aposto-logo
TR
TREN

Bambaşka biri: Nikola Jokić

Nikola Jokić, Denver Nuggets'ın kaderini nasıl değiştirdi?
Bambaşka biri: Nikola Jokić

NBA tarihinin en iyi takımlarından bazıları çok büyük liderlerin karizması etrafında şekillendi. Larry Bird, Kobe Bryant ve tabii ki Michael Jordan’ın eşi benzeri görülmemiş kazanma takıntıları ve dev egoları bazen takım arkadaşlarının ve rakiplerinin kendilerinden nefret etmesi pahasına takımlarını başarıya taşıdı. Peki başarının sırrı agresif ve çatışmacı bir liderlikten mi geçer, yoksa takım arkadaşlarını kendisi için değil, kendisiyle beraber oynamaya ikna ederek de bir lider ekibini zirveye çıkarabilir mi? İkinci seçeneğin mümkün olmadığını düşünüyorsanız, karşınızda Nikola Jokić.

Denver Nuggets tarihinin ilk şampiyonluğunu yaşarken, takımın lideri Nikola Jokić son yıllarda bir final serisinde ortaya konan en dominant performansı göstererek bu şampiyonluğu getiren oyuncu oldu. Peki Sırbistan’ın sadece 40.000 nüfuslu Sombor şehrinde doğup büyüyen ve biraz da kilo fazlası olan bir çocuk nasıl oldu da neredeyse 50 yıllık bir NBA takımının kaderini değiştirdi?

“Şişman çocuğa güvenmediler. Ama asla şişman çocuğa karşı bahse girmeyin.”  (Nikola Jokić, 2014 Draftı’nda 41. sıradan seçilmesiyle ilgili bugün ne düşündüğü sorulduğunda)

Beceri

Basketnews

Nasıl bir liderlik kalıbına girmiş olursa olsun, bir basketbolcunun takımın zirveye çıkarması için öncelikle üst düzey becerilere sahip olması şart. Zaman zaman bazı oyuncuların liderlik özellikleri basketbol becerilerinin önüne geçse de Nikola Jokić kesinlikle o oyunculardan biri değil. Bilakis o, basketbolun gördüğü en komple yetenek setlerinden birine sahip. 2.11’lik bir pivot olmasına rağmen NBA tarihinin en iyi oyun kurucularından bir tanesi haline geldi bile. Bunun yanında takımının sayıya ihtiyacı olduğunda ligin en büyük skorerlerinden birine dönüşebileceğini de gösteriyor. Ancak genç takımdaki koçunun ona verdiği öğüdü bir hayat felsefesi haline getirmiş: “Asist yaparsan iki kişi, sayı atarsan tek kişi mutlu olur”

Tabii ki basketbol becerisi tek başına takımı zirveye çıkarmak için yeterli değil. Bugün NBA’de süper yeteneklere sahip çok sayıda oyuncu olsa da hem basketbol becerileriyle hem de gösterdikleri liderlikle takımlarını başarıya taşıyan basketbolcu sayısı iki elin parmaklarını geçmez. İşte Nikola Jokić de bunu başarabilen az sayıdaki oyuncudan biri. Bunda basketbol becerisi tabii ki işin temelini oluşturuyor ama karakter özellikleri de asla geri plana atılmamalı.

Performans

Japan Times

Sporda liderlik denince, ister oyuncu ister antrenör olsun, sesi yüksek çıkan figürler her zaman öne çıkar. Bu, bizim gibi liderleri tarafından azarlanmaya alışmış toplumlar için belki daha da geçerli. Diğer taraftan ABD toplumu belki buna pek alışkın değil ama Amerikan sporlarında, özellikle de NBA’de bu tip figürlerin ilk akla gelenler olduğu bir gerçek. Kazanmayı takıntı haline getiren, bunun için her şeyi göze alan, hatta belki makyavelist olarak nitelendirilebilecek bir liderlik şekli. Ve sporda bu tip kişilikler normal hayatta olduğundan çok daha büyük saygıyla anılıyor. Bazen süper kahraman gibi lanse edildikleri de oluyor, ki aslında çok da yanlış bir bakış açısı değil. Çünkü bu, sıradan insanların etraflarında pek de görmeye alışkın olmadıkları bir zihinsel anomali. Kazanma takıntısından kaynaklanan sürekli kendini ve etrafındakileri kamçılama hali farklı bir takdiri tabii ki hak ediyor, ancak bu saplantılı ruh halinin sağlıklı olmadığı da bir gerçek. Çünkü gündelik hayatta bu şekilde davranan insanlara takılan sıfat süper kahraman değil, psikopat.     

Nikola Jokić’in bu tarz bir insan olmadığı malum. Tabii ki o da kazanmak için basketbol oynuyor ama bunu bir saplantı haline getirmiyor. Hatta basketbolla ilgili hiçbir şeyi takıntı haline getirmiyor. Dahası, basketbolun hayatındaki en önemli şey olmadığını, sadece iyi yaptığı bir şey olduğunu final serisinin ardından ESPN sunucusu Malika Andrews’a verdiği röportajda da açıkça söylüyor. Basketbol onun için keyifle yaptığı bir işten ibaret. Spot ışıklarının altında olmaktan da pek hoşlanmadığı beşinci maç bittikten hemen sonra ABC muhabiri Lisa Salters’a verdiği flaş röportajdan anlaşılıyor: 

—  “Nikola, şampiyonsunuz. Nasıl hissediyorsun?”

—  “İyi, iyi. İşi bitirdik, artık eve gidebiliriz.”   

Jokić bağırıp çağıran, çatışmacı bir tavırla takımına liderlik eden bir yıldız asla değil; tam tersine az konuşan ve sahadaki performansıyla arkadaşlarına örnek olan biri. Amerikan medyası ve spor kamuoyu sesi yüksek çıkmayan lider sporcular için bu tanımlamayı kullanmayı sever, hatta bunun biraz kolaya kaçmak olduğu bile söylenebilir. Örneğin Jokić’in takım arkadaşı Kentavious Caldwell-Pope da onu aynen bu şekilde tanımlıyor: “Oyunun her alanında tam bir profesyonel. Bunu sahada görmek herkesi onunla beraber oynamaya ve daha iyi olmaya teşvik ediyor.” 

Tabii ki bu şekilde tanımlanan ilk büyük basketbolcu Nikola Jokić değil. Ona benzer şekilde takımına liderlik eden basketbolcular arasında Tim Duncan, Kawhi Leonard ve Stephen Curry akla ilk gelen isimler. Az konuşan, çok iş yapan ve takımlarını zirveye taşımak için sahada her şeylerini bırakan, hepsi oynadıkları dönemde lige damgasını vurmuş basketbolcular.  

SI

Sessiz ve kendi halinde, duygularını dışa pek vurmayan bir karakter de olsa, Jokić’in duygusuz biri olmadığı açık. Final serisinin hem dördüncü hem de beşinci maçlarında aslında ne kadar rekabetçi bir oyuncu olduğunu duygularıyla da gösterdi. 

Dördüncü maçın son çeyreğinde maç ortadayken takım arkadaşı Bruce Brown’un, biraz da tartışmalı bir tercihle, isabete çevirdiği üçlükten sonra Jokić’in kenarda havlu sallayarak bunu kutladığı an kameralara yansıdı. Kameralara yansımayan şeyse Brown şutu atarken aslında oldukça sinirlendiği. “Şutu kaldırdığını gördüğümde onu yumruklamaya hazırlanıyordum, ancak soktu ve tabii ki bu beni çok mutlu etti.”

Beşinci maçtaysa Jokić’ten görmeye hiç alışkın olmadığımız bir an yaşandı ve dördüncü çeyrekte bir mola sırasında sinirli şekilde etrafına bağırıp çağırırken görüldü. Eh, her zaman son derece sakin olduğu bilinen insanlar bile bazen sinirlerine hâkim olamayabiliyor. Basketbolu sadece bir iş olarak gördüğünü söylese bile, Jokić’in kazanmayı ne kadar çok istediği sahada gösterdikleriyle anlaşılmıyorsa, herhalde bu duygusal anlarla net şekilde anlaşılmıştır.       

Ancak Jokić’in bu “az laf, çok iş” şiarının da liderlik vasıflarında tek başına ayırt edici olduğunu söylemek mümkün değil. 

Paylaşım

Nugg Love

Nikola Jokić’in liderlik özellikleri açısından NBA tarihinin diğer birçok yıldızından farklı olduğu bir şey varsa o da takım arkadaşlarını kendisi için oynamaya değil, kendisiyle beraber oynamaya teşvik eden oyun tarzı ve hayata bakışı. 

Bu anlamda NBA tarihinde kendisine en fazla benzeyen isim Los Angeles Lakers’ın efsane gardı Earvin “Magic” Johnson olsa gerek. Oyun tarzı itibariyle öncelikle takım arkadaşlarını oynatmaya odaklı, karakter itibariyle ise her zaman güler yüzlü ve etrafına “pozitif enerji” yayan Magic; basketbolda karizmatik liderliğin sadece maço tavırlardan ibaret olmadığını en iyi kanıtlayan oyuncuydu. 

Magic’in nasıl bir oyuncu olduğunu uzun uzun anlatmaya gerek yok. Ancak 35. ABD Başkanı John F. Kennedy’nin göreve başlama töreninde söylediği o ünlü “Ülkenizin sizin için ne yapabileceğini sormayın, ülkeniz için ne yapabileceğinizi sorun.” sözüne atıfla dediği “Takım arkadaşlarınızın sizin için ne yapabileceğini sormayın, takım arkadaşlarınız için ne yapabileceğinizi sorun” lafı saha içinde başarıya hangi formülle ulaşmak istediğini açık şekilde ortaya koyuyor.

Magic Johnson/Sportingnews

Bu sözü Johnson değil de Jokić söylemiş olsa çok şaşırtıcı olmazdı. Çünkü o da sahada her şeyden önce takım arkadaşlarını yükseltmek isteyen bir basketbolcu. Hatta sadece saha içinde değil saha dışında da. Finaller MVP’si ödülünü aldığında bunu kutlamaması sadece bireysel ödülleri çok umursamamasından veya sahne ışıklarını sevmemesinden değil, o ışıkların altında takımıyla beraber bulunmak istemesinden de kaynaklanıyor. Üstelik, ilginin büyük bölümünü toplamayı fazlasıyla hak edecek bir performans sergilemiş olsa bile. Bu hayat tarzı Jokić’i belki de Magic’ten ayıran en önemli özellik, çünkü Johnson’ın bir medya figürü olmayı oldukça sevdiği ve önemsediği bugün bile geçerliliğini koruyan bir gerçek. Belki de Los Angeles’ta olmanın bir yan etkisidir. 

Jokić saha içinde takımını ellerinin üstünde yukarı kaldırırken yine aynı Magic gibi saha dışında da son derece pozitif ve neşeli bir kişiliğe sahip, sempatik bir insan. Lakabının “Joker” yani şakacı olması sadece ismiyle yapılmış bir kelime oyunu değil, karakterine de yapılmış bir gönderme.

USA Today

Nikola Jokić’in tüm bu sporcu ve karakter özellikleri tek bir şeyi açığa çıkarıyor, ki bu bir takımın en üst seviyeye ulaşması için belki de en önemli kriter: Güven. Becerileri, performansı ve paylaşımcılığı takım arkadaşlarının Jokić’e güvenmesini sağlıyor. Ancak tabii ki bu güven, ona has bir kazanım değil, daha yüksek sesli ve çatışmacı liderlerin de elde edebileceği bir özellik. Ancak Jokić’e duyulan güven, “bu adama katlanırsak bizi başarıya ulaştırır” düşüncesiyle taban tabana zıt. Korkuyla değil, sevgiyle açığa çıkan bir saygı ve bundan kaynağını alan bir güven duygusu.       

NBA tarihinde çok farklı liderlerin zirveye çok farklı şekillerde çıktıklarını gördük. Bazıları “bana tutunun, sizi zirveye çıkaracağım. Ama düşerseniz arkama bakmam” diyerek başarıya ulaştı. Jokić gibi diğerleriyse “Koluma girin, beraber zirveye çıkacağız. Düşersek hep beraber düşeriz, ama birbirimizi yeniden ayağa kaldırırız” diyerek farklı bir liderlik sergiledi. Desteklediğiniz takımın hangi tarz bir lider tarafından yönetildiğini görmek istersiniz bilmem ama hangi liderle beraber oynamak isterdiniz sorusunun cevabını biliyorum.   

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

basketbol

pivot

Larry Bird

Kobe Bryant

Michael Jordan

Nikola Jokić

Denver Nuggets

Sırbistan

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto DosyaPunto Dosya

BÜLTEN SAYISI

ÜYELERE ÖZEL

🏀 Nikola Jokić, Denver Nuggets'ın kaderini nasıl değiştirdi?

Jokic'in beceri, performans ve paylaşıma odaklanan oyunu

17 Haz 2023

NBA

YAZARLAR

Berkhan Günaydın

Yazar @ Punto

Punto Dosya

Sporun müzik, eğlence, sanat ve popüler kültür arasındaki kesişimini inceleyen özel, multidisipliner dosyalar, keyifli ve bilgilendirici hikâyeler.

İLGİLİ OKUMALAR

;