Balinaların valsi

Balinaların valsi

Kosta Rika’nın sıkıcı başkenti San Jose’deki hostelimin bahçesinde oturup rafta bulduğum rehber kitabı karıştırırken bir ibareye denk geliyorum: “Kosta Rika’nın en vahşi millî parkı: Corcovado”.

Ne kadar vahşi olabilir sorumun cevabına kısa bir araştırmayla ulaşınca ertesi sabaha ilk otobüsle yola çıkmaya karar veriyorum. Ancak bu namlı millî parka gidiş o kadar da kolay değil. Önce Panama sınırına yakın bir kasabaya varıyorum. Sonra üstünde plastik bir tente olan uyduruk tekneyle millî parkın içindeki köye varmak için yola devam ediyorum. Normandiya çıkarması tadında bir sahnede sırtımda kocaman çantayla tekneden kumsala çıkmak için dizime kadar suya dalıyorum çünkü köyde iskele yok. Yağmur ormanı içindeki köyde dolaşıp kalacak bir yer buluyorum. 


Kerimcan Akduman


Odam (!) sacdan bir çatının örttüğü cibinlikle kaplı bir yataktan oluşuyor. Çantamı odama bıraktıktan sonra karnımı doyurmak ve ertesi gün parkın derinliklerini keşfetmek için rehberli bir tur arıyorum. Parkı rehbersiz ziyaret etmek yasak. Kosta Rika çevre koruma kanunları konusunda çok sıkı. Ülke epey ilginç bir örnek. Kosta Rika topraklarının %28'i millî park veya koruma alanı. Öte yandan 20. yüzyılın ortasında siyasal gelişmeler sonucu ordusunu feshetmiş. Buradan sağladığı bütçe fazlasını eğitime ve doğayı korumaya harcamış. Bu sayede Orta Amerika’daki komşularının arasından sıyrılmış.

Yeşillikler içindeki köyde yürüyüşüme başlıyorum. Sanki her şey 1970’lerden kalmış gibi. İnsanların ellerindeki telefonları ve televizyonları ortalıktan kaldırsak zamanda yolculuğun gerçekliğine ikna olabilirim. Karnımı Pasifik kıyısında bulunan bu köyde balıkla ve pilavla doyurup istediğim gibi bir turla anlaşıyorum. Bu esnada sağanak yağmur başlıyor. Koştura koştura odama gidiyorum. Yağmur ve ormandan gelen onlarca değişik ses eşliğinde uykuya dalıyorum.  

Sabah gün doğumunda çevremi saran yağmur ormanından gelen seslerle uyanıyorum. Doğanın korosu doğal alarm görevi görüyor. Bir yandan kuşlar, bir yandan böcekler, köyün içinden gelen tavuk ve horoz sesleri keyifli bir kakofoni oluşturuyorlar. Yatağımda bu sabah konserini dinleyerek miskinlik yapıyorum. Yola çıkmak için çok vaktim var. Tropik bölgelerin klasik kahvaltı menüsü olan bol meyveyle güne başlayıp bota bineceğimiz noktada ekiple buluşmak için kumsala yürüyorum. Bir gün önce çıkarma yapan asker gibi indiğim kumsala hiç dikkat etmediğimi fark ediyorum. Denize uzanan palmiyeler, volkanik siyah kumlar ve çevremizi saran yamaçları kaplayan koyu yeşil renkte dev ağaçlar var. Sanki her an ağaçların arasından dinazorlar çıkacak gibi hissediyorum. Jurassic Park seti gibi bir ortamdayım. Bir süre sonra ekip toplanıyor ve açıkta bekleyen bot kıyıya doğru geliyor. Sığlıkta iyice sertleşen dalgalar nedeniyle tüm botlar açıkta tutuluyor. Dizlere kadar suya girip bota atlıyoruz. Hedefimiz parkın iç kısımlarına doğru yürüyüş yapacağımız bölgeye gitmek. 


Kosta Rika


Büyük okyanusun haşin dalgaları üstünde bir aşağı bir yukarı zıplaya zıplaya hızla yol alıyoruz. Bu esnada tekneden bir kişi kaptana yunus gördüğünü söylüyor. Yavaşlayıp kontrol ediyoruz. Evet çevremizde dolaşan yunuslar var. Kaptan biraz izlememiz için motorları durduruyor. Açık okyanusta ceviz kabuğu gibi sallanıp yunusları izliyoruz. Normalde böyle bir aktivite turda olmamasına rağmen şans yüzümüze gülüyor. Ancak bir anda yakaladığımız minik şans piyangodan büyük ikramiyeye dönüşüyor. Bir anne ve yavru kambur balina çevremizde yüzmeye başlıyorlar. Tüm bot çığlık çığlığa gördüğümüz şeyin karşısında şoktayız. Bir süre sonra yavru, ergenliğin kendine verdiği yetkiye dayanarak dev cüssesiyle sudan çıkıp yüzeyde bize bir dans gösterisi sunuyor. Annesinin ilgini çekmek istercesine sürekli zıplayıp kendini suya atıyor. Bizler de bu mucizevi anlara tanıklık ediyoruz. 

Bir yandan programı aksayan kaptan gitmek isterken yaşadığımız şeyin gerçeküstülüğüyle tüm ekip ona kalma baskısı kuruyoruz. Yarım saate yakın bu muhteşem gösteriyi sunan anne ve çocuk balina okyanusun derin sularına dalıyorlar. “Plankton peşinde geldikleri bu sıcak sulardan belki evleri olan Antarktika’ya dönüş yolculuğuna başlıyorlardır.” diye düşünüyorum içimden.

Kaptan kontağı yeniden çeviriyor ve tam gaz parka doğru ilerliyoruz. Yine bir çıkarma operasyonuyla ayağımız karaya basıyor ve canlı belgeselimiz başlıyor. Rehberimiz çeşitli noktalara yanında taşıdığı tripod üstündeki dürbünle çeşitli hayvanları ve kuşları anlatıyor. Yanımızda ufak timsahların dolaştığı su birikintilerinde tukanları, papağanları inceliyoruz. Tepemizden farklı türlerde maymunların daldan dala atladığı uzun yürüyüşlerle geçiyor gün. Ödülümüz de bölgede yaşayan en büyük kara memelisi olan tapiri görmek oluyor. Saatlerdir balinasından tapirine bir belgesel kanalının içinde yaşıyormuşum gibi hissettiğim Corcovado, rehber kitaptakinde anlatıldığının çok daha ötesinde çıkıyor. Yürüyüşün sonlarında orman içinde yürürken yerde bir karaltı görüyoruz. 


Kosta Rika


Yaklaştıkça karaltıdan gelen viyaklamalar artıyor. Yerde yatan ve uluyan maymun yavrusu görüyoruz. Yeni doğmuş bir bebeğe benziyor. Rehberimiz kesinlikle dokunmamamızı, hayvanda bilmediğimiz bakteriler olabileceğini söylüyor. Geniş bir yaprak vasıtasıyla alıp yakındaki bir ağacın kovuğuna yerleştiriyor yavruyu. Tek yaptığı yoldan almak. Bu harekete anlam veremiyoruz ve neden bebeği kurtarmadığımızı soruyoruz. 

Gayet soğukkanlı olarak bebeği kurtarabilecek tek şeyin annesi olduğunu söylüyor. Parktan herhangi bir hayvanı herhangi bir nedenle çıkartmak yasak ve çok büyük cezası var. Öte yandan tüm bebekliklerini annelerinin göğsüne sarılıp tutunarak geçiren ve annesi ağaçtan ağaca geçerken sabit kalması gereken bu uluyan maymun yavrusunun düşerek dayanıklılık testini geçemediğini; bu nedenle de muhtemelen terk edildiğini anlatıyor. 

Yani bu bebek aslında doğal seçilimin saf bir örneği. Güçsüz olduğu için muhtemelen hayata veda edecek ve ona harcanacak daha güçlü olan bir maymun alacak. Bize garip gelen şey doğanın saf akışının bir parçası. Bu belgesel kanalında sadece iyi sonla biten hikâyeler yok, gerçek hikâyeler var. Doğa insanın bin yıllar boyunca kurduğu vicdani ve duygusal bağları silip geçip kendi kural ve düzenini devam ettiriyor. Bize de sadece içimizdeki garip hüzünle bu duruma şahitlik etmek düşüyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

RutaRuta

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Ormanın derinliklerinde: Kosta Rika

Kosta Rika, balinaların yolculuğu ve Corcovado keşfi.

02 Şub 2022

Kerimcan Akduman

YAZARLAR

Kerimcan Akduman

Turizm profesyoneli, yazar, fotoğrafçı. İstanbul'da doğdu, yetişti. Reklamcılık yapmaktan sıkılıp 1,5 sene dünyayı dolaştı. Eve dönüp öğrendikleriyle turizm sektörüne girdi. Dünyanın uzak bölgelerinde deneyim odaklı turlar düzenliyor.

Ruta

Ruta hayatını genelde yolda geçiren ve not tutmak yerine fotoğraf çeken bir adamın seyir defteri.

İLGİLİ OKUMALAR