı. Bu değişiklikten tatmin olmayan AYM, Keser Altıntaş kararında, bireysel başvurudan önce makul süre başvurularını inceleyecek daimî bir mekanizma kurulmadıkça makul süre başvurularını incelemeyeceğini belirterek 10 Mart 2013 tarihi sonrasında yapılan bireysel başvurular hakkında düşme kararı verdi. 

Ancak bu karar sorunu çözmediği gibi daha da derinleştirdi. Öncelikle Anayasa Mahkemesi’nin pilot kararın gereğinin yerine getirilmemesine ilişkin yakınmaları haklı olmakla birlikte, belirttiğimiz gibi, bu karar açıkça Anayasanın 36/2. maddesine aykırıdır. Hiçbir mahkeme kendi görevi kapsamındaki bir davaya bakmaktan kaçınamaz. TBMM bir kanun çıkararak bu şikâyetleri inceleyecek bir mekanizma kurmadıkça AYM kendi görevini yapmaktan kaçınamaz. Anayasanın bu açık yasaklama hükmü dururken kendi İçtüzüğünün 80. maddesini amacı dışında yorumlayarak sorumluluktan kurtulamaz. 

Ayrıca, AYM’nin AİHM’in Burmych ve diğerleri/Ukrayna[5] ([BD] kararına yaptığı atıf yanıltıcıdır. Zira söz konusu kararda Mahkeme pilot kararda tespit edilen Ukrayna’daki yargı kararlarının uygulanmamasına ilişkin yapısal sorunun çözülmemesi nedeniyle önündeki başvurular hakkında düşme kararı verirken söz konusu başvuruların uygulanmasını Bakanlar Komitesine havale etmiştir. Yani ihlal kararı vermiş olsaydı doğacak sonuç ne ise, başvurucular açısından aynı sonuç doğmuştur. Oysa AYM kararının uygulanmasını denetleyecek ve sağlayacak bir mekanizma yoktur. 

Diğer taraftan bu karardan sonra makul süre şikâyetleri bakımından iç hukukta başvurulabilecek bir mekanizma da kalmamıştır ve bu kişiler için AİHM’e başvurmaktan başka bir çare yoktur. Bunun zaten Türkiye aleyhine yapılan başvurular nedeniyle ağır bir iş yükü altında olan AİHM açısından doğuracağı yeni iş yükü sorunu ve Türkiye ile Avrupa Konseyi arasında doğuracağı yeni gerilim de dikkate alınmalıdır. 

En önemlisi de adil yargılanma hakkı ihlâl edilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının içinde bırakıldığı çaresizlik halidir. Adaletsiz düzenlemeler, hukuksuz uygulamalar, gereksiz soruşturma ve kovuşturmalar, yetersiz, liyakatsiz ve bir kısmı yolsuzluğa bulaşmış yargı ve kolluk mensuplarının neden olduğu uzayan davalarla hayatları kararan vatandaşlar çaresiz bırakılmıştır.


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

AKPM, Kavala’nın Serbest Bırakılması Kararını Kabul Etti

AKPM Kavala’nın Serbest Bırakılması Kararını Kabul Etti, Anayasa Mahkemesi Pes Etti!, Türkiye İnternet Özgürlükleri Raporu’nda Gerilemeye Devam Ediyor.

23 Eki 2023

AKPM, Kavala’nın Serbest Bırakılması Kararını Kabul Etti

YAZARLAR

Ali Rıza Çoban

Anayasa hukuku doçentidir. Doktorasını temel haklar alanında İngiltere'de Leeds üniversitesinde yapmıştır. İnsan hakları hukuku, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, anayasa yapımı, karşılaştırmalı anayasa yargısı alanlarında çalışmaktadır. Kendi uzmanlık alanlarında sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR