Anayasa Mahkemesi Temel Hak İhlâllerine Çözüm Üretemiyor

Anayasa Mahkemesi ihlâlin kanundan kaynaklandığını tespit ettiği hallerde kararın bir örneğini de TBMM’ye gönderme yönünde bir uygulama geliştirdi. Ancak ne TBMM İçtüzüğünde ne de 6216 sayılı Kanunda bu durumda nasıl hareket edileceği konusunda bir düzenleme bulunmuyor.
Anayasa Mahkemesi Temel Hak İhlâllerine Çözüm Üretemiyor

Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru yoluyla önüne gelen şikayetlerde temel hak ihlâlinin kanundan kaynaklandığını tespit ettiği durumlarda bir çözüm üretmekte zorlanıyor. Bu konuda 6216 sayılı Kanunda da açık bir hüküm bulunmuyor. Esasen Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında 6216 sayılı Kanunun TBMM’ye sunulan taslağının 49. Maddesinin altıncı fıkrasında açık bir hüküm bulunuyordu. İhlalin kanundan kaynaklandığının tespiti halinde ilgili Bölüm tarafından meselenin AYM Genel Kurulu önüne götürülmesi öngörülmüştü. Ancak bu hüküm komisyon çalışmaları sırasında AYM’ye kendi kendine dava açma yetkisi tanındığı gerekçesiyle madde metninden çıkarıldı.[1] Hüküm madde metninden çıkarıldı ancak bu sorunun nasıçözüleceğine ilişkin başka bir hüküm de eklenmedi

Anayasa Mahkemesi ihlâlin kanundan kaynaklandığını tespit ettiği hallerde kararın bir örneğini de TBMMye gönderme yönünde bir uygulama geliştirdi. Ancak ne TBMM İçtüzüğünde ne de 6216 sayılı Kanunda bu durumda nasıl hareket edileceği konusunda bir düzenleme bulunmuyor.

AYM tarafından bugüne kadar üç ayrı pilot kararda ve bazı diğer kararlarda ihlâlin Kanundan kaynaklandığı tespiti ile TBMM’ye bildirimde bulunuldu.

[2] Ancak bu bildirimlerden sonra yalnızca bir olayda kanun değişikliği yoluna gidildi [3]. Diğer başvurularda TBMM harekete geçmedi ve AYMnin yanlış pilot karar uygulaması nedeniyle ihlâller giderek ağırlaştı. Mesela Anayasa Mahkemesi Hamit Yakut pilot kararından Türk Ceza Kanunun 220. maddesinin altıncı fıkrasında [4] düzenlenen ‘’terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme’’ suçunun uygulamada öngörülebilir olmadığını, anayasal toplanma ve ifade özgürlüğünü kullanan kişilerin bu maddeye dayalı olarak cezalandırıldığını tespit ederek ilgili hükmün değiştirilmesi için TBMM’ye bildirimde bulunulmasına karar vermişti. Aynı kararda Mahkeme benzer başvuruların incelenmesini bir yıl süreyle askıya almıştı. Ancak Mahkeme söz konusu hüküm nedeniyle ceza alan ve infazı devam eden kişilerle ilgili hiçbir önleme hükmetmediğinden öngörülen sürede bu kişiler hürriyetlerinden yoksun kalmaya devam ettiler. Öngörülen sürede TBMM harekete geçerek herhangi bir düzenleme yapmadı. Aradan iki yıl geçtikten sonra Mahkeme askıya aldığı başvuruları birleştirerek Deniz Yavuncu ve diğerleri [5] kararından her bir başvurucunun haklarının ihlâl edildiğine karar verdi.

Ancak ihlâlin nasıl giderileceği konusunda AYM halâ kesin bir çözüm bulmuş değil.  Başvurucuların yeniden yargılanmasına hükmetmekle birlikte yasanın ilgili hükmü halâ yürürlükte olduğundan yerel mahkemelerin aynı hükmü farklı yorumlayarak beraat kararı vermeleri de pek olası görünmemektedir. Eğer böyle bir imkân olsaydı zaten pilot karar vermenin bir anlamı olmazdı. AYM yerel mahkemelere iki yol öneriyor. Birisi Anayasa’nın 90. Maddesi çerçevesinde uluslararası sözleşme ile çatışan kanunu değil doğrudan uluslararası sözleşmeyi uygulama. Ancak bu yolu uygulamak için AYM’nin pilot karar vermesine gerek yoktu, AİHM zaten çok daha önce Işıkırık/Türkiye kararında aynı hükmün öngörülemez olduğuna ve Sözleşme ile çatıştığına karar vermişti. AYM doğrudan ihlâl kararı vererek başvurucuların mağduriyetini bir an önce giderebilirdi. İkinci olarak da yeniden yargılama yapacak mahkemelerin Anayasanın 152. Maddesine dayanarak itiraz yoluyla hükmü Anayasa Mahkemesinin önüne getirmelerini öneriyor. Tam bir kulağını tersten gösterme yöntemi olan bu önerinin de başvurucuların haklarına erişmelerini geciktirdiği, en önemlisi de boş yere yıllarca hapis yatmaları sonucunu doğurduğu açıktır.

Bu sorunun çözümü Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruyu inceleyen Bölümünün kendisini davaya bakan mahkeme olarak görüp itiraz yoluyla anayasaya aykırı kanunu Genel Kurul önüne götürmesi ile mümkün olabilir. AYM’nin tarihsel yorumu esas alarak yasama organının tanımadığı bir yetkiyi kullanmamak amacıyla bu yola sıcak bakmadığı anlaşılıyor. Ancak yasama çalışmaları sırasında AYM yetkilileri bu yolun açık olduğunu dile getirmişti ve bu nedenle söz konusu hükmün tasarıdan çıkarılmasına itiraz etmemişlerdi. Bu yol tercih edilmezse mutlaka 6216 sayılı Kanunda ve TBMM İçtüzüğünde değişiklik yapılarak anayasal hak ihlâline neden olan yasa hükmünün değiştirilmesini zorlayacak bir düzenleme yapılması gerekir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

Anayasa Mahkemesi Temel Hak İhlâllerine Çözüm Üretemiyor, CHP’de Genel Başkanlık Tartışmaları, Şimşek ve Erkan’ın Yolu.

Anayasa Mahkemesi Kanundan Kaynaklanan Temel Hak İhlâllerine Neden Çözüm Üretemiyor?, CHP’de Genel Başkanlık Tartışmaları Nasıl İlerliyor?, Şimşek ve Erkan Nasıl bir Yol İzleyecek?

19 Haz 2023

Anayasa Mahkemesi Temel Hak İhlâllerine Çözüm Üretemiyor, CHP’de Genel Başkanlık Tartışmaları, Şimşek ve Erkan’ın Yolu.

YAZARLAR

Ali Rıza Çoban

Anayasa hukuku doçentidir. Doktorasını temel haklar alanında İngiltere'de Leeds üniversitesinde yapmıştır. İnsan hakları hukuku, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, anayasa yapımı, karşılaştırmalı anayasa yargısı alanlarında çalışmaktadır. Kendi uzmanlık alanlarında sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR