Attım hafızaya, beyin bedava: Düşünmeyi yapay zekaya devredince beynimize ne olacak?

Öğretmenler, ödevlerin yapay zekayla yapılıp yapılmadığını tespit etmek gibi nafile işlerle uğraşırken eğitimin işlevi konusunda yeniden düşünmek gerekiyor. Çünkü o "sokak röportajı bilgesi"nin söylediğinin aksine, beyin bedava değil; ona yatırım yaptıkça gelişiyor.
Attım hafızaya, beyin bedava: Düşünmeyi yapay zekaya devredince beynimize ne olacak?

3 Mart - Odea - Pareto
Odea ile birlikte

Yatırım Odaklı Podcast’in 3. sezonu geldi Yatırıma başlamak ya da birikimlerini daha bilinçli yönetmek isteyenlere rehberlik eden, Ekonomi gazetecisi Güzem Yılmaz Ertem moderatörlüğünde hazırlanan podcast serisi Odea ile Yatırım Odaklı Podcast 3. sezonuyla geri dönüyor. İlk iki sezonda olduğu gibi, yeni sezonda yine ekonomi dünyasından çok değerli konuklarla yatırıma dair ipuçları sunuyor. Neler var? Sezonun ilk bölümlerinde, Ekonomist Emrah Lafçı ile "Yatırım fonları neden bu kadar popüler?” ve Ekonomist Emrah Ahi ile “Risksiz yatırım efsane mi, gerçek mi?” konuları ele alındı. Bu hafta Perşembe günü yayınlanacak bölümde ise Rota Portföy Başekonomisti Özlem Bayraktar Gökşen ile “Yatırımda trendler gerçekten var mı?” sorusu masaya yatırılacak. Yeni bölümler her Perşembe, Karnaval ve tüm podcast platformlarında yayında olacak. Radyodan dinlemek isteyenler için Odea Radyo’da her Perşembe 14.00’te yeni bölüm ve hafta boyunca aynı saatte eski bölümlerin tekrarları olacak. Yatırım Odaklı Podcast’i buradan dinlemeye başlayabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Elle yazı yazmayı neredeyse unuttuğumu ilk fark edişim, on yıl önce ilk kitabımın çıkış günlerine rastlar. Kitabın tanıtım turlarında pek çok kişiye kitap imzalamam gerekince dehşetle fark ettim: Evet, parmaklarım çok çabuk yoruluyordu; el yazım da iyice çirkinleşmişti ama asıl sorun bu değildi. Asıl sorun, önümde klavye ve bir ekran yokken yazacak ilginç bir şeyler düşünemiyor oluşumdu. İnsanlar aniden kitabı önüme koyduğumda, kendime yakıştıramadığım biçimde basmakalıp şeyler yazıp imzalıyordum. 

Mesleğim aslen yazarlıktı ama ben elle yazmayı neredeyse unutmuştum. Elle yazarken düşünme yeteneğim de körelmişti. Sonraları kendime şık, görece pahalı dolmakalemler ve güzel defterler alarak elle yazma yeteneğimi yeniden diriltmeye şartlandım. En azından toplantılarda not almayı umuyordum. Çöp adam çizip, o meşhur yazım biçimiyle "Metallica" yazmaktan ileri gidemedim. O pahalı kalem ve defterlerle hâlim, Ferrari’ye tüp taktırmaktan halliceydi.

Kitap imzalama pratiğimin üzerinden on yıl geçti. Geçen haftalarda bir üniversitede katıldığım çalıştayın sonunda, önüme bir deste post-it koyup, panoya yapıştırmak için özet fikirlerimi istediler. Bu kez durumun daha vahim olduğunu fark ettim. Az önce konuşarak gayet net ifade edebildiğim düşüncelerimi kağıda aktaramıyordum. Parmaklarım bir klavyenin üzerinde değilken beynim, az önce söylediklerimi bile hatırlamaya direniyordu. Post-it’lere Metallica yazıp vermek, münasebetsizlik olacaktı. O yüzden sonradan kendimin bile okuyamayacağı bir şeyler yazıp utanç içinde uzattım.

Kullanılmayan yeteneğin körelmesinden doğal bir şey yok. Bu saatten sonra oturup da elle yazı yazacak ve sonra onu fakslayacak değilim. Ancak kalem elimdeyken düşünememek başka bir şeyi ifade ediyor. Pek çok meslek ve yeteneğe uyarlanabilecek bir gerçek bu. Sadece tabelaları takip ederek yolunu bulan, yola çıkmadan önce bir kez haritaya bakıp gideceği yolu ezberleyen babalarımız gibi eski şoförlerin yanında, navigasyon uygulaması kullanmadan evin yolunu bulamayacak (eşim yazıyı okuyup üzerine alınmaz umarım), yön duygusu bile gelişmeyen yeni nesil şoförler aynı trafikte. İleride otonom (sürücüsüz) araçlar yaygınlaştığında acaba insanlar araba kullanmayı da unutacak mı? 

Yapay zeka eleştirel düşünme becerilerimizi köreltiyor mu? 

Üretken yapay zekanın hızla ilerlediği günümüzde, pek çok bilim insanı ve yazar aynı sorunun cevabı peşinde: Düşünme işlerini yapay zekaya devredersek beynimize ne olacak? 

İsviçre İşletme Okulu’ndan Profesör Michael Gerlich’in 3 Ocak 2025’te sonuç Societies dergisinde yayımlanan son araştırması, bu soruyu eleştirel düşünme yeteneklerimiz açısından test etmiş. 666 denek üzerinde yapılan bu araştırmaya göre, yapay zeka araçlarını kullanma oranı ne kadar yüksekse eleştirel düşünme becerileri o kadar düşük çıkmış (Üstelik oldukça güçlü bir negatif korelasyonla). Microsoft’un Carnegie Mellon Üniversitesi araştırmacılarıyla ortak yaptığı başka bir araştırma da benzer sonuçlar vermiş. 

Yapay zekayı doğru kullanmanın önemi

Bahsettiğim ilk araştırmayı yapan Gerlich, sonradan Big Think’e verdiği röportajda yine de sakin kalmayı öneriyor. Birincisi daha uzun süreli, daha fazla araştırmaya ihtiyaç olabilir. İkincisi, yapay zeka araçlarının doğru kullanımının öğrenilmesiyle bu aşılabilir. Gerlich’in önerisi şöyle: 

“Popüler büyük dil modelleri gibi yapay zeka araçları, yalnızca kişinin kendi çalışmasının veya düşüncesinin yerini alan bir araç olarak değil, eleştirel tartışmalar için de kullanılabilir.” 

Bazen yapay zeka aracının çıktılarını eleştirip yeni istemler yazmak bile bunu sağlayabilir. Burada asıl işin eğitimin evrilmesi olduğu anlaşılıyor. Çünkü bilgiye ulaşımın bu kadar kolaylaştığı bir çağda, okullarda asıl öğretilmesi gereken şey, eleştirel düşünce. Felsefe dersleri artık çok daha önemli. Daha da öncesinde yapay zeka okuryazarlığı var ki yapay zekayı kullanma biçimlerimizin insanlığın geleceğini belirleyecek en önemli değişken şu anda. 

Bundan sonra nasıl evrimleşeceğiz? 

Peki aynı soruyu, daha uzun vadeli olarak, yani evrimsel açısından sormayı deneyebilir miyiz? Sydney’de kurulmuş UNSW’de görevli evrimsel biyolog Robert C. Brooks bunu denemiş. Her şeyden önce “Geleceği tahmin etmek aptalların işidir” diyen Douglas Adams’a atıfla “Evrimi tahmin etmek aptalların işidir” diyor ve “Çok tehlikelidir” diye de ekliyor. 

Yine de olasılıklar üzerine yayımladığı bir bilimsel makalede daha küçük beyinlere doğru eğilimin hızlanması, dikkat sürelerinin kısalması, ruh hali bozukluğu duyarlılıkları gibi bulgu ve olasılıklara dikkat çekiyor. (Zaten insan beyninin koşullara bağlı olarak son 3 bin yıldır sürekli küçüldüğü biliniyor.

Daha önemlisi Brooks, insanların yapay zeka uygulamalarıyla kişisel yakınlık kurmasıyla çiftleşme rekabetinde değişimlerin olacağını gözlemliyor. Bunun da çiftleşme başarısı ve sosyal davranışların evrimini değiştireceğini öngörüyor. “Tinder var, Bumble var, çiftleşme başarısını kafana takma hocam” deyip geçebiliriz elbette ama uzun vadeli bilimsel düşünce o kadar basit işlemiyor hâliyle.  

Socrates’in yanılgısı ve Google Etkisi

Aslında yeni teknolojilerin evrimsel süreci değiştirmesinin hem örnekleri hem de yanılgıları var. Örneğin Socrates, yazının keşfini insan hafızasını yok edecek bir musibet olarak görüyordu. Öyle olmadı. Onun bu düşüncelerini, öğrencisi Platon’un yazdıkları sayesinde öğrenmemiz de tarihin Socrates’e yaptığı küçük bir şakaydı. 

Aksine okuma, doğuştan gelen bir edinim olmadığı için insan beynini geliştirdi, evrimini değiştirdi. Örneğin sol kulağın 2,5 cm. yukarısında fiziksel olarak oluşan görsel kelime formu alanı bunun kanıtıydı. Fakat Socrates’in korktuğu hafıza kaybını Google kısmen başardı. 

"Dijital amnezi" olarak da bilinen "Google Etkisi", çevrimiçi olarak kolayca ulaşabileceğimizi bildiğimiz şeyleri, hafızamıza kaydetmediğimizi gösteriyor. Google öncesi devirleri de yaşamış olanların, bir şeyleri hatırlayamayıp dertlendiklerinde paradoksal olarak hatırlaması gereken bir etki bu. 

Beyin esnekliği ve algoritmalaşma

Zaten tüm bilinenlerin ışığında, beynimizin yapay zekadan etkilenmemesini beklemek hayalcilik olur. Nöroplastisite olarak da bilinen beyin esnekliği kavramını hatırlayalım. 

  • Nöroplastisite, beynin öğrenme, deneyimler ve yaralanmalara yanıt olarak sinir yapılarını yeniden organize etme ve uyarlama kapasitesine deniyor. Beynimiz öyle ya da böyle bu şartlara göre de organize olacak.

15 yıl kadar önce viralleşen bir sokak röportajında, sınavdan yeni çıkan muzip bir adam, “Attım hafızaya, beyin bedava” demişti. O günlerde güldük, eğlendik, hatta bu söylemi “meme”leştirdik. O zamanlar sosyal medya virajına yeni girmiş, üretken yapay zeka kavşağına henüz ulaşmamıştık. Şimdi görüyoruz ki, hafızamız çok kısa süreli. İnsanların bir zamanlar bütün yakınlarının telefonlarını ezbere bilmesi, fantastik bir hikaye gibi. 

Peki bu gerilemeyle nasıl mücadele edebiliriz? 

Bununla mücadele etmek için önerilenler oldukça basmakalıp tavsiyeler gibi görünse de önemli. Birinci sırada dijital detoks var. Ekran içermeyen saatler, yüz yüze sohbetler vs. İkinci olarak ekran süresini takip ederek kademeli olarak azaltmak, dijital dikkat dağıtıcıların olmadığı bir ortamda görevleri tamamlamak var. 

Üçüncü olarak fiziksel aktiviteyi artırmak öneriliyor. Örneğin birçok yeni düşüncenin yürürken aklınıza geldiğini fark etmişsinizdir. Bu bir tesadüf değil, çünkü o sırada dijital dikkat dağıtıcılardan uzaklaştığımız için zihinsel gezinme dediğimiz süreç başlıyor. Dördüncü sırada beyni kullanmaya şartlanmak. Satranç, sudoku, bulmaca, beyin egzersizi uygulamaları iyi gelebilir. Nasıl vücudumuzu fit hâle getirmek için emek veriyorsak aynı şeyi beyin için de yapmak gerekiyor özetle. 

Beşinci sırada yapay zekanın bir koltuk değneği olarak değil, araç olarak kullanılması gerekliliği var. Yapay zekayla işbirliği yapmakla her şeyi yapay zekaya devretmek aynı şey değil çünkü. Tabii bir de beyin sağlığını gözeterek beslenme... 2022 yılında 174 farklı çalışmaya dayanarak yapılan bir incelemede, Omega-3 yağ asitlerinin alımının öğrenmeyi, hafızayı, bilişsel refahı ve beyindeki kan akışını artırdığı gözlenmiş örneğin.  

Peki bireysel mücadele ne kadar işe yarar? 

Beyni korumak için verilen bireysel mücadeleyi anlamlı bulmakla beraber, bunun aslen toplumsal bir sorun olduğunu düşünüyorum. Bunun bir sorun olduğu konusunda, uzun vadede tıpkı Socrates’in yazıda yaşadığı gibi bir yanılgı da yaşayabiliriz. Ancak kısa vadede bilgiye ulaşmanın kolaylığını, dijital medya okuryazarlığını bile tam olarak içselleştirememiş bir eğitim sisteminde bununla mücadele edemeyeceğimiz açık. 

Öğretmenler, ödevlerin yapay zekayla yapılıp yapılmadığını tespit etmek gibi nafile işlerle uğraşırken eğitimin işlevi konusunda yeniden düşünmek gerekiyor. Çünkü o "sokak röportajı bilgesi"nin söylediğinin aksine, beyin bedava değil; ona yatırım yaptıkça gelişiyor.  

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📮 Alkol kilidi, Flash TV operasyonu

Yasa dışı bahis operasyonunda Pozitif Bank'ın sahibi Erkan Kork gözaltına alınarak Flash TV'ye el konuldu. Araçlarda zorunlu hâle gelmesi beklenen alkol kilidinin teknik şartnamesi Resmî Gazete'de yayımlandı.

15 Mar 2025

Odea ile birlikte
X üzerinden

YAZARLAR

Ümit Alan

Yazar ve iletişim uzmanı. Basın ve Yayıncılık ana bilim dalında yüksek lisans yaptı. 2000 yılından itibaren yazılarıyla basında yer almaya başladı. 2009 yılında düzenli medya eleştirisi yazıları yazmaya başladı. Yazılarının konsepti 2016’dan itibaren yeni medya ve dijital medya okur yazarlığına genişledi. Televizyonda "Heberler" (2010-2013) isimli hiciv programının senaryo yazarları arasında yer aldı. "Saray’dan Saray’a Türkiye’de Gazetecilik Masalı" (Can Yayınları, 2015) isimli bir eleştirel basın tarihi incelemesi kitabı var. Socrates Podcasts çatısı altında Can Öz ile birlikte "Yeni Medya 451"i hazırlıyor. Aposto ekibiyle birlikte ise "Ümit Alan ile Medya Tarihi" podcast serisini hazırladı. Aynı zamanda 2003 yılından bu yana iletişim sektöründe danışmanlık ve reklam yazarlığı yapıyor. Profesyonel konuşmacı olarak etkinliklere katılıyor.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR