Avrupa'nın Tek Kullanımlık Plastik Yasağı'nın Detayları

Temmuz ayına sürdürülebilirlik ile ilgili güzel bir haber ile başlıyoruz. Avrupa Birliği’nin 2 yıl önce aldığı karar ile, birlik içerisindeki tek kullanımlık plastik yasağı hayata geçti.
Peki bu yasak neleri içeriyor gelin beraber inceleyelim.
Alınan karar ile 3 Temmuz’dan başlayarak, plastikten yapılan ve tek seferde kullanıp atılan tabak, çatal, bıçak, bardak, kulak çubuğu ve pipet gibi ürünler bugünden itibaren AB pazarına giremeyecek ve bu plastik ürünlerin stokları bitildikten sonra da üretilmeyecek.
Buna ek olarak polistirenden (beyaz plastik köpük) yapılmış yiyecek ve içecek kutuları da bu kapsamda bulunacak. Menstural pedleri ve plastik içerikli sigara filtreleri gibi geniş anlamda alternatifi bulunmayan ürünler ise ilk aşamada yasaktan muaf tutulacak.
Bununla beraber bence mevzuatın en garip noktası, yasaklara plastik şişelerin dahil edilmemiş olması.
Plastik şişeler AB genelinde %65 oranında bir geri dönüşüme sahip ve bu rakamın birlik içerisinde %90’lara çıkarılması hedefleniyor.
Sadece 30-35 yıldır ağırlıklı plastiğe geçmiş olan içeceklerin neden geriye dönemediğini sorgulamak gerekmekte. Zira denizlerdeki en büyük ikinci plastik kirliliğini torbalardan sonra plastik şişeler oluşturuyor.
Bunun yerine AB büyük bir ihtimal ile değiştirilmesi zor doğal polimer maddeler yerine, doğada kaybolabilen ve geri dönüşümü oldukça daha kolay olan selüloz ve vizkoz temelli ürünleri destekliyor.

Selüloz bazlı ambalaj paketleri
Direkt olarak belirtilen bir başka ürün de sigara izmaritleri olmuş. Mevzuat kapsamında genellikle filtre kısmında olmak üzere, izmaritlerinde plastik bulunan sigaralar, yasaklanmıyor ama bu ürünleri üreten firmalar daha fazla çöp vergisi ödeyecek. Oldukça tepki çeken bu mevzuat 2027 yılına kadar yürürlükte kalacak gibi.
Mevzuat aynı zamanda koronavirüs sürecini de göz önüne alarak plastik bazlı maske ve eldiven gibi kişisel korunma ekipmanlarını da yasaklardan ayrı tutuyor. Bu her ne kadar anlaşılır olsa da, bu plastik ürünler geri dönüşmüyor ve doğaya karışan plastik atıklar listesine dahil oluyor.
Bu ana mevzuatlar haricinde bazı ülkeler ek olarak kendi ülkelerine uygun bir şekilde eklemeler de yapıyor. Örnek olarak, Belçika ve İtalya, plastik ürünler kullanan firmalara karşı ek vergiler getirmiş durumda.
Ama ekleme yapan ülkeler listesi şimdilik orada bitiyor diyebiliriz. 27 ülkeden 8’i mevzuata ekleme yapsa da, çoğu ülke mevzuatın en basit şeklini kabul ediyor, hatta bazı gereklilikleri hala yerine getirmiş değil.

Plastik üreticileri ise mevzuatın bu açık yapısının kapatılmasından yana. Üreticiler, bir ülke ürünlerinde %30 geri dönüştürülmüş plastik isterken diğerlerinin daha fazla istemesinin, marketi böleceğinden endişeli.
Maalesef plastik ile içecek ve sigara endüstrisinin elinin hala güçlü olduğunu görmek mümkün. Tek kullanımlık plastikleri bitirmeye yönelik, çok da kısıtlayıcı olmayan, bu mevzuatta özel kurallar belirleyebiliyorlar gibi.
Her ne kadar plastik endüstrisi geri dönüşümü hala çözüm olarak ortaya atsa da, rakamlar bize gerçekleri gösteriyor. Şu ana kadar üretilen plastik atığın sadece %9’u geri dönüştürülmüş durumda, %91'i ise hala doğayı kirletmeye devam ediyor.
Buna ek olarak çoğu plastik geri dönüştürülmeyecek şekilde tasarlanmış durumda. Tek kullanımlık plastik çatal ve kaşıkların geldiği ambalaj bunun bir örneği diyebiliriz.
Bu plastik çöpler ise daha sonra doğada kaybolmuyor ve mikro sonra da nano parçacıklara bölünerek sonsuza kadar doğada kalıyor.
Bu parçacıklar ise deniz ürünlerinden, havadan ve sudan bizim vücudumuza hatta anne karnındaki fetüse kadar ulaşıyor ve uzmanlar bu parçacıkların yaratabileceği sağlık sorunlarını tam anlamı ile de çözmüş değil.

Bir çalışma yılda 120 milyon şişenin nanoplastik olarak "yağdığını" gösteriyor
Sadece sağlık sorunları değil, bu ürünlerde dışarıya bağımlı olan ve dövize karşı para birimi güçsüz, Türkiye gibi ülkelerde bu ambalajlar gıda fiyatlarını bile artırabiliyor.
Geçtiğimi günlerde CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gıda dışı malzemelerdeki fiyat artışının gıda fiyatlarına etkisinin belirlenmesi ve bu nedenle ortaya çıkan maliyet artışının en aza indirilmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasını istedi.
Gıda fiyatlarındaki artışın en önemli nedenleri arasında ürüne konulan ambalaj, etiket; teneke, cam ve kavanoz kutuların bir kısmının ithal ediliyor olmasından kaynaklandığını anlatan Gürer, pandemi sürecinde gıda ürünlerindeki gıda dışı malzemelerin fiyatlarının yüzde 100'e varan oranlarda artığını vurguladı.
Satın alınan ambalajlı gıdalarda sadece içindeki ürüne değil ambalajına, etiketine, içine konulan katkı maddelerine de bir ödeme yapıldığına işaret eden Gürer, bazen ödenen paranın yarısından fazlasının gıda dışı yardımcı malzemelere gittiğini belirtti.
Bu yüzden artık plastik dışı alternatifleri desteklemenin zamanı geldi de geçiyor bile. Tek kullanımlık plastiklerin sistemden çıkarılarak endüstrinin doğa dostu ve yerli ambalaj üretimine destek verilmeli.

Taştan üretilmiş"kağıt" çanta
Mantar köklerinden zeytin çekirdeklerine, palmiye yapraklarından bira atığına ve hatta bildiğimiz taşa kadar endüstride küçüklü büyüklü birçok alternatif türedi bile.
Güçlü ve lobileşmiş bir endüstrinin iklim krizi çağındaki dönüşümünü tamamlaması için bireylerin ve hükümetlerin değişim talep etmesi gerekecek.
Eğer konu inada binerse, oluşacak doğal ve ekonomik krizlerden ambalaj yapabilecek ürünleri bulmak bile zorlaşacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Avrupa Birliği Tek Kullanımlık Plastiği Yasakladı, Peki Ya Şişeler?
07 Tem 2021

YAZARLAR

Çevreci Geek
İklim haberleri üzerine yorumlar.
İLGİLİ OKUMALAR


