
“Ayna, ayna söyle bana… Benden daha güzeli var mı bu dünyada?”
Sanırız bu cümleyi ve ait olduğu karakteri bilmeyenimiz azdır. Üvey kızı Pamuk Prenses kendisinden daha güzel diye onun canını almak için türlü yollara başvuran kötü kraliçe hepimizin çocukluğunda yer etmiştir; ya da üvey kardeşlerinden daha güzel olduğu için, sırf baloya gidemesin diye elbisesi paramparça edilen Külkedisi. Düşündüğümüzde çocukluğumuza ait masalların birçoğu aynı mesajı içermektedir: Kıskançlık kötüdür!
Şimdi, aslında çok doğal bir duygu olan kıskançlık özünde kötü mü, yoksa durumlar ve şartlar mı onu kötülüğe eviriyor, ona bakalım.
Kıskançlık nedir?
Bu sayımızda ele aldığımız “kıskançlık” İngilizcede “jealousy” olarak bilinen, sahip olduğumuz değerli bir şeyin bizden alınmasına karşı geliştirilen koruyucu duygu değil. Biz, İngilizcede “envy”, dilimizde ise kıskançlığın yanı sıra, gıpta, haset, imrenme, öykünme gibi kelimelerle de anlatılan, sahip olunması arzu edilen, ancak başkalarının sahip olduğu bir şeye karşı hissedilen yoğun ve harekete geçirici duygudan bahsedeceğiz.
Biz ne zaman hissederiz bu duyguyu? Araştırmalar kıskançlığın sosyal karşılaştırma sonucu bireyin kendisini daha aşağı bir pozisyonda hissetmesiyle tetiklendiğini göstermekte. Hayatımızın her alanında sıklıkla sosyal karşılaştırmaya maruz kaldığımızı düşündüğümüzde kıskançlığın bizimle ne kadar iç içe olduğunu daha iyi anlayabiliriz. Bazen başkaları bizi birileriyle karşılaştırır, bazen de kendi iç hesaplaşmalarımızda kendi kendimize yaparız bunu.
Peki, sosyal karşılaştırmalar bizi neden kıskançlığa sürüklüyor? Gerçek şu ki, bizi bu duyguya yönlendiren sosyal karşılaştırmadan ziyade sosyal karşılaştırmanın bir sonucu olarak hissettiğimiz “aşağılık” - ya da modern tabirle eziklik - hissi.
Temelinde ego dediğimiz benliğimiz kendisini korumaya ve güçlü tutmaya programlanmış bir mekanizma. Zaman zaman aldığı darbelerle sarsıldığında kendisini tamir etmek için çeşitli yollara başvuruyor. Sosyal karşılaştırma sonucu karşı taraftan daha kötü durumda olma hali de bu darbelerden birisi. Bu darbeyi alan ego durumu düzeltmek için ya karşılaştırıldığı kişiyi kötüleyerek aşağıya çekmeye çalışıyor ya da karşılaştırma konusunu değersizleştirmeye çalışarak kendini korumaya alıyor. Örnek verelim: iş yerinde beklenen bir terfi başkası tarafından alınınca “acaba torpili kim ya bunun?” sorusunu sormanın temelinde kıskançlık yatıyor olabilir. Zihnimiz “bu terfii kendi yetenekleriyle hak etmiş olamaz, kesin bir şeyler var bu işte!” düşüncesiyle kendini rahatlatma dürtüsüne sarılıyor.
İşte tam da bu noktada şu kritik sorunun cevabına ulaşacağımız yere geliyoruz: Kıskançlık kötü mü?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Jurnal
İki hocanın kaleminden ve sesinden, başka hocaların da katılımıyla sosyal bilimlerde sıcak konular.
İLGİLİ OKUMALAR



