AYM’nin ‘’Yargılamanın Doğrudanlığı’’na İlişkin Kararı

Mahkemenin bu kararı hem yargıçların coğrafi teminata kavuşturulması hem de ceza yargılamalarının kanunda öngörüldüğü gibi tek celsede bitirilecek şekilde gerçekleştirilmesini sağlayacak yapısal reformların yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bunun için ise hem yargı sisteminin hem de savcılık teşkilatının köklü bir şekilde yeniden yapılandırılması gerekmektedir.
AYM’nin ‘’Yargılamanın Doğrudanlığı’’na İlişkin Kararı

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Türkiye’de yargıçların sürekli yerlerinin ve yetkilerinin değiştirilmesi nedeniyle ortaya çıkan adil yargılanma sorununa ilişkin önemli bir karar verdi.[1] Bilindiği gibi adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri de yargılamanın yüz yüzeliği ya da doğrudan doğruyalığı ilkesidir. Özellikle ceza yargılamalarında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için yargılamaya konu edilen delillerin karar verecek mahkemece bizzat incelenmesi gerekir. Bu çerçevede doğrudan doğruyalık ilkesi hâkimin olayı aydınlattığı ileri sürülen delillerle doğrudan temasa geçmesi, araya herhangi bir aracı katmaksızın deliller hakkında bilgi sahibi olması anlamına gelir. Tanık, sanık, mağdur, müşteki gibi yargılamaya katılanların beyanları maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında hayati bir rol oynar. Bu kişilerin olayı anlatımı sırasındaki tavırları ve inanılırlığı konusunda mahkeme tarafından yapılan gözlemler maddi gerçeğin anlaşılabilmesi açısından önemlidir. 

Bunun için davayı karara bağlayacak yargıçların yargılamanın tüm aşamalarına katılması, delillerle bizzat yüz yüze gelmesi, tanıkları, sanığı, mağduru bizzat dinlemesi, hakikatin ortaya çıkarılması ve adil bir karar verilmesi için hayati önemdedir. Ancak ülkemizde hem ceza yargılamasının işleyiş biçimi hem de yargı düzeni nedeniyle çoğunlukla delillerle bizzat yüz yüze gelmeyen yargıçlarca karar verilmektedir. Öncelikle ceza soruşturmalarında dava açılmadan önce tüm deliller eksiksiz bir şekilde toplanmamakta, bu nedenle yargılama sırasında delil toplanmaya devam edilmektedir. Diğer taraftan normalde tek duruşmada bütün delillerin değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken duruşma hazırlığı iyi yapılmadığından, duruşma tek celsede bitirilmemekte, birkaç ay ara ile çok sayıda celsede yargılama yapılmaktadır. Oysa Ceza Muhakemesi Kanunu ilke olarak davanın bir duruşmada ve bir günde görülmesini kabul etmiştir. Yargılama uzadığında bu celselerin her birine katılan hâkim ve savcılar ise sürekli değişmektedir. Bunun temel nedeni de ülkemizde yargıçların coğrafi teminata sahip olmaması, sık sık başka yargı çevrelerine tayin edilmeleridir. Ayrıca hâkim ve savcıların yetkilerinde yapılan değişiklikler nedeniyle de çalıştıkları mahkemeler sürekli değişmektedir.  

Bu hususlar birleştiğinde birkaç yıl süren ve sekiz-on celsede gerçekleştirilen bir ceza davasında çoğunlukla delillerle yüz yüze gelen, tanıkları dinleyen mahkeme heyeti ile karar veren mahkeme heyetleri farklı yargıçlardan oluşmaktadır. Karar veren yargıçlar tanıkları bizzat dinlemeden, onların tavırlarını gözlemlemeden, yalnızca önceki duruşma tutanaklarına bakarak karar vermektedir. Burada tutanaklara ilişkin başka bir soruna da dikkat çekilmelidir. Zira yargılama sırasında beyanlar tanıkların ağzından çıktığı gibi tutanağa geçirilmemekte, mahkeme başkanınca çoğunlukla özetlenerek tutanağa yazdırılmaktadır. Bu ise özellikle belirleyici delilin tanık beyanları olduğu davalarda verilen kararın adilliğini sorgulanır hale getirmektedir.

Anayasa Mahkemesinin kararına konu olan olayda tefecilik suçundan yapılan yargılama on celsede gerçekleşmiştir. Bu on celse boyunca yargılama heyetinde bazı değişiklikler olmuştur. İlk sekiz celsede duruşmayı yöneten mahkeme başkanı değişmiş ve son iki celsede yeni bir başkan duruşmayı yönetmiştir. Karar da yeni başkanın bulunduğu heyet tarafından verilmiştir. Ayrıca on celse boyunca duruşmalara yedi farklı üye hâkim katılmıştır. Kararı veren heyette yer alan üyelerden biri dokuz celseye, diğer üye ise son üç celseye katılmıştır. Beyanları karara esas alınan tanıklar ise kararı veren heyette yer alan başkanın ve bir üyenin bulunmadığı celselerde dinlenmiştir.

Beyanları mahkûmiyet hükmüne büyük oranda esas teşkil eden tanıkların dinlendiği celselere katılmayan mahkeme heyetince "katılan tanıklarının yansız bir şekilde beyanda bulunduklarına ilişkin olarak tam bir vicdani kanaat oluşmuş ve savunma tanıklarının hayatın olağan akışına aykırı ve gerçeğin üzerini örtmeye yönelik beyanlarına itibar edilmeyeceği" gerekçesine dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir. Görüldüğü gibi mahkeme heyeti sanığın tanıklarının beyanına itibar etmezken, katılanın tanıklarının beyanını inandırıcı bulmuş ve kararını buna dayandırmıştır. Ancak karar veren hakimler bu tanıkları bizzat dinlememiştir.

Anayasa Mahkemesi bu şekilde verilen kararın hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. Mahkemenin bu kararı hem yargıçların coğrafi teminata kavuşturulması hem de ceza yargılamalarının kanunda öngörüldüğü gibi tek celsede bitirilecek şekilde gerçekleştirilmesini sağlayacak yapısal reformların yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bunun için ise hem yargı sisteminin hem de savcılık teşkilatının köklü bir şekilde yeniden yapılandırılması gerekmektedir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

Belediyelerin Kreşlerine Müdahale

AYM’nin ‘’Yargılamanın Doğrudanlığı’’na İlişkin Kararı, Ortodoks Politikalarda İkinci Aşama, Belediyelerin Kreşlerine Müdahale.

03 Ara 2024

Belediyelerin Kreşlerine Müdahale

YAZARLAR

Ali Rıza Çoban

Anayasa hukuku doçentidir. Doktorasını temel haklar alanında İngiltere'de Leeds üniversitesinde yapmıştır. İnsan hakları hukuku, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, anayasa yapımı, karşılaştırmalı anayasa yargısı alanlarında çalışmaktadır. Kendi uzmanlık alanlarında sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR